Bir damla rahmeti, bana çok gördün,
Kalpte ki yaraya, iz deme bari.
Gönlüm yanar iken, hep yere serdin,
Yaktığın ateşe, köz deme bari.
Söz vardır, manası gayet derinde,
Söz insanın, insan sözün esiri,
Söz vardır, konuşur günün birinde,
Söz insanın, insan sözün esiri,
Söz vardır, kalplerin gerçek yüzüdür,
Sustum artık, sözlerim, zehr-i gamla örüldü,
Ruhun yandığı yerde, savrulan bir kül vardı.
Bir âhın yankısıyla, gül dererken görüldü,
Ateş-i aşk içinde, gözümüzde sel vardı.
Aşkın serv-i revanım, bak şimdi güle dönük,
Menfaat çıkar için zulme boyun eğenin,
İman nuru görmemiş, yüzlerine tükürün.
Hak bildiği yolları, dalalete boğanın,
Her an yalan konuşan, sözlerine tükürün.
Günahta yarış eder, bakmaz asla yaşına,
Kör kuyuda kaldıkça, umut biter tükenir,
Çığlıklar boğazımda, sesler içerden gelir
Yalancıya alkış var, dürüstler hep gücenir
Bu milletin malını, çalanlardan usandık.
Şatafatla sarılmış, içi boş nice kafes,
Sana yazmıştım bu aşk şiirini,
Yazarken titreyen, eller utansın!
Hiç bilemediğim güzel yerini,
Bana sırdaş eden, diller utansın!
Her gece yaşarken kara sevdâyı,
Hazan olurken bahar, mevsimler aktı geçti,
Nice aşklar içinde, sevdanın vakti geçti.
Zaman değirmen gibi, dönerken ekti geçti,
Ağlarken sessiz sessiz, zalimler baktı geçti.
Esen rüzgârla bitti, gülün ömrü aniden,
Ateşler içindeyim, yanıyorum bir gözle,
Vefasız sevdalardan, artık kaçıyorum ben!
Bu sırlar âleminde, yaşıyorum bir sözle,
Açılmayan sırları, şimdi açıyorum ben!
Kimler vardır dünyada, bilinmez sırra mazhar,
Ey Sâkî, sun şarabı, kadehte olsun visâl,
Kalmasın yüreğimde, ne elem, ne de melâl.
Her yudumunda bir düş, her nefeste bir hayâl,
Bir akşam vakti gibi kalbime doğsun hilâl.
Gurbetle savrulur yâr hayâliyle nevbahar,
Kaş çatmadan bakan o duru göze,
Ne bir naz vururdu, ne kibir öze.
Bir selam yeterdi o sırlı söze,
Mânâ ile bakan göze vurgunum.
Yükü omuzlayıp şekvâ etmeyen,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!