gece cömert gündüzden gözlerimiz görmese de
bir metrekare pamuk üstünde uzanan iskelet
yürür kalbimiz artar soluğumuz
beyaz bir bulutun üstündeyiz
meleklerle söyleşiriz
uçarız yarlardan
avuçlarımda
uzun bir bekleyiş
zaman tünelinin arızalı yollarında
parmaklarımın arasından sızan
olağanüstü sevinç ya da hüzün
tutamıyorum onları
bekliyorum...
yüreğinin sıcaklığını
güneş doğmadan gel
ayazlarla dalaşma
yüzün solmadan gel
zaman geçiyor
dünün ağlamalarında duruydun
gözyaşların rehavetin baş köşesinde
altın ışıltılarına tutunuştun
yüreğinin gergefinde berduşluk
bağdaş kurup güne oturmuştun...
baygın buldu beni beyaz
ruhumun köhnemiş yatağında
ellerim kenetlenmiş karanlığa
çehremde cevapsız binbir naz
barış abidesi bastı göğsüme
soluksuzdum soluklandım biraz
Dünya alimlerine saygıyla
o yanan ampuller
dönen tekerlekler
uzaklardan gelen sesler
daha daha neler
ben alim değilim hepsini bilemem
günler dağıtmış içimdeki karabulutları
toplamaya gelmesin ikiyüzlü beynim bunları
sözünü almıştım yarının yüreğinden
karabulutları önüme koyan yine dünlerdi...
düş kumbarama saldırmıştı gece
rüya taşıyıcısı aya takılmıştı
tüm hayal ettiklerim hayal oldu
sabah çıkarken evden
hüzün
işaretlerim üç nokta soru işareti ünlem
akşam dönerken eve
hüzün
Dolaşırken vapurla boğazı
Kırışır tarih kokan Topkapı
Duyulur eskinin cenk sesleri
Kıtaları birleştirir adı
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!