Bilmem ki ben neredeyim bu cihan üzere,
Gönlüme cismi ilim, ilmi cisim eyledim.
Yanarken aldım yanıma furqandan üzere,
Kuranı kendime, ateşe odun eyledim.
Küffara selamdır, mümine küfürdür zikrim.
Hak sırrın dosta yâd ettim.
Bir piri anıp şâd ettim.
Ey gönül ahuzar ettim.
Yanardım yâr ne eyleyim?
Sırrı diyen biliversin,
Mehtabın niyaza parladığı gün,
Arş Allahu ekber sesiyle doldu.
Süngülerin kana doyduğu o gün,
Vatan şehidimin alıyla doldu.
Yıldızlar secdeye kapandı durdu.
Kelamın vechimden sakınır, ey cife-i eftal.
Hazer kıl ardımdan gelme bî-vefâyı haşerat.
Mazharı gufran Hak'tan dile kevaşeyi pâymal.
Âşık Şah-ı Kebirem sense muhanet-i murtat
Âşık Şah-ı Kebir
Muhabbet cânı cânân eyler.
Muhabbet sözü Sultân eyler.
Yedi iklime Sultan olsan,
Kabirde seni mihmân eyler.
Aşk yolundan sapanlar gördüm.
Benim meşrebim gülmektir.
Gülün özünü bilmektir.
Sözüne anlam biçmektir.
Maksud dikeni görmekmiş.
Nefsime köle olmuşum.
Eğme başın Pîr'im sensin âlem.
Sensin bu kâtibîn levh-i kalem.
Eğnine ağmaya ab-ı efsun.
Dide-i ihsânım Pîr-i mecnun.
Bir Şah tanır idim, yüreği densiz.
Gözleri gönülden, hali belirsiz.
Yanmaya yer arar, acunda sessiz.
Bu yol sessiz, bugün sessiz, Pir sessiz.
Çekme elini cihandan hünkarım.
Hayatı yalan olana hakikati sunsan yalandır.
Hakikat senin benim değil, bizim olana ayandır.
Benlik davasına kapılan, kibre küfüre beyandır.
Hayatın anlamı bir ise vârın kilidi kurandır.
Âşk âşıkın mâşuka bakıp, özlem çekmesi değildir.
Umut dolar da taşar idim.
Murad için salât mı gerek.
Beyaz kağıda sütten çizdim.
Salât ile bilmek mi gerek.
Gezdim yirmi yıl gönüllerde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!