Sustum artık, sözlerim, zehr-i gamla örüldü,
Ruhun yandığı yerde, savrulan bir kül vardı.
Bir âhın yankısıyla, gül dererken görüldü,
Ateş-i aşk içinde, gözümüzde sel vardı.
Aşkın serv-i revanım, bak şimdi güle dönük,
Ruhu, ince ve zarif, kibardı hep sözleri,
Esrarengiz sesini, kısıp gitti anamız,
Uzaklarda kalınca, ıslanırdı gözleri,
Köşesine çekilip, pusup gitti anamız.
Sofralar kurardı hep, misafire yetmezdi,
Taktığı maskeyle şiirler yazan,
Sımsıcak havada, buz olur gider.
Maskesi düşünce, herkese kızan,
Sahte duygularla, toz olur gider.
İçinde öz yoktur, dışı cilalı
Menfaat çıkar için zulme boyun eğenin,
İman nuru görmemiş, yüzlerine tükürün.
Hak bildiği yolları, dalalete boğanın,
Her an yalan konuşan, sözlerine tükürün.
Günahta yarış eder, bakmaz asla yaşına,
Gönülsüz bir yâre ederken vedâ,
Zalimin elini tutmuş gibiydin!
Ne yüzünde nur var, ne sözde edâ,
Soğuk kışta buzu, yutmuş gibiydin!
Bakışı yalanla her an süslenir,
Kör kuyuda kaldıkça, umut biter tükenir,
Çığlıklar boğazımda, sesler içerden gelir
Yalancıya alkış var, dürüstler hep gücenir
Bu milletin malını, çalanlardan usandık.
Şatafatla sarılmış, içi boş nice kafes,
Vicdanım ağlayıp, gözüm gülerken,
Sahte sevgi, sahte gülden utandım.
Bu aşk ve sevdanın, sonu gelirken.
Dost diyen yalancı, dilden utandım.
Gülen göz görmedim sevgiyle bakan,
Sana yazmıştım bu aşk şiirini,
Yazarken titreyen, eller utansın!
Hiç bilemediğim güzel yerini,
Bana sırdaş eden, diller utansın!
Her gece yaşarken kara sevdâyı,
Hazan olurken bahar, mevsimler aktı geçti,
Nice aşklar içinde, sevdanın vakti geçti.
Zaman değirmen gibi, dönerken ekti geçti,
Ağlarken sessiz sessiz, zalimler baktı geçti.
Esen rüzgârla bitti, gülün ömrü aniden,
Ateşler içindeyim, yanıyorum bir gözle,
Vefasız sevdalardan, artık kaçıyorum ben!
Bu sırlar âleminde, yaşıyorum bir sözle,
Açılmayan sırları, şimdi açıyorum ben!
Kimler vardır dünyada, bilinmez sırra mazhar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!