Gökyüzü karardı, kirlendi bulutlar
Çiçekler sarardı soldu umutlar
Ayrılık başladı, hicranlı soluklar
Gönlüm aşkından yanarken gel,
Ya Nebi! Ne gamdır ki, yüreğim kan içinde,
Yanan şu kalbim her gün bir elemin hiçinde!
Kaçtım öz benliğinden, dilek yüklü kervâna,
Ne bir mekana sığdım, ne de kandım zamâna.
Sabret artık gönül, gam ile yanma
Her zulmün sonunu, yâr eden vardır.
Dikenle yoğrulan güllere kanma,
Dikeni güllerle, var eden vardır.
Zâhirde yâr olan çoktur ey cânan,
Bir dert olup yaktın kalpte sızımı,
Aşkı ve sevdayı, çekemedim hiç!
Yıktım hayalleri, sildim yazımı,
Yaşlı gözlerine bakamadım hiç!
Bahçemde rengarenk, güllerim soldu,
Ufuklar yeniden ağarıyor az ilerde
Maziden hatıralar gelirken perde perde
Esiyordu her tarafta buram buram rüzgar,
Rengarenk çiçeklerle yaşıyoruz bir bahar.
Bilmez misin sevgili, aşk bir ömrü tüketir,
Hüzünlü bir sevdanın, yollarına mahkumum.
Sitem dolu yüreğim, hatıranı çökertir
Artık beni sarmayan, kollarına mahkumum.
Yaklaşınca solardım, gülüşünden utanıp,
Canım daraldı bu akşam, sokaklar coşkundu;
Dolaşayım dedim cadde de, her şey suskundu.
Yürürken taşla döşeli ıslak kaldırımdan,
Korunmak için bir yer aradım yıldırımdan..
Derken bir kahve çıktı, gecekondu dibinde,
Kimse bilmez halimi, her gün sönen umutla,
Aldığım nefesleri, veriyorum durmadan.
Mahşerin eşiğinde, aldığım her komutla,
Bu hayatın sonuna, yürüyorum durmadan.
Uyutulmuş hakikat, ninni oldu kulakta,
Geçerim zaman gibi, dururum bir bakışla
Ne saat ne dakika, ne de bir hazânım var,
Dönmem bir kez bakmaya, geçerim hep akışla
Zamanla yaralanmış, kükreyen bir yanım var.
Her sabah kayboluyor, karanlık gözlerimde,
Zerâfetle yoğrulmuş, mahsun gözleri vardı,
Gönlünde ki sevdayla, bahr-i ummân’ı sardı,
Kalbe nazâr edince, kışlar bahara erdi
Her bakışı kalbimi, sevda gibi yakardı.
Gecemde kandil idi, sabahımda bir güneş,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!