Utancı bilmeyen çamura kardeş
Nebiye meşk eden ahlak ve erdeme
Kendini bilmeyen harama özdeş
Nice Kıptiler gördüm ahlak ehlinde.
Yol verip suya nice dağları geçen
Ve yüze okunan şu kelimelerin içi boşsa eğer;
şayet tuttuğum o el, baktığım yüz, öptüğüm dudak
sandığım her haltın yüreği boşsa; yandığım yeter!
Çekileceğim hususiden, bende bir ateş sönecek
ben de biri hiç olmamış, bende biri meçhulüne dönecek...
Sarılır yosunun taşa zahmeti gibi
Tırnakları tenime saplı yârimin
Değmesin gün ışığı yakar tenini
Ruhumdur örtecek mantosu kalbinin.
Papatya gibi bahardır, o gözlerine
Bu, vefada kırklamış kimdir!
solan bakışlarıma oturan sade.
Ey yüzüm, gözüm, sözüm! ..
düştük mü biz uzaklara?
Camlarda kırılmış gözüm;
yandık mı biz, ne zamandır?
Hayat öyle riyakâr ki
sen ağlamışsın gülmüşsün
onun umurunda değil!
Ne yaşarsan yaşa
kahrın çilen olmuş, çok gülmüşsün
yüzmüşsün riya ırmaklarında
Soramıyorum içime seni, taşır mı bu sevdayı?
Aramıyorum kendimi, kayboldum gözlerinde
beni toplayacak sevgiye muhtaç bir haldeyim.
Korkuyorum!
Hayat beni dağıtacak, alacak ellerinden
bir ara sokul, usulca yakın gel yüreğime!
Yaşamak sekstir! Nüfuzudur canın cana düşürdüğü;
bir patlamadır ruhların kaosun da
bütün çabaların ortağı, çıkıldığı yerdir!
Utan! Diline sürme sakın, ey insan!
Utan, çünkü seks utançtır!
Senin doğumun du çıplaklık ve günahın
Sorma hiç mısralara, düşmedi bir harf benden
Boşuna arama bulamaz yüreğin, bir tek kelime.
Hadi değ dudaklarıma, kül olmaya hazırmısın?
Bak nasılda tütüyorsun bir nefes alacak kalbime.
Bahar yitmiş, bir mevsimsizlik halidir o ruhunun
Yorulur insan ama çok önce
Varında gen yorulur.
Tükenir azar azar vaktiyle
Barut gibi yanmaya hazır
Ümidinin ruhunda ıslak
Ateş almaz!
Verecek bir şeyim artık kalmamış
Can! Karda, kışta
Ölümün avuçlarına yakışır...
İnce bir kaş gibi öldüren bakış
Elmas gibi narin ince bir burun
O vahalara açılan ağız, ince dudaktan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!