Ney baki şu dünyada ki,
Güzelliğin hüküm sürsün.
Biraz namın yürür seninle,
Sonra senden gider gençliğinle...
O güzelliğe ihtiyarlık gelmez değil
Paspayedir senin olmadığın her şey.
Her şey dönüşüne endeksli.
Elbet birgün bir final olacak.
Bir feryat kopacak taa derinlerimden.
Ya mutluluktan, ya kederden.
Bir sonu olacak seni beklemelerin.
Bugün yine gam yüklü yüreğim,
Mahzun, garip, hüzünlü bir haldeyim.
Umutsuzluk istilasına teslim olmuşum,
Anlaşılan ben yine sende kaybolmuşum...
Şimdi saat sabahın dördü sevgili,
cesaretim yokki sehrine geleyim
anılar anılar bilirim beni yıpratırlar
hangi cadde hatırlatmazki seni bana
hangi yol izlerini saklarki benden
yıl bilmem kaç ne farkeder ki sen senken
Hâyâl ediyorum seni işte,
Lapiska saçlarından başlayıp,
Yeşil ile kahve arası gözlerin.
İnceye yakın kaşların geliyor,
Eksik olmayan safca tebbesümün.
Utangaçlıktan kaçan bakışların.
Zindan olurdu şu hayat;
Seni özlemeler olmasa.
En sevdiğim rengimsin sen.
Mainin açık tonu belledim hep.
Göğsümdeki yumruyu yumuşatansın.
Çorak mevsimime hâyâllerimde çiseleyen yağmur.
saat sabahın dördü şimdi
horozlar bile ötmedi henüz
bütün yaşam ölmüş adeta
buram buram ölüm kokuyor
insanlık yarı ölü uykuda şimdi
sessizliğin soguklugu carpıyor
Yalnızlığımda yalnızlığın,
Darmaduman ediyor beni.
Yaşamak adına ne varsa,
Matemli hüzünlü bir hâl alıyor bende.
Ne geçmiş geçmişte kalıyor,
Ne geleceğe bir sayfa açılıyor.
Bütün hayallerim senli
Hepsinin sonu sana çıkıyor.
Ne zaman bir cümle kursam,
En az yarısı sensin sevgili.
Zamanın içinde sen varsın.
Bak yine dönüp dolaşıp sana geliyorum.
Sen nerdesin?
Her zamanki gibi yoksun.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!