Gönül ki, yâr aşkından, hep nâlân-ı giryandır,
Bir âh ile tutuşmuş, her lahzası seyrandır,
Ne bâğ ister, ne bostan, sînesi bir ummandır,
Ateşle pişmiş amma hâlâ da perişandır.
Gönül ki, sırdaştır hep, ne dil bilir, ne lisan,
Yürekler ağlayıp, feryat ederken,
Gönül kıran kalple işim zor benim,
Dermansız dertlerle çekip giderken,
Dermân benim, fermân benim, fer benim.
Dertli gönülleri, saran her âhta,
Kalbini, ruhunu, sevda yoluna,
Sermediysen eğer, bu kalp ne yapsın?
Hem gece, hem gündüz, aşkın koluna,
Girmediysen eğer, bu kalp ne yapsın?
Tutkunum her zaman, bal olan söze,
Baktım, her yerde zulüm, vicdanlara sığmayan,
İz sürüp derinlere, dalanları görmedim...
Bir hüznün acısıyla, gönüllere doğmayan,
Hatasını bilmeden, gülenleri görmedim...
Söz vardır ok misali, alır dalı budaktan,
Ne zaman kalemi alsam elime,
Sonsuz bir heceyle dize yazarım.
Ne bir harf kalırdı ne de kelime,
Lafları eritip söze yazarım.
Bazen ismin düşer kalpten deftere,
Hangi gam denizinde, sâhile vurdu hicrân,
Bu aşkı yâd eyleyip nemlenirdi gözlerin.
Kalbindeki sevdâyı yok ederken bu hüsrân,
Âh ile beslenerek, gamlanırdı gözlerin.
Sanma ki, bu diyârda, sen oldun şâh-ı âlem,
Süzülür bir nur gibi, hâletin tâ ezelden,
Nazın incitirken hep, amelin nurdur bize.
Gülüşün kevser-i aşk, okunur her güzelden,
Ağlayan bakışlarla, gözlerin ardır bize.
Bir aşkın sâyesinde, gül açar bâğ-ı dilâ,
Habersizce vardım dostun yanına,
Duygular sır oldu gizler konuştu...
Su serptim kevserden, kalp yangınına,
Diller sustu o gün, gözler konuştu...
Aşk oduna düşüp ederken yemin,
Bahtı kara yüreğim, neylesin bu sevdâyı?
Gönle düşen bir yârin, gözü olsam yeterdi...
İniltisi sarmışsa her taraftan dünyâyı,
Yanıp sönmüş ateşin közü olsam yeterdi...
Mukadderse ayrılık, sitem işe yarar mı?
Hasretle yürüyenler, özlemle yanıp ağlar,
Her gecenin bağrında, aşkını yakanlar var;
Kalplere düşen ateş, sabırla coşup çağlar,
Gözünden damla damla, ummâna akanlar var.
Ne yâr kalır ne yoldaş, yalnızlık sana dermân,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!