Kesilirim taş gibi uçurumda her beden,
Sırtımda kambur gibi vicdanların ahı var.
Direnirim söz gibi her suskunluğa neden?
Gönlümdeki sancıda, gözlerin günahı var.
Yol yutan çığlıklarda ezgiler donuk şimdi,
Ey Sâkî, sun şarabı, kadehte olsun visâl,
Kalmasın yüreğimde, ne elem, ne de melâl.
Her yudumunda bir düş, her nefeste bir hayâl,
Bir akşam vakti gibi kalbime doğsun hilâl.
Gurbetle savrulur yâr hayâliyle nevbahar,
Kaş çatmadan bakan o duru göze,
Ne bir naz vururdu, ne kibir öze.
Bir selam yeterdi o sırlı söze,
Mânâ ile bakan göze vurgunum.
Yükü omuzlayıp şekvâ etmeyen,
Gökyüzü karardı, kirlendi bulutlar
Çiçekler sarardı soldu umutlar
Ayrılık başladı, hicranlı soluklar
Gönlüm aşkından yanarken gel,
Ya Nebi! Ne gamdır ki, yüreğim kan içinde,
Yanan şu kalbim her gün bir elemin hiçinde!
Kaçtım öz benliğinden, dilek yüklü kervâna,
Ne bir mekana sığdım, ne de kandım zamâna.
Açıldı sır perdesi canlara düştüm yâ Rab!
Yanıp dağlandı sinem kinlere düştüm Yâ Rab!
Sükutum incelendi bir hat gibi zamanla
Her çizgi bir duâyı dinlere düştüm Yâ Rab!
Sabret artık gönül, gam ile yanma
Her zulmün sonunu, yâr eden vardır.
Dikenle yoğrulan güllere kanma,
Dikeni güllerle, var eden vardır.
Zâhirde yâr olan çoktur ey cânan,
Bir dert olup yaktın kalpte sızımı,
Aşkı ve sevdayı, çekemedim hiç!
Yıktım hayalleri, sildim yazımı,
Yaşlı gözlerine bakamadım hiç!
Bahçemde rengarenk, güllerim soldu,
Şöhretin gölgesi sığ düşüncede,
Sözleri kalbine, diziver artık.
Süslenmiş mısralar, bir bilmecede,
Şiirin hasını, yazıver artık.
Kafiye sıraya girmiş tek ayak,
Ufuklar yeniden ağarıyor az ilerde
Maziden hatıralar gelirken perde perde
Esiyordu her tarafta buram buram rüzgar,
Rengarenk çiçeklerle yaşıyoruz bir bahar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!