Yola çıktım erkenden, haram ettim uykuyu
Yükselmeye başlarken güneş bir mızrak boyu
Şehirler arşınladım, dağlar tepeler aştım
Bu kadar mesafeyi nasıl yürüdüm, şaştım
Gölgemi okkaya vurdum
Terazi, tartı seçmiyor
En işlek caddede durdum
Kuş uçmaz kervan geçmiyor
Her kafada ayrı soru
El değmemiş duygular.
Sevdam dağlarda sürgün,
Yalnayak ağlar her gün,
Arkasından koşamam.
Zeyneplerin topuzunda,
Sıralı örgüdür dağlar.
Âşıkların kopuzunda,
Yanık bir türküdür dağlar.
Kâinat gece vakti gerdanlığını takar
Hislerim yorgun gemi yunus olur dalgalar
Sahilsiz ummanların bağrına ateş yakar
Yakamozlarda yansır fanus olur dalgalar
Taşlar suları bekler köpükle yıkanırlar
Zindan peykeleri yas tutar diye
Gölgemi sürürüm darağacına
Belki dostun biri gül atar diye
Mansurca yürürüm darağacına
Toprağa kan düşer, sızlatır yeri
Her zerrede O vardı Mansur “Ene’l-Hakk” dedi
Darağacına geçti Hakk aşkına yak dedi
Elazığ/1996
Kuşlarla ötüşüyorum,
Güllere üşüşüyorum.
Herkes güneş hissederken,
Ben nedense üşüyorum.
Deli Saçması
Aynalara bakınca dağıldım toza döndüm
Aklım nerde ben kimim kaç tahta eksik bende
Yıldız oldum geceye gün ışımadan söndüm
Üç farklı ruh taşırım şu incecik bedende
Denizin çocukları,
Çetin işleri seçer.
Günlerce yol alırlar,
Haftalar aylar geçer,
Tararlar ufukları.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!