Aşkın Tiyatrosu 9

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7466

ŞİİR


72

TAKİPÇİ

Aşkın Tiyatrosu 9

Aşkın Şehri Ordu
Aşk,
Ordu’da bahar sessiz başlar.
önce deniz yumuşar,
sonra çınarlar uyanır,
sonra rüzgâr hafifler,
ve en son insanın kalbi değişir.
o sabah senin yanında yürürken
bunu anladım.
dünya yerindeydi
ama anlamı değişmişti.
çünkü insan
sevdiği kişinin yanında yürüyünce
varlık hafifler.
güneş Karadeniz’in üstüne düşüyordu,
çınarlar gölge veriyordu,
ve sen
yanımda sessizce yürüyordun.
Gogol buna kaderin küçük şakası derdi,
Kafka kaçınılmaz bir başlangıç,
Dostoyevski ruhun itirafı,
Cemal Süreya aşk derdi.
ben ise
sadece sana baktım.
çünkü bütün felsefe
o anda gereksizdi.
sen vardın.
ve bu yeterdi.
çınarların altında durduk.
deniz kıyıya vurdu.
rüzgâr saçlarını hareket ettirdi.
ve içimde bir ışık doğdu.
sessiz,
nazik,
yavaş bir ışık.
Aşk,
aşk bazen fırtına gibi gelmez.
bahar gibi gelir.
insanı yıkmaz,
insanı korkutmaz,
sadece içine yerleşir.
o gün Ordu’da
bütün şehir bahardı.
ama benim içimde
sadece sen vardın.
akşam geldi.
deniz karardı.
çınarlar sustu.
ve şehir yavaşça geceye teslim oldu.
sen yanımdaydın.
ve karanlık
ilk kez huzurlu görünüyordu.
çünkü insan
sevdiği kişi yanındaysa
geceyi bile sevebilir.
rüzgâr hafifti.
deniz derindi.
ve senin nefesin
yanıma kadar geliyordu.
o an anladım:
yakınlık
aşkın en sessiz hâlidir.
sen bana baktın.
ben sustum.
ve ellerimiz
yavaşça birbirine yaklaştı.
küçük bir dokunuş.
ama büyük bir anlam.
çünkü dokunmak
iki insanın aynı kaderi kabul etmesidir.
o an
Kafka’nın karanlığı sustu,
Dostoyevski’nin mahkemesi dağıldı,
Gogol’ün absürtlüğü anlam kazandı,
Cemal Süreya’nın şiiri başladı.
ve gece
ilk kez aydınlandı.
sabah geldi.
deniz tekrar parladı.
çınarlar ışığı taşıdı.
ve şehir yeniden doğdu.
sen yanımdaydın.
ve bu
sonsuzluğun en sade hâliydi.
çünkü kavuşma
büyük sözlerle olmaz Ali.
aynı yolda yürümekle olur.
aynı güneşi paylaşmakla,
aynı sabaha uyanmakla,
aynı denize bakmakla.
ellerin elime değdi.
ve bu kez tuttum.
çünkü insan
kavuşmayı reddetmez.
deniz o an sustu.
çınarlar dinledi.
ve zaman yavaşladı.
çünkü aşk
zamanı incitir.
onu yumuşatır.
onu hafifletir.
Aşk,
deniz hafızadır.
dalgalar geçmişi taşır.
çınarlar hatıraları saklar.
ve insan
sevdiği kişiyi kalbinde büyütür.
o gün kıyıda otururken
denizin bize baktığını hissettim.
çünkü bazı aşklar
şehirlerin hafızasına yazılır.
Ordu bizi hatırlayacak.
deniz bizi hatırlayacak.
çınarlar bizi hatırlayacak.
çünkü aşk
yaşandığı yerde iz bırakır.
zaman geçti.
ama his değişmedi.
çünkü kader
bazen iki insanı aynı yolda yürütür.
ve o yol
hayat olur.
Aşk,
şimdi biliyorum:
bahar bir başlangıçtı,
gece bir yakınlıktı,
sabah kavuşmaydı,
deniz hafızaydı,
kader ise anlam.
ve aşk
bütün bunların içinden geçen
sessiz bir ışıktı.
Ordu’da deniz hep dalgalanacak.
çınarlar hep susacak.
zaman hep akacak.
ama seninle başlayan bu hikâye
kalbimde kalacak.
çünkü aşk
bir şehirde başlayabilir
ama bir insanın içinde
sonsuz olur.
Aşk

aşk
tüm zamanların içinden geçen
sessiz bir ışıktı
Ordu’da deniz hep dalgalanacak
çınarlar hep susacak
yıldızlar hep akacak
ama seninle başlayan aşk hikâyemiz
kalbimde kalacak
çünkü aşk
bir şehirde başlayabilir
ama bir insanın içinde
sonsuz olur
Aşk

aşk
yaşandığı yerde iz bırakır
zaman geçti
ama his değişmedi
çünkü kader
bazen iki insanı aynı yolda yürütür
ve o yol
hayat olur
Aşk

bahar bir başlangıçtı
gece bir yakınlıktı
sabah kavuşmaydı
deniz hafızaydı
kader ise anlam
ve aşk
bütün bunların içinden geçen
sessiz bir ışıktı
Aşk

bazı aşklar
şehirlerin hafızasına yazılır
Ordu bizi hatırlayacak
deniz bizi hatırlayacak
çınarlar bizi hatırlayacak
çünkü aşk
yaşandığı yerde iz bırakır
Aşk

Ordu diye bir şehir var.
Denizi konuşan,
çınarları susan,
gecesi düşünen bir şehir.
Ve o şehirde
iki insan yürür.
Biri kaderi düşünür,
biri aşkı hisseder.
Sonra anlarlar ki
ikisi de aynıdır.
Aşk

Bu aşk,
bir şehrin içinde başlayan
iki kalpte büyüyen bir aşkın
sonsuzluğa açılan felsefi yolculuğudur.
Ordu’nun denizi,
çınarların gölgesi,
gecenin sessizliği
ve sabahın aydınlığı
bu hikâyenin tanıklarıdır.
Aşkımız,
karanlık bir varoluş anlatısı değil,
aydınlık bir bilinç yolculuğudur.
Çünkü aşk,
insanı yıkmaz,
insanı yalnız bırakmaz
ve bazen
bir şehri bile anlamlı hâle getirir.
Aşk

Aşk, insanlık tarihinin en eski sorusudur.
Filozoflar varlığı tartıştı,
yazarlar kaderi anlattı,
şairler zamanı yazdı.
Ama aşk
hepsinin ortasında sessizce durdu.
Aşk

Aşk bir şehirde başlayabilir,
bir bakışta büyüyebilir,
bir dokunuşta derinleşebilir
ama asıl gücü
insanın içinde yaşamasıdır.
Aşk

Aşk, şimdi anlıyorum:
Bahar bir başlangıçtı,
gece bir yakınlıktı,
dokunuş bir itiraftı,
deniz bir hafızaydı,
zaman bir sınavdı,
kader ise bir kabuldü
ve aşk
bütün bunların içinden geçen
sonsuz bir ışıktı.
Ordu’da deniz hep dalgalanacak,
çınarlar hep büyüyecek,
şehir hep yaşayacak
ama bu hikâye
iki insanın kalbinden
sonsuzluğa akacak.
Aşk

deniz griydi
gökyüzü açık
çınarlar sessizdi
sen yanımda yürüyordun
hiçbir şey söylemiyorduk
ama her şey konuşuyordu
rüzgâr
dalga
yol
şehir
zaman
Aşk

aşk
bir şehirde başlar
bir dokunuşta büyür
bir bakışta derinleşir
ve bir kalpte
sonsuz olur
Aşk

DENİZ
deniz griydi
gökyüzü açık
çınarlar sessizdi
sen yanımda yürüyordun
hiçbir şey söylemiyorduk
ama her şey konuşuyordu
rüzgâr
dalga
yol
şehir
zaman

aşk
bir şehirde başlar
bir dokunuşta büyür
bir bakışta derinleşir
ve bir kalpte
sonsuz olur

aşk
bir şehirde başlar
bir dokunuşta büyür
bir bakışta derinleşir
ve bir kalpte
sonsuz olur

Ordu diye bir şehir var.
Denizi konuşan,
çınarları susan,
gecesi düşünen bir şehir.
Ve o şehirde
iki insan yürür.
Biri kaderi düşünür,
biri aşkı hisseder.
Sonra anlarlar ki
ikisi de aynıdır.

aşk
bir şehirde başlar
bir dokunuşta büyür
bir bakışta derinleşir
ve bir kalpte
sonsuz olur

aşk
bir şehirde başlar
bir dokunuşta büyür
bir bakışta derinleşir
ve bir kalpte
sonsuz olur
Aşk

aşk büyük değildir
ama insanı büyütür
aşk gürültülü değildir
ama kalbi doldurur
aşk görünmez
ama bütün dünyayı değiştirir
Ordu’da bunu öğrendim
seninle
denizin yanında
çınarların altında
gecenin içinde
Aşk

İnsan
sevdiği kişinin mahkûmu olmaktan
şikâyet etmez.
Çünkü en güzel esaret
aşktır
ve Ordu
o esaretin şehridir.
Aşk

arzu
mantığı dinlemez
çınarların altında durduk
gölge ağırdı
sanki ağaçlar
bütün günahları saklıyordu
sen bana baktın
uzun
derin
ve o bakışta
bir öpüşün gölgesi vardı
ben sustum
çünkü bazı arzular
söylenirse suç olur
Aşk

belki de gerçeklik yoktur
sadece sen varsındır
Aşk

rüzgâr saçlarını dağıttı.
ben sana baktım.
uzun.
derin.
ve içimde iki ses konuştu:
biri dedi ki:
“yaklaşma, bu seni yakar.”
diğeri dedi ki:
“yaklaş, bu seni yaşatır.”
ve sen bana yaklaştığında
ikinci ses kazandı.
çünkü arzu
korkudan daha güçlüdür.
ve aşk
mantığın en büyük düşmanıdır.
Aşk

çınarların altında durduk.
gölge ağırdı.
hava sıcak.
tenin yakındı.
o an
dünya küçüldü.
sadece sen kaldın.
sen bana baktın.
o bakışta
bir öpüşün gölgesi,
bir günahın sıcaklığı,
bir aşkın kaderi vardı.
ben sustum.
çünkü bazı bakışlar
bir ömre bedeldir.
Aşk

ellerin elime değdi.
o an
deniz sustu.
şehir durdu.
zaman kırıldı.
parmakların
parmaklarımın arasına yerleştiğinde
içimde bir yangın büyüdü.
sessiz,
derin,
kaçınılmaz.
çünkü insan
sevdiği kişinin tenine dokunduğunda
artık geri dönemez.
o dokunuş
bir kapıdır.
ve o kapıdan giren
eski hayatına dönemez.
Aşk

ellerin elime değdi.
o an
deniz sustu.
şehir durdu.
zaman kırıldı.
parmakların
parmaklarımın arasına yerleştiğinde
içimde bir yangın büyüdü.
sessiz,
derin,
kaçınılmaz.
çünkü insan
sevdiği kişinin tenine dokunduğunda
artık geri dönemez.
o dokunuş
bir kapıdır.
ve o kapıdan giren
eski hayatına dönemez.
Aşk

başını omzuma yasladın.
nefesin boynuma değdi.
yavaş.
sıcak.
yakıcı.
o an
içimde bir mahkûm ağladı.
çünkü aşk
özgürlük değil,
seçilen bir esarettir.
ama insan
sevdiği kişinin esiri olmaktan
hiç korkmaz.
aksine
orada huzur bulur.
Aşk

Ordu bir labirente dönüştü.
deniz çıkışları sakladı,
çınarlar yolları kapattı,
gece bizi içine aldı.
ve biz
o labirentin ortasında kaldık.
iki kalp,
iki yalnızlık,
iki suskun arzu.
ve tek bir kader.
sen bana yaklaştın.
ben sana yaklaştım.
ve labirent kapandı.
Aşk

dudakların yaklaştı.
çok az.
çok yavaş.
çok tehlikeli.
o an
zaman sustu.
çünkü bazı yakınlıklar
bir öpüşten daha derindir.
bazı arzular
sadece nefesle yaşar.
ve bazı aşklar
dokunmadan bile yanar.
gece bizi sakladı.
deniz bizi dinledi.
çınarlar suskun kaldı.
ve dünya
ilk kez bu kadar sessiz oldu.
Aşk

sabaha doğru
deniz maviye döndü.
çınarlar ışık taşıdı.
şehir yeniden kuruldu.
ama içimizdeki gece bitmedi.
çünkü bazı aşklar
gündüz bile karanlıktır.
sen gülümsedin.
ben o gülüşte
kurtuluşu gördüm.
ve anladım:
aşk bazen suçtur,
bazen rüyadır,
bazen absürttür,
bazen kaderdir.
ama her hâlinde
insanı yaşatan tek şeydir.
Aşk

Aşk,
Ordu artık bir şehir değil.
bir mahkeme,
bir labirent,
bir rüya,
bir ateş.
ve o ateşin içinde
iki insan yürüyordu.
biri sen,
biri ben.
ve dünya
biz yürüdükçe anlam kazanıyordu.
çünkü aşk varsa
absürt bile güzeldir.
çünkü aşk varsa
karanlık bile aydınlıktır.
çünkü aşk varsa
insan yaşamaya razı olur.
ve Ordu
o aşkın en sessiz,
en karanlık,
en ateşli şehridir.
Aşk

Gece ve Mahkeme
Ordu’da gece ağırdı Aşk,
deniz karanlığı kıyıya bırakıyor,
çınarlar gölgeleri saklıyor,
şehir kendi sessizliğini dinliyordu.
ve ben
senin yanında yürürken
kendi kalbimin mahkemesine çıkıyordum.
çünkü insan
sevdiği kişiye yaklaştığında
ilk önce kendini yargılar.
suçum şuydu:
sana bakmak.
suçum şuydu:
sana yaklaşmak.
suçum şuydu:
seni istemek.
ve hâkim de bendim,
sanık da bendim,
mahkûm da.
Aşk

Absürt Şehir
sokak lambaları eğilmişti,
deniz sanki konuşacak gibi duruyordu,
çınarlar gölgeleri birbirine karıştırıyordu.
Ordu o gece
bir şehir değil,
bir rüyaydı.
ve rüyalar
mantık kabul etmez.
sen koluma girdiğinde
bir kedi aniden yolumuzu kesti,
dalgalar garip bir ritimde kırıldı,
ve dünya biraz eğildi.
ben düşündüm:
belki de gerçeklik yoktur,
sadece sen varsındır.
çünkü insan
sevdiği kişiye dokununca
evren değişir.
Aşk

İç Çatışma
rüzgâr saçlarını dağıttı.
ben sana baktım.
uzun.
derin.
ve içimde iki ses konuştu:
biri dedi ki:
“yaklaşma, bu seni yakar.”
diğeri dedi ki:
“yaklaş, bu seni yaşatır.”
ve sen bana yaklaştığında
ikinci ses kazandı.
çünkü arzu
korkudan daha güçlüdür.
ve aşk
mantığın en büyük düşmanıdır.
Aşk

Çınarlar Altında
çınarların altında durduk.
gölge ağırdı.
hava sıcak.
tenin yakındı.
o an
dünya küçüldü.
sadece sen kaldın.
sen bana baktın.
o bakışta
bir öpüşün gölgesi,
bir günahın sıcaklığı,
bir aşkın kaderi vardı.
ben sustum.
çünkü bazı bakışlar
bir ömre bedeldir.
Aşk

Dokunuş
ellerin elime değdi.
o an
deniz sustu.
şehir durdu.
zaman kırıldı.
parmakların
parmaklarımın arasına yerleştiğinde
içimde bir yangın büyüdü.
sessiz,
derin,
kaçınılmaz.
çünkü insan
sevdiği kişinin tenine dokunduğunda
artık geri dönemez.
o dokunuş
bir kapıdır.
ve o kapıdan giren
eski hayatına dönemez.
Aşk

Karanlık Ateş
başını omzuma yasladın.
nefesin boynuma değdi.
yavaş.
sıcak.
yakıcı.
o an
içimde bir mahkûm ağladı.
çünkü aşk
özgürlük değil,
seçilen bir esarettir.
ama insan
sevdiği kişinin esiri olmaktan
hiç korkmaz.
aksine
orada huzur bulur.
Aşk

Labirent
Ordu bir labirente dönüştü.
deniz çıkışları sakladı,
çınarlar yolları kapattı,
gece bizi içine aldı.
ve biz
o labirentin ortasında kaldık.
iki kalp,
iki yalnızlık,
iki suskun arzu.
ve tek bir kader.
sen bana yaklaştın.
ben sana yaklaştım.
ve labirent kapandı.
Aşk

Yakınlık
dudakların yaklaştı.
çok az.
çok yavaş.
çok tehlikeli.
o an
zaman sustu.
çünkü bazı yakınlıklar
bir öpüşten daha derindir.
bazı arzular
sadece nefesle yaşar.
ve bazı aşklar
dokunmadan bile yanar.
gece bizi sakladı.
deniz bizi dinledi.
çınarlar suskun kaldı.
ve dünya
ilk kez bu kadar sessiz oldu.
Aşk

Sabah
sabaha doğru
deniz maviye döndü.
çınarlar ışık taşıdı.
şehir yeniden kuruldu.
ama içimizdeki gece bitmedi.
çünkü bazı aşklar
gündüz bile karanlıktır.
sen gülümsedin.
ben o gülüşte
kurtuluşu gördüm.
ve anladım:
aşk bazen suçtur,
bazen rüyadır,
bazen absürttür,
bazen kaderdir.
ama her hâlinde
insanı yaşatan tek şeydir.
Aşk

Son
Aşk,
Ordu artık bir şehir değil.
bir mahkeme,
bir labirent,
bir rüya,
bir ateş.
ve o ateşin içinde
iki insan yürüyordu.
biri sen,
biri ben.
ve dünya
biz yürüdükçe anlam kazanıyordu.
çünkü aşk varsa
absürt bile güzeldir.
çünkü aşk varsa
karanlık bile aydınlıktır.
çünkü aşk varsa
insan yaşamaya razı olur.
ve Ordu
o aşkın en sessiz,
en karanlık,
en ateşli şehridir.
Aşk

Çünkü Aşk
Aşk,
Ordu artık bir şehir değil.
bir mahkeme,
bir labirent,
bir rüya,
bir ateş.
ve o ateşin içinde
iki insan yürüyordu.
biri sen,
biri ben.
ve dünya
biz yürüdükçe anlam kazanıyordu.
çünkü aşk varsa
absürt bile güzeldir.
çünkü aşk varsa
karanlık bile aydınlıktır.
çünkü aşk varsa
insan yaşamaya razı olur.

ve Ordu
o aşkın en sessiz,
en karanlık,
en ateşli şehridir.

ve Ordu
o aşkın en sessiz,
en karanlık,
en ateşli şehridir.

çınarların altında durduk.
gölge ağırdı.
hava sıcak.
tenin yakındı.
o an
dünya küçüldü.
sadece sen kaldın.
sen bana baktın.
o bakışta
bir öpüşün gölgesi,
bir günahın sıcaklığı,
bir aşkın kaderi vardı.
ben sustum.
çünkü bazı bakışlar
bir ömre bedeldir.

ve Ordu
o aşkın en sessiz,
en karanlık,
en ateşli şehridir.

ve Ordu
o aşkın en sessiz,
en karanlık,
en ateşli şehridir.
Aşk

Gece sessizdi Aşk,
deniz kendi acısını kıyıya bırakıyordu,
çınarlar rüzgârla konuşuyor,
dünya yavaşça sönüyordu
ve ben düşündüm:
İnsan neden sever?
Çünkü irade ister,
çünkü kalp açtır,
çünkü vücut yalnızdır.
Aşk

sana baktım
gözlerin derindi
ve o derinlikte huzur vardı
çünkü insan
sevdiği kişide kurtuluşu arar
ve kurtuluş
belki bir unutuluş
ve o unutuluşun adı
aşktır
Aşk

dünya
acıyla doludur
ve aşk
o acının içindeki tek yumuşak gölgedir
uzun
sessiz
kalıcı
ve güzel
Aşk

İnsan
sevdiği kişide kendini arar
ve kendini bulan insan
artık eskisi gibi yaşayamaz.
Aşk

İnsan sevdiğinde
kendi zincirlerini kırmak isterse
kalp yeni zincirlerinden vazgeçemez ve
irade
her şeyi sevgiliye götürür.
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 5.04.2026 23:04:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!