Uykular kaçarken, soğuk her gece,
Kaybolan düşlere, ervah demiştin,
Şimdi İstediğim, huzur sadece,
Kara gölgelere, seyyah demiştin.
İpekten dokunuş sarmıştı beni,
Gittim bir iş için devlet babaya,
Bir selam vermeden, ‘’ak’’ dedi bana!
Kimse yok mu? dedip, baktım arkaya,
Elleri koltukta, “cık” dedi bana!
Dedim; “Ey Efendi, bir imza gerek”
Kazandım sanarken sattım varımı,
Derviş olmak için post eylemedim.
Herkesi dost bilip, attım zarımı,
Haktan başkasını dost eylemedim.
Nice söz işittim baldan tatlıydı,
Her gün dert, her gün çile, dünyadaki halimiz,
Sitemleri çekerek, dize gelin dostlarım,
Zannetmeyin yalnızdır, bu kervanda çölümüz,
Yaraları dikerek, ize gelin dostlarım.
Perde perde aktı gökte ırmaklar,
Kayan gönlümüze, yar düştü bugün.
Tutmaz oldu artık, eller parmaklar,
Keder ocağına, kar düştü bugün.
Kıbleyi şaşırmış kalplerin hali,
Zamanın perdesinde, görünmez bir iz vardır,
Küllerle örtülürken, kalkıp şenlensek artık.
Köleleşen akıllar, zanneder ki hız vardır,
Bilmeden yıkılırken, bakıp aşınsak artık!
Kalem susmuş kelâmı, satın almış dillerin,
EFENDİM
Mübarek cemalin, görmeye geldim,
Günahkar halim, yamandır Efendim.
Muhabbet güllerin, dermeye geldim,
Hakikâta bakarak, yalanlardan arınıp,
Sözlerini süzmekte, erkeğin efendisi!
Menfaate bakmadan, suskunluğa bürünüp,
İzzetiyle gezmekte, erkeğin efendisi!
Mazlumun gözü yaşlı, içinde çağlar sızı,
Şimdi diller susmuş, kalpler çok hissiz,
Gönlünden duyguyu, atma evladım.
Vicdan terk-i diyar, ederken sessiz,
Hissizce bırakıp, gitme evlâdım.
Edep bir cevherdir, yere atılmaz,
Aczini, fakrını, bilseydin derin,
Rabbini bilene kul denir evlât.
Sayısız olsa da yönü beşerin,
Semaya bakarak, bul denir evlât.
Aşk için çağlayan, gönüller vardır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!