Bu dünya böyledir, tok da var, aç da,
Akl-ı selim, kâmil insan kalmadı.
Tehditler şantajlar, şimdi revaçda,
Toprak gibi masum, vicdan kalmadı
Ey ruhumda ki sevda, yüreğimde ki şiâr,
Sen ki, Yüce Ecdâd’ın, alnındaki secdekâr.
Geceme kandil olup, zülfünle nur ekerdin,
Sen ki; Arş’a örtüydün, toprağa gül dikerdin.
Serinlerdi ateşim, gözyaşında her bahar.
Sen ki bir dua gibi, gökten inen bir karâr,
Kimi koyun, kimi kurt, alçaklıkta sıraya,
Edep hayâ kalmamış, kat yalanı yalana,
Eller halkın cebinde, hele bir bak şuraya,
Hakkı bâtıl yaparak, bak gaflete dalana.
Mazlumun ahı tutmuş, yanıyor şimdi ocak,
Bulutlar yağmurla dolarken gözüne,
Bu aşkın hasreti sende bir pay mıdır?
Gökyüzü masmavi gülerken yüzüne,
Kirpiklerin bir ok, kaşların yay mıdır?
Yıkandı yağmurla tertemiz gözlerin,
İnce bir çizgi çektim, hasretin paklığına,
Gözümden yaş akarken, gönlüm kaldı bu gece.
Şiirimde mısralar, katlandı yokluğuna,
Düşünürken maziyi, zaman doldu bu gece.
Geceler sus - pus şimdi, yıldızlar küskün bana,
Kuşlar gibi pervâz ederken sonsuzluğa ruh;
Kendini renk renk ışık deryasına saldılar.
Her zaman sıkıntılara duçar olan güruh,
Maddi alemden, mana alemine daldılar.
Önlerinde bahçeler, geride nûrdan bir ırmak;
Manalı gözlerle, bana bakarken,
Kâh incittin Beni, kâh kırdın Beni!
Mecnun gibi Leylâ, Leylâ ararken,
Sıcak sahralarda, yandırdın Beni!
Gözün kapat dedin, Ben zaten kördüm,
İman eden kalpte riya yer bulmaz,
Hıyanet gölgede sanma Mehmed’im!
Bu yolda yürüyen asla kul olmaz,
Ömrünü kimseye, sunma Mehmed’im!
Dağlardan fırtına, esip gelmeden,
MUHABBET
Ne zaman yan yana, gelse gönüller ,
Dilde sevgiyle sen vardın, muhabbet.
Hatırlanır her an, güller bülbüller,
Tadı bitmeyen bir baldın, muhabbet...
Nasıl insanlarız biz, ne temiziz, ne pâkız!
Dilde iman satılık, rafta vicdan ahlâkız,
Hepimiz ermişiz de, bir mazlum kalmış nâkız,
Bu kutsal maskarayı, sökemedik nedendir?
Herkes dürüst bu çağda, hırsızlarda insansa!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!