“Evlat”
Rayihası gül,
Gülüşü cennet,
Hangi rüzgar nereye savurdu seni?
Ninnilerim kurudu, kör kaldı dualarım,
Kiminin duası kanla boyanmış,
Kiminin masalı küle bulanmış.
Taşların altında çok yürek kalmış,
Susarsak kara kaplı tarih yazarmış.
Ben Sevgiden Yana
Bir gün sustum,
çünkü kelimeler de yorulurmuş,
kalbin içinde konuşamayanlar gibi.
Elleri yoktu siz anlamazsınız
‘onlar çoktular, ben ise kalabalıktım.’
marttan sarkan bir sabahın ucuydu sanki her pencere
bir kâğıt gibi yırtılmıştı içimizden geçen şehirler
şehrin suçu büyüktü
suç nereye gömülür şimdi
Namluların ucunda asılı çocuk düşleri
karanlık güneşin gölgesinde atıyor yürekleri,
Yansımakta Tanyeri’ne
gölgelerin gözünden binlerce ahval, yankılanıyor menevişlerinden toprağa onca ahlar,
Ay tutkun!
Suskun!
Ne güzel hayal…
Bir ülke düşün:
Her sabah gökyüzüne umutla bakılan,
Her çocuğun doyduğu, her yaşlının huzurla yaşadığı,
Kimsenin kimseye üstünlük taslamadığı bir yer.
Bohem bir yalnızlık benimkisi.
Dağlar benim, ovalar da
mutluluğum da hüznüm de benim
Gökyüzü ilan ettim yüreğimi
Yedi kat kubbesi, us’um da benim.
Ruhunda binbir türlü rüzgarlar
Bugün dost görünür,
Yarın düşmanlar
Aslında, gözlerine yansır, ruhlarındaki
Boşluklar.
Kişiliği ne yaz onların, ne baharlar
Takmış destansı elmas gerdanlığını
Boynuna,
Bin dokuz yüz on beş’li.
Vatan sevgisini mühürlemiş bağrına,
Bir sabah
güneş henüz perdelere değmişti.
Kadın gözlerini açtı
ama o sabah




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!