BANA GECEYİ GETİR IŞIKLARIN VE RENKLERİN KUŞATTIĞI
Bana geceyi getir ışıkların ve renklerin kuşattığı
Cebrail’in kucakladığı ve sıktığı
Bir yolculuk başlıyor durun
Maverai bir yolculuk durun
BEKLİYOR ORDULARIN GÖZLERİ
Bekliyor orduların gözleri
Ve Âdem’in oğulları cennette
Kabil ki başkaldırdı gitti
Habil’le savaştı gitti
ÇOCUK BU NE YAPACAĞI BELLİ OLMAZ
1
Çocuk bu ne yapacağı belli olmaz
Taşı taşa taş katar
Taşı göle taşır
Taşır göle taş katar
ELLERİ BAĞLANAN BEN SİZİNLEYİM SİZİNLEYDİM ESKİDEN
Elleri bağlanan ben sizinleyim sizinleydim eskiden
Adalet beklentisi vardı
Uykusu ağır mı ağırdı
Çağ merhamet yoksunu çağdı
BEN KİMİM HAYRET EŞİĞİNDE
Ben kimim hayret eşiğinde
Seni gördüm hayret eşiğinde
Alır gider beni sevda
Öfke büyür büyür
BİZ YİNE SİZİNLE BERABERDİK
Biz yine sizinle beraberdik. Sizin kiminle olduğunuzu bilmiyorduk siz kimdiniz ve kimin için savaşıyordunuz bilinmiyor. Siz şimdi kim bilir kiminlesiniz ve bizim hakkımızda neler neler düşünüyorsunuz. Siz nasıl diyordunuz o zamanlar biz sizi tanımıyorduk. O orada neler karıştırıyordu. O ve onu kimse tanımıyordu.
O ve onunla beraber olanlar bizi tanımıyorlardı ve biz bunu kimseye söylemiyorduk. Biz kendimizi de tanımıyorduk. Kimse kimseyi tanımıyordu, kimse kimseyle tanışmıyordu. Biz onu o gece orada gördük ve o bize çok uzaktı. Biz ona bakakaldık o bizim farkımıza varmadı.
Biz şimdi ardımıza bakmadan gidiyoruz atlarımızın üstünde bazımız, bazımız yayan. Yürüyüşümüz uzun sürdü ve biz fazlaca yorulmuştuk. Heybelerimizde azıklarımız. Ve içleri su dolu kırbalarımız vardı.
KURBAN BAYRAMI VE İSLAM DÜNYASI
İslam dünyası küfre kurban edilmiş. Kurban bayramının arefesinde gördüğümüz manzara o dur ki, İslam dünyası müstevliler tarafından kurban edilmiş, parçalanmış, bölüşülmüş, yenilip yutulmaya hazır löp löp etler halinde pişirilip yenmeye hazır haldedir.
İslam dünyasının bir sürü devletçiklere ayrıldığı bu hengâmede bu parçalanmışlık yetmezmiş gibi parçalardan yeni bölme ve bu kurbanın etlerini sömürücülerin iştahla yiyebilmesi için kuşbaşı, ya da biftek veya pirzolalık hale getirilmesine Müslümanlar seyirci kalmakta, herkes kendi keyfini sürmeye bakmakta, bana dokunmayan bin yıl yaşasın vurdumduymazlığı içinde, yaklaşan tehlikeye bigâne kalmaktadır.
İslam dünyasının başında bulunan kukla yönetimler sömürücü güçlerin adamlarıdırlar, bunun için de bu halleri biraz anlaşılabilir. Ancak canını ve malını cennet karşılığı Allah’a satması gereken Müslüman dünyalık servet yığma peşinde ömrünü heba etmekte, dünyada olan bitenden habersiz görünmektedir.
16*08*13
Öbür gün köye taşınacağız. Aslında yarın taşınacaktık, bir gün öteye attık. Yarın kızım damatla beraber el öpmeye gelecek. Mutlu günümüz bu bizim. Erol abinin dediği gibi hoş bir yorgunluk bu. Ev yapmak ve düğün her ikisi de mutlu telaşlardan.
Bu Erol abi hikmetli bir adam. Hani akil adam derler ya cinsten. Size onun bilgeliklerini anlatmak istiyorum: 4, 5 yıl önceydi; onu bu cami önünde tezgâh açmaya başladığı yıllar. Bana meyve ilaçlama makinesi satmak istedi ucuzundan. 25 lira. Ne yapayım ben onu dedim bağım yok bahçem yok. Dua et dedim bir bahçem olsun o zaman düşünürüz. Çok geçmedi bir arsa aldım içinde meyve ağaçları. Ama ne ben ilaçlama aleti alma ihtiyacı hissettim ne o bir daha bana o aletten satmak istedi.
Kombiyi alma anlaşmasını yaptım. 12 taksit. Yarın getirecekler. Amcaoğlu kamyon gönderecek. Benim tansiyonum düşüyor. Ben artık yarım adamım. Hiçbir işe katkım olamaz. Düğün günü tansiyonumun güzel olmasına şaşırdım. Aksi olsaydı fena olurdum.
BİR MİLLET UYANIYOR
Yıllardır uyutulan, morfinlenen, bastırılan, korkutulan, horlanan bir millet, bunca entrikaya, bunca dalavereye rağmen uyanmaya başladı.
200 yıldır bütün güçleriyle saldıran iç ve dış düşmanlarına rağmen boynuna geçirilen boyunduruğu koparmaya başladı. Giydirilen ölü gömleğini yırtmaya başladı. Diri diri gömdüler; o kefenini yırtıp mezarını tırnaklarıyla kazıyarak oradan başını çıkartmaya başladı.
Şimdi ellerinden gelen tüm imkanları kullanarak son bir çabayla mezarından başını çıkararak kalkmaya çalışan bu millete saldırarak onu tarihin mezarlığına gömmek ve yok etmek istiyorlar, ama başaramıyorlar, başaramayacaklar.
Bediüzzaman’ın deyişiyle ‘İstikbal’de en yüksek seda İslam’ın sedası olacaktır ‘. Evet, yine Kur ’ani bir ifadeyle diyoruz ki ‘Kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır’.
İNANMAK VE İNANMAMAK
İslam dünyasının zaafı bu. İnanç zaafı. Kim neye inanıyor, neye inanmıyor bunu bilmiyor. İnanç dünyası büyük bir çelişki yaşıyor. İslam dünyası batı karşısında yenilgiye uğradığı günden beri önce kendine sonra cemiyetine ve sonra millet ve en sonunda da medeniyetine olan inancını kaybetmeye başladı.
İşte bu inanç zafiyetidir ki büyük bir bunalıma itti İslam dünyasını. Bu bunalım kendi gibi olamamak bunalımıydı. Gibisi fazla. Kendi olamama sorunu bu. Ne batılı olabildi ne doğulu kalabildi bu medeniyetin çocukları. Tam bir handikaba düştü. Bu çelişki yıllardır onun başını belalardan belalara sürüklüyor. Ama bir türlü bu yanlışı ve yanılgıyı kimse fark edemiyor.
Ne hayat anlayışı ne düzen kurma fikri ne de medeniyet anlayışı uygundu batıya. Onu taklit etti durdu yıllarca manmunvari bir özentiyle. Gülünç düştü bu haliyle, alay konusu oldu. Anlamadı onların alaylarını. Gülüşlerini hayra yordu hep. Onu beğendiklerini zannetti. Gülüşleri sevgi gülüşü zannetti.
Oysa onlar kendine benzetmeye çalıştıkları bu acemi mukallidin davranışlarını eğlence konusu yapıyorlardı. Onlar onunla alay ettikçe o özentisini sürdürdü. Onlar gibi giyinmeye, onlar gibi yemeye, onlar gibi gezmeye, onlar gibi düşünmeye, giderek onlar gibi inanmaya başladı, ama onları hiç bir zaman asla ve asla inandıramadı. Kendini hiçbir zaman kabul ettiremedi. Oysa binlerce takla attı onları inandırabilmek için, ama hepsi boşa çıktı.




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim