Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

KİM BİLİR

1


Her şey bir azla başladı

Devamını Oku
Ahmet Kemal

SENİ ANDIK

Böyle büyüdük biz yollarda
Kimsesiz koyulduk yollara bakımsız ve yakınmasız
Sonra denizi geçtik birlikte endişelerimiz ve korkularımızla
Oysa biz denizle kardeştik

Devamını Oku
Ahmet Kemal

ŞEHİT YUSUF ÇELİK

Hava kararmıştı
Bir demir tepsi gibiydi gökyüzü
Gökyüzün düz bir tepsiye benzetti bir besleme
Gece bir albastı gibi çökmüştü

Devamını Oku
Ahmet Kemal

SEVGİLİYE ÇAĞRI

Gönül kırık kalp buruk değişen bir şey yok
Onu sevmek bir ateş o sevgili bir güneş
Hem aydınlatan beni hem yakıp kavuran
Gönül kırık kalp buruk değişen bir şey yok

Devamını Oku
Ahmet Kemal

SON DURAK

5
Sen benim namusumsun bunu bil
Ne kadar unutsan da bunu bil

Devamını Oku
Ahmet Kemal

SİZ BİZ VE ONLAR

siz
kızıl atlılarla dayanmadın kapıma
efendim
rüzgar gibi koşmuş fırtınalar gibi coşmuşuz

Devamını Oku
Ahmet Kemal

SUDANLI ZENCİ MUSA

Sudanlı Zenci Musa
Hz. Musa’nın adaşı
Eşref Bey’in yoldaşı

Devamını Oku
Ahmet Kemal

BÜYÜK KAVGA


BU kavga Hak ile batıl arasında. Bu kavga küfür ile iman arasında. Bu kavga Adem’le Şeytan arasında. Adem as cennette Havva anamızla birlikteyken ilk igvasını verdi şeytan. Bu igva: ayartı kadından yol buldu insana.
Her kadından bir yol olduğu gibi şeytana, her erkekten de bir yol vardır. Havva’dan yol bulan şeytan Kabilde kendini bulur. İki türlü şeytan vardır denir bu yüzden. Biri insan şeytanı diğeri cin. Cin’nin atası iblistir.(İns) İnsan atası Kabil. Firavun, Şeddat ve Nemrut onun soyundan. Hatta hak yoldan ayıran her insan. Arkadaş olsun, düşman olsun. Lider olsun, hükümdar olsun.
Batıl ile Hak arasındaki kavga o gün bugün devam etmektedir. Bu kavga hem dış alemde hem iç alemde cereyan etmekte. Dış alemde küfür ve iman cephesinde süren bu savaş insanın iç aleminde nefs ve ruh arasında cereyan etmekte. İşte imtihan da burada, dünyaya getirilişimizin amacı da bu.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

ÇILGIN İNSANLIK

İnsanlık bu kadar hiç çılgın olmamıştı. Bu denli egoist, bu denli hodbin, bu denli hedonist hiç olmamıştı insanlık. Hiç bu kadar gasıp, hiç bu denli zalim, hiç bu denli gaddar olmamıştı, olamamıştı insanlık. Yavrularını diri diri gömerken bile bu kadar acımasız değildi.
İnsanlık artık ölçüsünü kaybetti. Kendini kaybetti, kendinden geçti, insanlığını kaybetti insanlık. Her şeyimizi kaybettik biz. İnsanlığımızla beraber tüm değerlerimizi kaybettik. Erdemlerini kaybetti insanlık. Kabil ’in öz kardeşini bir kız uğrun, öz kardeşi olan kız uğruna katletmesinden sonra insanlık Allah’tan ve onun iradesinden ayrı bir yola koyuldu ve iki yolda ilerledi: birisi hak yol ki adı sırat-ı müstakimdir. Öbürü doğru yola aykırı giden, şeytan igvasına kapılanların yoludur.
İşte şeytan saltanatını kurmuş, tüm dünyada hakimiyetini ilan etmiştir. Bu hakimiyet o kadar büyük boyutlardadır ki Müslüman dünyasını ümidini kaybedecek duruma düşmüş, düşmanlarından yardım istemeye ve onlara yataklık yapmaya varmıştır.
Bu insanlıkla beraber Müslümanlığın da tereddiye uğradığı, insanlıkla beraber Müslümanların da alçalmaya başladığı noktadır. İşte bu noktada gelecekten ümitvar olmak zor görünmekte, Müslüman dünyasını karamsarlığa itmektedir.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

RAMAZAN VE NAMAZ

Ramazan’la namaz iki kardeş. Bu yüzden en büyük namaz olan teravih bu aya ait bir namazdır. Namaz Ramazan’ın alametifarikası olan oruçla sarmaş dolaş yaşar bir ay boyunca. Namaz oruçla birleşerek insanı sarıp sarmalar kuşatır, yeniler, gönendirir, temizler, arındırır.
İnsan bu deni dünyaya düştüğü günden beri onun ebedi ve ezeli düşmanı olan iblis onu cennetten çıkardığı gibi bir daha oraya girmesin diye kılıktan kılığa girerek bir daha oraya dönmesin diye elinden geleni yapmaktadır.
Namaz bu dünya denizinde boğulmasın diye insana verilen kurtuluş armağanlarıdır. Bu armağanlar adem oğlunun evrensel gerçeğe açılan pencerelerdir. Ve insan bu pencerelerden günde beş defa ilahi olanla yüzleşir, kendi yaratıcısıyla karşı karşıya gelir, onunla sohbet ve muhabbet ederek ayrığını giderir, hasret vuslata dönüşür.
Ramazan ve oruç ise bu vuslatın dolu dolu yaşandığı bir ortamdır. Kul yaratıcıyla buluşur, onunla dolup dolup taşar, fani olandan baki olana, beşeri olandan ilahi olana doğru bir aşkınlık yaşar, bir yıllık ayrılığın acısını çıkarır. Onun için bu ayda bazı müminler diğerleri ve kendisi adına halvete girer. Bu halvetten devşirdiklerini toplumla paylaşır. İlahi şuayı kendi üzerinden halka aktarma görevini üstlenir.

Devamını Oku