Kimileri tarih yazar altın harflerle,
kimileri kalplere yazılır içtenlikle…
gönlümüze akseden sevdalarla yaşarken,
zulme uğrayan biçareler gibi kaldık.
Ama biz;
Bilmez misin sevgili, aşk bir ömrü tüketir,
Hüzünlü bir sevdanın, yollarına mahkumum.
Sitem dolu yüreğim, hatıranı çökertir
Artık beni sarmayan, kollarına mahkumum.
Yaklaşınca solardım, gülüşünden utanıp,
Canım daraldı bu akşam, sokaklar coşkundu;
Dolaşayım dedim cadde de, her şey suskundu.
Yürürken taşla döşeli ıslak kaldırımdan,
Korunmak için bir yer aradım yıldırımdan..
Derken bir kahve çıktı, gecekondu dibinde,
Kimse bilmez halimi, her gün sönen umutla,
Aldığım nefesleri, veriyorum durmadan.
Mahşerin eşiğinde, aldığım her komutla,
Bu hayatın sonuna, yürüyorum durmadan.
Uyutulmuş hakikat, ninni oldu kulakta,
Geçerim zaman gibi, dururum bir bakışla
Ne saat ne dakika, ne de bir hazânım var,
Dönmem bir kez bakmaya, geçerim hep akışla
Zamanla yaralanmış, kükreyen bir yanım var.
Her sabah kayboluyor, karanlık gözlerimde,
Öyle bir zaman vardı ki,
semanın rüzgârla konuştuğu,
toprağın secdeye durduğu
bir vakit...
atların nal sesinde yankılanırdı ferman,
ve çocuklar...
Zerâfetle yoğrulmuş, mahsun gözleri vardı,
Gönlünde ki sevdayla, bahr-i ummân’ı sardı,
Kalbe nazâr edince, kışlar bahara erdi
Her bakışı kalbimi, sevda gibi yakardı.
Gecemde kandil idi, sabahımda bir güneş,
Zulüm ile yoğrulmuş bin asırlık milletiz,
Hak diyen kalbimizle, gönlümüzle vardık biz!
Bir vefa umuduyla zulüm gören ümmetiz,
Her baharda neşeyle, yürekleri sardık biz!
Yok ettiler inancı, medeniyet diyerek,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!