Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

İSTANBULİSTAN 2

Kim bilir kimden korkmuşluğumuz
Kim bilir nereden kaçırıldık böyle ansız
Bir fırtına sardı bizi gece yarısı
Kim bilir nerden gelivermiştir

Devamını Oku
Ahmet Kemal

MAHYA
Dağ kuşlarımıdır onlar
Gelir göğsümüze konar
Mahyalar

Puslu gecede yıldızlar

Devamını Oku
Ahmet Kemal

MANZUME

Ben büyük aşklar için doğmuşum yapamam
neyleyim
Büyük davalar büyük sancılarla gelir duramam
neyleyim

Devamını Oku
Ahmet Kemal

NASİP

1

Sular yok hükmündedir Rabbim
İndi aşina kuşlar bahçemize

Devamını Oku
Ahmet Kemal

2
Susturun can yakan tambur sesini
Mademki ölüm
Tüm güzellikleri yutmaya hazır bir ejderha
Gibi durmakta
Mademki geçip gitmekte zaman

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Sen (methiye -1-)


Alnındaki ilk gün ışıklarıyla tanırsın sen
Şiirlerin en güzeli oluverir sende sözcükler
Bakışların su kasidesi

Devamını Oku
Ahmet Kemal

IŞİD ABD VE ŞER ÜÇGENİ

Işid ABD ve AB’nin bir maşası. Bu maşa oldukça ABD, AB ve ÇİN şer üçgeni daha çok çorap örecektir İslam dünyasının ve özellikle Türkiye’nin başına. Bir bu şer üçgenini bir yazımızda yeni Roma diye tarif etmiş, ABD’yi Batı Romanın Batısı AB’yi doğusu, Rusya’yı doğu Roma’nın batısı ve Çin’i de doğusu olarak vasf etmiştik. Doğrusu da buydu. Evet, yine aynı görüşteyim.
Yalnız şimdi şer üçgenini bu ikilem dışında aramak gerektiğini düşünmekte, şerrin üçüncü odağının da Pers imparatorluğunun yeni uzantısı İran’da aramak gerektiğinde ısrarcıyım. Hint imparatorluğu ve Japonya bunun neresindedir, şimdilik bir şey diyemeyeceğim. Amma bildiğim bir şey varsa Afganistan ve Pakistan’ı istediği gibi elinde tutan ve yeraltı, yerüstü kaynaklarında sömüren bu yeni Batı Roma’nın El-Kaide gibi bir paravan örgüte ihtiyaç duyması, aklımıza bu Işid’ in de Ortadoğu’da sömürünün sürmesi için gerekli bir paravan örgüt olduğu duygusunu uyandırmıyor değil.
Yıllardır Türkiye’yi PKK ile elinde tutan, güçsüzleştiren, aşırı silahlanmaya sevk ederek sömüren, beri yandan borç batağına batıran Yeni Roma onun görevini son zamanda yeterince yerine getiremediğini düşünerek daha yakın ve büyük tehlike olarak dünya gündemine koyduğu bu örgütle Ortadoğu’daki sömürüsünü güçlendirmeye çalışmakta, borç batağından çıkan ve kendi silah sanayisini kurarak batı silah sanayisinin ekmeğini elinden alma ihtimalini gündeme getiren Türkiye’yi yeniden dize getirme, boyun eğdirme ve çok yönlü bir sömürü çarkının ortasına yerleştirme hamlesine koyulmuştur.
Ayrıca Müslümanı Müslümana kırdırma palan ve projesini işleten yeni Roma, önce Şii, Sünni ayrımını kışkırtmış, sonra bu ayrımlaştırmaya İslam ülkelerini bölüp parçalama yoluna gitmiş, daha sonra da paravan radikal örgütlerle bu projeyi korkunç boyutlarda tehlikeli olarak yürürlüğe koymaya inat etmiştir. Batı Roma tam bir mütecanis yapıya kavuşturulmuş, İslam dünyası ise gayri mütecanis bir yapıya zorlanarak paramparça edilmiştir.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

KADININ FENDİ

Kadının fendi erkeği yendi diyorlar bu doğru. Batılı bir yazar: ‘Bu kadınlar bizi nasıl burnumuzdan tutup çekiyorlar anlamıyorum’ diyordu. Evet, kadınların fendi hep erkekleri yeniyor.
Adem (as.) ı bile şeytan doğrudan ayartamadı da Havva anamızı kullanmadı mı? Şeytanı lain olan İblisin kandıramadığı Adem’i Havva anamız nasıl kandırdı da cennetten çıkış macerası başladı. O gün bu gün kadınlar kandırıyor bizi.
Kabil de kadın yüzünden isyan etmedi mi babasına ve kardeşi Habil’i bu yüzden öldürüp kardeş katili olmadı mı? Bu yüzden kıyamete dek işlenecek tüm öldürümlere ortak olmayacak mı? Bu ilk kıtal ile kıtal çığırını açan kötü kişi olmadı mı?
Günümüzde bakıyoruz erkekler artık kadınların kölesi olmuş durumda. Dün de öyle değil miydi? Evet, öyleydi, ancak bu günkü farklı. Bu gün erkekler kadınların burnu halkalı bir kölesi olmuş durumdalar. Onların emrinden çıkmadıkları gibi, onların esiri hatta eseri durumundalar. Bu yolda kimlik ve kişiliklerini de kaybettiler.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

OPTİMİZASYON

Yıllar önce Erzurum’da bir parti salonunda konuşan Korkut Özal optimizasyonu anlatmış İslam’da bunun bir karşılığı olup olmadığını sormuştu. Ben ‘İşlerin hayırlısı orta olanıdır’ Hadisi Şerif’ini bildiğim halde konuya denk düşüp düşmeyeceğini bilmediğim ve olumlu karşılanacağına emin olmadığım için efendimizin sözüne bir hafife alma davranışı oluşur korkusuyla söyleyememiştim.
Yıllarca bu konuyu düşündüm o andaki kanaatimin değişmediğini, edindiğim yeni bilgilerin durumu değiştirmediğini gördüm.
Optimizasyon işlerin en uygun zamanda en gün ve verimli olarak yapılması anlamına geliyordu Sayın Özal’ın anlattıklarına bakarsak. İşte işlerin hayırlısı orta: vasat olanı ifadesi de tam bu anlama geliyor.
Yani bir iş yapıyorsunuz vakti öyle ayarlamalı, maliyeti, iş gücünü öyle ayarlamalısın ki en karlı en verimli, rantabl noktaya ulaşabilmelisin. İşte bu nokta evsat: en orta noktadır ki efendimizin tavsiye ettiği de budur. Hem dünya hem ahiret işlerinde geçerli olan yöntem budur. Diyelim namaz kılıyorsunuz bu namazı çok uzatırsanız usanır bir daha ibadet etmeye içinizde heves bulamazsınız. Yahut ta çok kısaltırsanız, hızlı ve çabuk kılarsanız, namaz için gereken huşu ve huzuru bulamaz ve namaz kılmaktaki amaca ulaşamazsınız. O halde ne yapmalı; ne bıkacak ve başkalarını bıktıracak -cemaat halindeyse- bir süre ve şekilde ne de maksada ulaşamayan sadece bir bedensel harekete dönüşen bir şekilde olmamalı.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

İŞ AHLAKI VE İSLAMİYET

‘Aranızda mallarınızı haksızlıkla yemeyin’ ayeti hafız okurken ben anlamından takip ediyordum. Düşündüm ben bu ayeti anlamalı ve yorumlamalıyım. En azından yapılan tüm yorumları öğrenmeliyim.
Kur’an okumanın anlamı bu olmalı. Evet, okunuşu da insana bir haz veriyor. Anlamını bilmediğimiz yabancı müzikleri dinlediğimiz gibi. Müzik ruhun gıdasıdır diyorlar ya bence ruhun asıl gıdası Kuran-ı Kerim’ i okumak ve dinlemektir. Ama gel gör ki asıl unutulan Kuran’ın anlamıdır. Mehmet Akif’in inmemiştir hele Kur’an onu hakkıyla bilin/Ne mezarlıkta okumak ne de fal bakmak için’ diyor ya işte tam da öyle. Biz de şair de mezarlıkta okunmasın demiyoruz ama fal bakılmasını iste onaylamıyoruz.
Gelelim şimdi bu ayetin anlamına:’ aranızda mallarınızı haksızlıkla yemeyin’. Bu nasıl oluyor. Evet, Müslümanlar olarak en büyük derdimiz bu. Mal ve paranın adil bir şekilde yayılması emredilmiştir.
Ama gel görün ki Müslümanlar iş ve sanat hayatında o kadar yanlışlar yapıyor ki acaba bu emir Müslümanlara gelmemiş gibi. Yine Akif’in deyişiyle ‘işleri dinimiz gibi, dinleri işimiz gibi’. Batı iş ahlakını edinmiş, doğruluktan ayrılmıyor ama batıl bir dine uymakta devam ediyor. Orta çağda batı sefalet içinde engizisyonlarla yoğruluyordu. Bir yandan feodalite hüküm sürüyor. Beyler halka alabildiğine zulüm ediyor. Halk her türlü zulüm ve haksızlık altında inim inim inliyordu. Bir yandan beyler öbür yandan kilise zulüm ve işkencenin bin türlüsünü icra ediyordu.

Devamını Oku