Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

İMAN

İnanmak istiyorum dedi genç adam
İnanmak
İnanırken niçin bir taraftan yığınlarca halk
Neden hiç yüzünden

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Ormanda kuşlar ölür

Bir kuş
Kanadı gümüş
Ten ipek bir kuş
Doğdu güneş

Devamını Oku
Ahmet Kemal

SENİN İÇİN EY KADIN

Senin için ey kadın
Şamdanları gümüşten
Ve altın bardaklardan
Bir tepsi getireceğim

Devamını Oku
Ahmet Kemal

NA’T

Sana şarkılar söyleyeceğim içli ve ve yanık
Türküler yakacağım anlı şanlı
Sen o nur kentinden kalma
Son insan nur heykeli

Devamını Oku
Ahmet Kemal

MÜSLÜMANLARIN TRAJEDİSİ

Bu trajedi yüzyılların trajedisidir. Bu trajedi gerçeği bilmenin, hakikate adanmanın trajedisidir. Bu trajedi şeytanla insanın, nefisle ruhun savaşının trajedisidir. Bu Adem’le Havva’nın yeryüzüne gönderilişinin trajedisidir.
Bu trajedi acılarla doludur, kan ve gözyaşlarıyla doludur, ıstıraplarla yoğrulmuştur,
Ayrılıklarla, çilelerle sarmaş dolaş olmuştur bu tragedya. Adem’le Havva’nın Cennetten çıkarılışı, dünya sahrasına çırılçıplak gönderilişi, avret yerlerini yapraklarla sarmaları, büyük yalnızlık çölüne sürüklenmeleri, ayrılıktan şerha şerha yanması yüreklerinin hep hepsi bu tragedyanın bir parçası.
Sonrası da var bu tragedyanın. Asırlar sürecektir bu macera. Kardeş katilleriyle dolacak bu dünya. Soykırımlara görülecek bu macerada. İblisleşecek Ademoğulları kaplayacak yeryüzünü. İblisin bazı oğulları Adem tarafına geçecek buna karşın.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Şiir Okuruna Notlar 7


Güneşli bir hava, hafif tertip yanıyoruz. Benim düşük tansiyonum yokluyor. Verimli bir gün geçiriyorum. Sınavlar, şiir yazma, günlük hepsi bir tarafa www. hikayeler.net’ te şiir yayınlamak
Hayatımın en bereketli günlerimi geçiriyorum. Geçen yaz Ramazan- ı Şerif’te yazdığım Ramazan Konuşmaları şiirleri düzelterek temize geçiyorum. Bu bana müthiş bir haz veriyor.
Hayatımın hikayesini yazacağım. Emekli olunca mı olur yoksa parça parça yavaş yavaş yazar mıyım bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey varsa hikâye, roman ve deneme de yazmam gerek. Emir adlı o pek sevdiğim yıllarca önce yazmış olduğum şiirim ilk el yazımının bir kısmını buldum. Tamamını bulacağıma emini. Bu benim başyapıtım olacak belki de.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

PUTLARI KIRIYORUZ

2

Tanzimat Edebiyatının Büyük İhaneti

Devamını Oku
Ahmet Kemal

NEFSİN AYARTISI VE MAKAM SEVGİSİ

Yıllar önce Amerika’da tahsil yapıp ülkesine dönmüş bir tanıdığım birkaç genç arkadaşımızı bir masa etrafında toplayıp bize, para, makam, kadın ve şöhretten hangisini tercih edebileceğimizi sormuştu da onu çok yadırgamıştım. Bu soru bana çok uçuk gelmişti, sorma ortamını da yadırgamıştım.
Ne alakaydı, bu soruyu bize sormuyordu. Niyeti ve amacı neydi bu soruyu sormaktaki? Hepsi bana ters gelmişti. Yeni bir market kurmuş bu adamın ne yapmak istediğini anlayamamıştım. O da zaten birkaç toplantıdan sonra bu toplantılara son vermişti. Bizde ne arıyordu, nasıl bir birliktelik düşünüyordu. Verdiğimiz cevapları mı beğenmemişti? Bilmiyorum. Ona ısınmamıştım zaten. Ama daha sonra ara sıra bu anekdot aklıma geliyor ve beni düşündürüyordu.
Bu gün yine aklıma dank etti ve insanların sırf nefsani dürtülerle inançlarıyla çelişebileceği, bu uğurda inanç kardeşleriyle ters düşebileceği çok önemli bir konuydu ve bu dürtü kişiyi düşmanlarıyla işbirliğine götürüyor, öz davasına bile ihanet ettiriyordu.
Bu Kabilleşme diyebileceğimiz bir davranış stiline giren zavallılar bu dünyaya geliş amaçlarını bir teville nasıl unuttuklarını, nasıl kendi kendilerine ve benliklerine ihanet ettiklerini pek güzel görmekteyiz. Bu kimliğini kaybetme, kişiliğini inkar etme psikolojisi, nefsin ayartısından ibarettir ve şeytana uşaklıktan başka bir şey değildir. Bu ihanet belki kişiye dünyevi menfaatler sağlayabilir, belki düşmanlarının yanında büyük değer kazandırabilir ancak asil bir duruş ve davranış sayılamaz. Habil’den ziyade Kabil’e yaraşır bir durumdur. Adı Azazil olan şeytanın da böyle bir macera sonucu reddedildiğini İblis diye tesmiye edildiğini unutmamak lazımdır. Sırf kendini beğenme, guru, kibir, hırs ve tama yüzünden bu ahsen-i takvimden esfel-i Safiline yuvarlanma macerasıdır. Oysa bu dünyaya gelme maceramız, daha ulvi nedenlere dayanmaktaydı, ila’y-ı kelimetullah davası gibi ulvi dava bu süfli arzulara tercih edilebilir miydi?

Devamını Oku
Ahmet Kemal

HAKİKATİ ARAMAK

En büyük iş bu. Niçin arayacağız hakikati. Arayacağız çünkü yaradılış amacımız bu. Varlık misyonumuz bundan başkası değil. Kutsi hadiste ne buyruluyor: ’Ben bir gizli hazine idim, bilinmeyi istedim, alemleri yarattım’.
İşte şaşkın insanoğlu dünyanın yaratıldığı günden beri insanoğlu hep bir arayış içinde olmuştur. Bu arayış esnasında bazen bulduğunu sanmış, bazen bulur gibi olmuş, bazen de tam zıddı bir buluşla aldanıp durmuştur.
Bu aldanıştır ki insanlığı bunalımlardan bunalımlara sürüklemekte, savaşlardan savaşlara yuvarlamaktadır. İşte bu bunalım, buhran ve savaşlar büyük yıkımlara sebep olmakta, insanoğlu bu badirelerden büyük kayıplar, ziyan ve zararlarla çıkmaktadır. Her defasında büyük felaketlerle karşılaşan insanoğlu bir türlü akıllanmamaktadır.
Oysa Yunus Emre’nin deyişiyle ‘Şeriat, tarikat yoldur varana/ marifet, hakikat andan içeru’. Gidilecek yol belli iken bunca arayış niye diye sorası geliyor insanın. İşte insanoğlu o kadar zavallıdır ki hakikat güneşini ceketinin cebinde kaybetmiş, başka yerlerde aramakta.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

DİNİN DOĞRU YAŞANMASI


Sıla-i rahimi hemen hemen terk etmiş bir Müslüman kesimiz. Hepimizin bir takım nedenleri var. Ya iş yoğunluğu, ya aile içi problemler, yahut karşılıklı çekememezlikler.
Yaşlıları ihmal ediyoruz. Onları kendilerine muhtaç olduğumuz zaman hatırlıyoruz. Evlenip ayrılan çekirdek aile, çocukları büyütürken anne babasına ihtiyaç duyuyor, gezmeye giderken bırakacak bir emin yer olarak görüyorlar onları.
Komşularla ilişkimizi ihtiyaçlar belirliyor. O eski komşuluklar yok artık. Apartmanda kimse kimseyi tanımıyor. Kimse kimseye selam vermiyor. Kimse kimseden bir şey beklemiyor, yahut bir şey isteyemiyor. Oysa komşu komşunun külüne muhtaç. Apartman komşuları sık değiştiği için kimse kimseyi tanımıyor.

Devamını Oku