HÜZÜN
Ve şair ağlıyarak güllerle
Hazin hazin Diyecek:
Al benliğimi al hadi al
Al kurtar beni
SEVGİLİYE MESNEVİ 1
Boğazda Bir Akşam
Boğazda bir akşam
Rüya gibi bir akşamdı o akşam
Seninle halvet olurduk geceleri
Elinde bir demet gül kan kırmızısı
Kimdi kim vermişti sana o gülleri
(kalbimin acısından yapılmış o gülleri)
ÖLÜNÜN KAYGISI
Kalakalmış bir ölüyüm şimdi ben ortalıkta
Uzansam nemli soğuk topraklara upuzun
Örtünsem sessizliği yorgan gibi üstüme
Dalsam rüyalara kadar ezeli bir uykuya
İSTANBUL
İstanbul’da yaşar
Fatih’in kavakları
Mahzun ve kederli
İstanbulistan5
SİSTE GÖRÜNÜŞ
Sarmış yine afakını sarmış yine sarmış
Bulutlar ve sis
Ve karanlık ki
Bin yıllık aşkımız bizim
Bin yıllık sevdayı büyütüyor gözlerin
Ölüler ölüler rüyanız sizin
Hayatla doluydu dünyanız sizin
İSLAM AHLAKI VE MÜSLÜMANLAR
Akif ne demiş gezip gördüğü Almanya’da edindiği intibalar üzerine: ‘Dinleri işimiz gibi, işleri dinimiz gibi.’ Evet tam da öyle.
Ortaçağ Avrupası karanlık iken İslam dünyası altın çağlarından birini yaşıyordu. Ama gel gör ki Ortaçağ’ı kapatıp Yeni Çağ’ı açan Fatih Sultan Mehmet İstanbul Fethi’nden sonra Yakın Çağ’a kadar bu düzen devam etti. Gelin görün ki Kanuni’den sonra adım adım gerilemeye devam eden Osmanlı ve Doğu alemi git gide bütün özelliklerini kaybetmiş, ağır yenilgiler, sefalet, iç karışıklıklar ve Rönesans ve Reformlarla kalkınmasını tamamlayan Batı aydınlıklar ülkesi ve Doğu-İslam dünyası ise karanlıklar ülkesi haline geldi. Tabii ki bu durum ahlaki yozlaşmaya neden oldu, İslam ahlakından uzaklaşma başladı, tefessüh git gide derinleşti. Şekilde Müslüman ama özde İslam dışı ahlakla dolu insanlar olduk.
Hani büyük bir zata sormuşlar ‘Müslümanlar ne zaman kurtulacak’ diye, O mübarek zat ‘Müslüman gösterin bana kurtulduğunu haber vereyim size’. Bu söz belki biraz bizi trencide edecek amma gerçeklik payı da büyük. Tabii iman açısından bakmamak lazım olaya, ibadet ve ahlak bakımdan lazım.
Hani Tabiin ’den büyük bir zat Hasan El- Basri ne buyurmuş kendisine Sahabelerine nasıl olduğu sorulduğunda: Siz onları görseydiniz bunlar deli derdiniz, onlar sizi görseydi bunlar Müslüman değil derlerdi.
KÖTÜ ÖRNEKLERİN ANLATILMASI
Her ne kadar ‘Sui misal emsal olamaz: günümüz Türkçesiyle ‘Kötü örnek, örnek olmaz’ diyorsak da hep yaptığımız bu. Okuduğumuz romanlar, hikayeler, izlediğimiz tiyatrolar, her gün gazete köşelerini dolduran facia ve ahlaksızlık haberleri hep bu değil mi?
Aslında kötü örneklerin anlatılması, hatta onların kınanması bile tam aksi netice verir ve özendirici rol oynar. Bu güne dek böyle olmuş ve dinimizin bu konudaki tavrı hatırlanırsa yapılanın ne kadar yanlış olduğu anlaşılır aslında.
Eğer maksadımız iyi davranışlar kazandırmaksa neden iyi örnekleri anlatmıyor, hikaye, roman ve tiyatrolarımızda iyi örnekleri işlemiyoruz. Neden hep kötü haberleri öne çıkarıyoruz da kötü haberleri öne çıkarıyoruz. Aslında iyi haberleri öne çıkarmalı, kötü haberleri geçiştirmeli değil miyiz?
Acaba bizi bu konuda yanıltan içimizdeki şeytan mı? İçimizdeki şeytan dışımızdaki şeytanla anlaşarak bize kumpas mı yapıyor? İşte biz her ne kadar kendimizi ve çevremizi bu yalanla aldatmaya devam ediyorsak da bu bir tarihsel yanılgıdan başka bir şey değil.
KIYAMET SENFONİSİ
Yaşayıp yaşamadığımız belli belirsiz
Önümüzden geçiyor insan siluetleri
Lüks balolarda şehvetli cazibesi
Bizi en zayıf tarafımızdan çeker




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim