Hangi gam denizinde, sâhile vurdu hicrân,
Bu aşkı yâd eyleyip nemlenirdi gözlerin.
Kalbindeki sevdâyı yok ederken bu hüsrân,
Âh ile beslenerek, gamlanırdı gözlerin.
Sanma ki, bu diyârda, sen oldun şâh-ı âlem,
Bahtı kara yüreğim, neylesin bu sevdâyı?
Gönle düşen bir yârin, gözü olsam yeterdi...
İniltisi sarmışsa her taraftan dünyâyı,
Yanıp sönmüş ateşin közü olsam yeterdi...
Mukadderse ayrılık, sitem işe yarar mı?
Gecelerin, hicranla geçtiği devirlerde
Bir akşam hayalen dolaşmıştım o günlerde
Veda ediyordu, insanlar bir bir hayata
Küskün idi sineler, bütün bir kainata.
Kaplıyordu, her tarafı zulmet perde perde,
Ve acı bir inilti vardı, o sinelerde.
Bilmeden düştük biz, uzak diyara,,
Günah şimdi bizde, yara Hakim bey?
Bir sözle yıkıldık ömrümüz kara,
Suçluyu kalplerde ara Hakim bey.
Zincire vurulduk, küskün değiliz,
Bir zaman kervanında, Hak ve hakikat yolu.
Bu yol ızdırap dolu, bu yol mihnetle dolu,
Hakîkat bir denizdir, dibe inmek gerektir.
Her taş dipte bir cevher, her inci bir gerçektir.
Silindi gönlümde dünya’nın hali
Ağlar baharıma, vuran hazanlar,
Yapraklar dökülür solar her gülü.
Yorgun yollarında, ölüyor canlar
Gökyüzü simsiyah, bulutlar ağlar,
Tükenirim aşk gibi yangının eşiğinde,
Bir vuslatı ararken, bir firkatlik şâdım var.
Kendimden geçerim ben, gönlümün beşiğinde,
Her hecede bir yangın, her kelâmda yâdım var.
Yaklaşırım nar gibi, duramam bir menzilde,
Amelim karıştı her an riyâya,
Aklımı başıma alamadım hiç.
Hicranı giydirdim renkli rüyâya,
Bir gül gibi koku, salamadım hiç.
Zikrimle mühürlü oldu gafletim,
Gözyaşında sır dolu, duyguları gizleyen,
Rızân için cefâya, ayan oldum Efendim.
Aciz bir kulum şimdi, her zaman tökezleyen,
Kalbimi sana sunup nurla doldum Efendim.
Söz kalpte filizlenir, dilde bir duman olur,
Sana yarim diyerek, seni andım bıkmadan,
Bülbül ve gül misali, sana konmak istedim.
Bu hasret kâfî deyip, sabrımıza bakmadan,
Şu kırılmış gönlümü sana sunmak istedim.
Hasret ve özlem ile yollarında beklerken,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!