Rüzgârın âhengiyle, titrerdi hep Gülhânen,
Taşın toprağın altın, asırlık izin vardı.
Bir masal gibi sarar, gönülleri efsânen,
Hayalinle avunan, ömürlük dizin vardı.
Yedi tepeden doğar, sabahın ilk ışığı,
Sirkeci’den tren gider, vakit erkendir sabâh,
Dalgalarla yarışır, umut yüklü bir eyvâh,
Raylar ritim tutardı, sanki makâm-ı segâh,
Her garda vedâlara, yansıyan sızın vardı.
Çamlıca tepesinden, seyrine dalar insân,
Ey Kadim şehir; Sen ki, bir aşkın kendisiydin,
Medeniyetle dolmuş, irfânın gür sesiydin,
Maziyle hemhal olan, bir ceddin nefesiydin,
Bütün çağlar önünde, parlayan yüzün vardı.
Topkapı’dan her bakış, bir sultân hatırâsı,
Ey Rami, kışlan ile nice destân yazarsın,
Mihrap gibi kalbimde, târîhinle yaşarsın,
Kütübhâne olurken, devr-i lügatle varsın,
Marifetle yoğrulmuş, vicdanda iz’in vardı.
Eyüpsultan bir sırdır, göklere yükselirken,
Boğazda gece mehtab, sularla sırdaş olur,
Bir âşık mırıldanır, yıldızla yoldaş olur,
Dualar dökülürken, mü’minler kardeş olur,
Gecenin her anında, derin bir haz’ın vardı.
Kandilli şiir gibi, sabâh akşam yolculuk,
İstanbul, secde gibi, ezelden yâdigârım,
Her adımda duâmdır, her köşede ikrârım,
Gözlerimden süzülen, gönlümdeki bahârım,
Ezelden ebede dek, tertemiz sözün vardı.
Kadıköy’de her sabâh, uyanırdı bülbüller,
İstanbul kadîm şehir, sende olur selâmet,
Dört bir yanda yükselir, ecrin ile şehâdet,
Toprağında saklıdır, ehl-i irfânda gayret,
Her zerrede haykıran, hakiki nazın vardı.
Kandil gecelerinde, yanar sokaklarda nur,
Müsaden olursa artık gideyim,
Kalbimden ruhuma eserken yeller.
Varıp da tenhaya uzlet edeyim,
Dertleri kederi, götürsün seller.
Koklamak istedim bir gülsün diye,
Bu aşk ve sevdaya bakıldığında,
Ben bir aşka meftun, kalbin seliyim,
Bazen sır perdesi, açıldığında,
Leyla olan aşkın, mecnun haliyim.
Hayâlimi mısra mısra dökerken,
Şimdi geçim derdi, vururken halkı,
Sormaya dilimiz, kalmadı Reis!
Sabırla bir ömür, çevirmek çarkı,
Yanmaya külümüz, kalmadı Reis!
Dolu cep boşaldı, her ay başında,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!