Seni anlatmaya nereden başlamalı bilmiyorum..
Hangi kelime senin ruhunun o uçsuz buçaksız derinliğini karşılar?
Aşk dedikleri, sadece bir isimden mi ibarettir,
Yoksa her nefes alışta göğüs kafesinin altında çarpan o deli kuş mu?
Ben seni, dünyanın bütün gürültüsünü susturup,
Sadece kalbinin sesini dinleyecek kadar derin sevdim.
Biliyorum;
Aşk, bazen bir sonbahar akşamında üşümektir,
Bazen de zemherinin ortasında tek bir gülüşle ısınmak...
Seni sevmek, bir ömrü tek bir ana sığdırmak gibi;
Zaman akıp giderken, senin olduğun o karede donup kalmak.
Herkes "geçer" derken, benim içimde her gün biraz daha büyümendir aşk.
Hatırlıyor musun?
İlk bakışın, bin yıllık bir uykudan uyandırmıştı ruhumu.
O günden beri ben, eski ben değilim artık.
Sanki eksik bir yapbozun parçasıymışım da,
Sen gelince tamamlanmışım, yerimi bulmuşum gibi.
Seni sevmek, sadece bir duygu değil;
Bir eve dönme hali, bir aidiyet, bir sonsuz huzur limanıdır.
Aşk dediğin, sadece iyi günde el ele tutuşmak değildir elbet.
Aşk; fırtına koptuğunda, gemi su aldığında,
Gözlerinin içine bakıp "Korkma, ben buradayım" diyebilmektir.
Karanlık bastığında mum olmak değil,
Gerekirse kendi ruhunu yakıp onun yolunu aydınlatmaktır.
Ben seni, kendimden vazgeçecek kadar,
Ama seninle yeniden doğacak kadar çok sevdim.
Düşünsene...
Yıllar geçecek, saçlarımıza karlar düşecek belki,
Yüzümüzdeki her çizgi bir hatıranın imzasını taşıyacak.
Ama sana olan bakışım hiç değişmeyecek;
O ilk günkü heyecan, o ilk günkü masumiyetle kalacak kalbimde.
Çünkü aşk, yaşlanan bedende hiç yaşlanmayan tek mucizedir.
Sen benim yaşlanmayan baharım, hiç solmayan çiçeğimsin.
Bazen uzaklıklar girer araya, bazen dilsiz ayrılıklar...
Ama gerçek sevgi, mesafeleri birer birer yutar kanka.
Senin adın benim dilimde bir zikir gibi,
Gözlerin ise pusulam, yolumu kaybettiğimde sığındığım tek ışık.
İnsan bir kere yanmışsa bu ateşte,
Artık üşümesi imkânsızdır; çünkü o ateş artık ruhunun bir parçasıdır.
Sana olan aşkım;
Bir şairin bitiremediği en uzun şiiri,
Bir müzisyenin notalara dökemediği o en hüzünlü bestesidir.
Öyle büyük, öyle sığmaz ki kalıplara;
Sözlükler kifayetsiz kalır, lügatler boynunu büker.
Ben seni anlatmaya kalksam, mürekkep biter, kağıt solar,
Ama benim sana olan sevdamın sonu gelmez.
Şimdi kapat gözlerini ve hisset...
Havadaki o kokuyu, rüzgârın tenine dokunuşunu...
İşte o benim, senin etrafında dönen pervanenim.
Sen bir adım atsan, ben fersah fersah koşarım sana.
Çünkü sen sadece sevgilim değil,
Ruhumun aynası, yaralarımın merhemi, dualarımın karşılığısın.
Yeminim olsun ki;
Gökyüzündeki son yıldız sönene kadar,
Yeryüzündeki son nehir kuruyana kadar,
Ve bu can, bu bedende son nefesini teslim edene kadar;
Ben senin adını kalbimin en kutsal köşesinde taşıyacağım.
Seni sevmek, benim bu dünyadaki en büyük görevim,
En büyük onurum ve en tatlı çilem olacak.
Aşk dediğin nedir ki kanka?
Aşk, "sen" olduğun sürece anlamlıdır.
Sen yoksan dünya dilsiz, sen yoksan renkler solgun.
Sen varsan, hayat bir bayram sabahı tadında.
İyi ki geçtin bu dünyadan, iyi ki değdin kalbime;
Seni, sevginin de ötesinde,
Hücrelerimin her zerresine kadar mühürledim.
Kayıt Tarihi : 30.05.2026 22:18:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!