Bakınca duruşu, sanki bir heykel
Kendine methiye, dizer Beyimiz.
Her lafta bir mana, her sözde tek el,
Kanun yapıp kanun bozar Beyimiz.
Geçmişi sisliymiş, kim bilir nerde?
Bende hiç dinmeyen, bir sevinç vardı,
Semada parlayan, yıldızlar gibi.
Yüreğim durmadan, seni anardı,
Varlığın yemyeşil, bir bahar gibi.
Kâh bir meltem gibi aştı çölleri,
Arkadaş! Bir devir ki, enkaz gelmiş önüne,
Issız kalenin yası, çökmüş şimdi gönlüne.
Ufuklar paslı, gözler sisli, umutlar yitik,
Körelmiş hep vicdanlar, kalpler nefretle bitik…
Çırpınıp duruyorsun, bir girdabın içinde,
Çile dolu bir asrın, esrarını bulsan da...
Sonucu bilinmeyen, bir hesabın içinde,
Çaresi yoktur derdin, dermanını bilsen de...
Günahlar ruhu sardı, zehirli bir ağ gibi,
Kendini büyük görüp, sakın kibirli olma!
Vefâyı terk ederek, hiç bir cânı incitme!
Bir garibi ağlatıp, kinle, nefretle dolma!
Sözde edepli olup, bir nalânı incitme!
Rızkından şüphe edip, sakın eğme başını
Başka yerde aramam , kalbin huzuru O’nda,
Rahmet Rahmet serpilen, bir zamandır secdeler.
Huzura vardığında, sükûn olur her canda,
Cümle kederi silen, bir zamandır secdeler.
Her nefeste zikirle, açılır kalpte kapı,
Bencillik yolunda, açtık bir çığır,
Zulme suskun kaldık, hep ağır ağır,
Mazlumun sesine, her zaman sağır,
Olanlar yüzünden, biz bu haldeyiz.
Kalem oynatıp da, kalırken sensiz,
Yiğidim, kalk da gör, vatan ne halde?
İhanet çemberi, şimdi her ilde,
Siper olsun göğsün, bu zulme gel de,
Sakın ha! yıkılma, kozlar bizimdir,
Yol bizim, han bizim, izler bizimdir.
Adalet susturulmuş, haksızlıklar koynunda,
Hak yerini bulmadan, Sen her gün geziyorsun.
Kimin vebali varsa, şimdi senin boynunda,
Garipler sabrederken, sen halkı eziyorsun.
Kanun nizam diyerek, muhtaca yoktur koşan,
Eskiden nasihat öğüt bol idi,
Her evin ocağı közü bozuldu.
Sevgiler var iken, gönül bal idi,
Sevdâların dili, sözü bozuldu.
Çarşıda pazarda mertlik kalmadı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!