Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

MESNEVİ 2
Saraylar sarayında aradım
Her yer kül ve duman

Sen yoktun ve adın her yerde asılı
Kimi tutsak diyor kimi katil kimi zanlı

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Tanıdığım Ünlüler:


NECATİ ÇELİK


Devamını Oku
Ahmet Kemal

Eğitim Üzerine Yazılar:

EĞİTİMDE SEVGİ AYARI

Öğrenci okulu sevmiyor. Eğitim bakanlığı okulları sevdirmek için ne yapıyor acaba? Çirkin mimari mi sevdirecek okulları. Beton yığını yeşile yer vermeyen, her biri bir kışla misali soğuk, hapishane gibi sıkıcı. Öğrenci sayısı arttıkça yapılaşma artmış, oyun ve dinlenme alanları yok denecek kadar azalmıştır.
Öğretmen notla tehdit eder. Sınıfa hakim olmayı bilmez. Dersi ve kendisini sevdirmez, sevdiremez, tek çıkış yolu azarlama, disiplin ve tehdit. Anaokulunda sevgiyle kaynaşan yavru, ilk okulda bu sevgiyi kaybetmekte, orta okulda hırçınlaşmakta, lisede çeteleşmekte, üniversitede toplum düşmanı olmakta, bitirince de ailesinin başına bela işsiz bir fert olarak problem üretmektedir.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

EĞİTİMDE ÖDÜL CEZA DENGESİ

Geçmiş eğitim kurumlarında dayak iyi bir eğitim yolu olarak görülüyordu. Oysa Hz. Peygamberin sisteminde dayağa yer yoktu. Eğitimi özendirmeyen, bunu beceremeyen, bu konuda kafa yormayan düzenlerde dayak en kolay başvurulan eğitim vasıtası ceza aracı olarak görülmüştür.
Osmanlıda amin alaylarının yerin ve önemini bilmeyen nesilleriz biz. Şimdi biz o güne dair yazılan anılarda görebiliyoruz. Yahya kemal bu konuda bize epey bilgi aktarıyor. Bu anlatılanları gördükçe eğitimin felsefesinin bugünkünden tamamen farklı olduğunu anlıyoruz. Eğitime ilk başlayan çocuğa yapılan bu merasim onu eğitimin aşk neferi yapmakta, bu merasimle başlayan öğrenim tam bir aşk ve şevkle yapılmakta, ömür boyu zevk alınan bir meşgale haline getirilmektedir.
Oysa bu gün eğitime başlayan çocuk evden ayrılmanın acısıyla, soğuk okul koridorlarında hapishaneye tıkılmakta, alınan bu ilk intiba ömür boyu onu kovalamaktadır. O halde yapılması gereken nedir? Eğitime başlayışı bir şenlik havasıyla özel bir merasim içinde yapmak, onu bir şenliğe dönüştürmektir.
Bu ilk olumlu intibaının bir ömür sürmesi sağlanacak, eğitim sıkıcı, nefret edilen bir eylem değil, zevk alınan bir hobi haline gelmekteydi. Bu öğrenciyi eğitimin nesnesi değil, öznesi haline getirmekte, öğrenciye nesne değil birey muamelesini öngörmektedir.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

KURBAN BAYRAMI VE İSLAM DÜNYASI


İslam dünyası küfre kurban edilmiş. Kurban bayramının arefesinde gördüğümüz manzara o dur ki, İslam dünyası müstevliler tarafından kurban edilmiş, parçalanmış, bölüşülmüş, yenilip yutulmaya hazır löp löp etler halinde pişirilip yenmeye hazır haldedir.
İslam dünyasının bir sürü devletçiklere ayrıldığı bu hengâmede bu parçalanmışlık yetmezmiş gibi parçalardan yeni bölme ve bu kurbanın etlerini sömürücülerin iştahla yiyebilmesi için kuşbaşı, ya da biftek veya pirzolalık hale getirilmesine Müslümanlar seyirci kalmakta, herkes kendi keyfini sürmeye bakmakta, bana dokunmayan bin yıl yaşasın vurdumduymazlığı içinde, yaklaşan tehlikeye bigâne kalmaktadır.
İslam dünyasının başında bulunan kukla yönetimler sömürücü güçlerin adamlarıdırlar, bunun için de bu halleri biraz anlaşılabilir. Ancak canını ve malını cennet karşılığı Allah’a satması gereken Müslüman dünyalık servet yığma peşinde ömrünü heba etmekte, dünyada olan bitenden habersiz görünmektedir.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

SEVGİLİYE MESNEVİ 1

Boğazda Bir Akşam


Boğazda bir akşam

Devamını Oku
Ahmet Kemal

BİR MİLLET UYANIYOR

Yıllardır uyutulan, morfinlenen, bastırılan, korkutulan, horlanan bir millet, bunca entrikaya, bunca dalavereye rağmen uyanmaya başladı.
200 yıldır bütün güçleriyle saldıran iç ve dış düşmanlarına rağmen boynuna geçirilen boyunduruğu koparmaya başladı. Giydirilen ölü gömleğini yırtmaya başladı. Diri diri gömdüler; o kefenini yırtıp mezarını tırnaklarıyla kazıyarak oradan başını çıkartmaya başladı.
Şimdi ellerinden gelen tüm imkanları kullanarak son bir çabayla mezarından başını çıkararak kalkmaya çalışan bu millete saldırarak onu tarihin mezarlığına gömmek ve yok etmek istiyorlar, ama başaramıyorlar, başaramayacaklar.
Bediüzzaman’ın deyişiyle ‘İstikbal’de en yüksek seda İslam’ın sedası olacaktır ‘. Evet, yine Kur ’ani bir ifadeyle diyoruz ki ‘Kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır’.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

İSLAM AHLAKI VE MÜSLÜMANLAR

Akif ne demiş gezip gördüğü Almanya’da edindiği intibalar üzerine: ‘Dinleri işimiz gibi, işleri dinimiz gibi.’ Evet tam da öyle.
Ortaçağ Avrupası karanlık iken İslam dünyası altın çağlarından birini yaşıyordu. Ama gel gör ki Ortaçağ’ı kapatıp Yeni Çağ’ı açan Fatih Sultan Mehmet İstanbul Fethi’nden sonra Yakın Çağ’a kadar bu düzen devam etti. Gelin görün ki Kanuni’den sonra adım adım gerilemeye devam eden Osmanlı ve Doğu alemi git gide bütün özelliklerini kaybetmiş, ağır yenilgiler, sefalet, iç karışıklıklar ve Rönesans ve Reformlarla kalkınmasını tamamlayan Batı aydınlıklar ülkesi ve Doğu-İslam dünyası ise karanlıklar ülkesi haline geldi. Tabii ki bu durum ahlaki yozlaşmaya neden oldu, İslam ahlakından uzaklaşma başladı, tefessüh git gide derinleşti. Şekilde Müslüman ama özde İslam dışı ahlakla dolu insanlar olduk.
Hani büyük bir zata sormuşlar ‘Müslümanlar ne zaman kurtulacak’ diye, O mübarek zat ‘Müslüman gösterin bana kurtulduğunu haber vereyim size’. Bu söz belki biraz bizi trencide edecek amma gerçeklik payı da büyük. Tabii iman açısından bakmamak lazım olaya, ibadet ve ahlak bakımdan lazım.
Hani Tabiin ’den büyük bir zat Hasan El- Basri ne buyurmuş kendisine Sahabelerine nasıl olduğu sorulduğunda: Siz onları görseydiniz bunlar deli derdiniz, onlar sizi görseydi bunlar Müslüman değil derlerdi.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

KÖTÜ ÖRNEKLERİN ANLATILMASI

Her ne kadar ‘Sui misal emsal olamaz: günümüz Türkçesiyle ‘Kötü örnek, örnek olmaz’ diyorsak da hep yaptığımız bu. Okuduğumuz romanlar, hikayeler, izlediğimiz tiyatrolar, her gün gazete köşelerini dolduran facia ve ahlaksızlık haberleri hep bu değil mi?
Aslında kötü örneklerin anlatılması, hatta onların kınanması bile tam aksi netice verir ve özendirici rol oynar. Bu güne dek böyle olmuş ve dinimizin bu konudaki tavrı hatırlanırsa yapılanın ne kadar yanlış olduğu anlaşılır aslında.
Eğer maksadımız iyi davranışlar kazandırmaksa neden iyi örnekleri anlatmıyor, hikaye, roman ve tiyatrolarımızda iyi örnekleri işlemiyoruz. Neden hep kötü haberleri öne çıkarıyoruz da kötü haberleri öne çıkarıyoruz. Aslında iyi haberleri öne çıkarmalı, kötü haberleri geçiştirmeli değil miyiz?
Acaba bizi bu konuda yanıltan içimizdeki şeytan mı? İçimizdeki şeytan dışımızdaki şeytanla anlaşarak bize kumpas mı yapıyor? İşte biz her ne kadar kendimizi ve çevremizi bu yalanla aldatmaya devam ediyorsak da bu bir tarihsel yanılgıdan başka bir şey değil.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

İNANMAK VE İNANMAMAK

İslam dünyasının zaafı bu. İnanç zaafı. Kim neye inanıyor, neye inanmıyor bunu bilmiyor. İnanç dünyası büyük bir çelişki yaşıyor. İslam dünyası batı karşısında yenilgiye uğradığı günden beri önce kendine sonra cemiyetine ve sonra millet ve en sonunda da medeniyetine olan inancını kaybetmeye başladı.
İşte bu inanç zafiyetidir ki büyük bir bunalıma itti İslam dünyasını. Bu bunalım kendi gibi olamamak bunalımıydı. Gibisi fazla. Kendi olamama sorunu bu. Ne batılı olabildi ne doğulu kalabildi bu medeniyetin çocukları. Tam bir handikaba düştü. Bu çelişki yıllardır onun başını belalardan belalara sürüklüyor. Ama bir türlü bu yanlışı ve yanılgıyı kimse fark edemiyor.
Ne hayat anlayışı ne düzen kurma fikri ne de medeniyet anlayışı uygundu batıya. Onu taklit etti durdu yıllarca manmunvari bir özentiyle. Gülünç düştü bu haliyle, alay konusu oldu. Anlamadı onların alaylarını. Gülüşlerini hayra yordu hep. Onu beğendiklerini zannetti. Gülüşleri sevgi gülüşü zannetti.
Oysa onlar kendine benzetmeye çalıştıkları bu acemi mukallidin davranışlarını eğlence konusu yapıyorlardı. Onlar onunla alay ettikçe o özentisini sürdürdü. Onlar gibi giyinmeye, onlar gibi yemeye, onlar gibi gezmeye, onlar gibi düşünmeye, giderek onlar gibi inanmaya başladı, ama onları hiç bir zaman asla ve asla inandıramadı. Kendini hiçbir zaman kabul ettiremedi. Oysa binlerce takla attı onları inandırabilmek için, ama hepsi boşa çıktı.

Devamını Oku