KAR ŞİİRİ 1
Gökte uçan bir kelebek gibi
Aşkın rengi bir çiçek gibi
Gökten yıldız düşecek gibi
Çocuklar bölüşecek gibi
BEN BURADA BULUNMAZDIM BELKİ HİÇ
Ben burada bulunmazdım belki hiç
Adları İsa Musa olan çocuklardı
Ben onlarlaydım ve onlarsız
Şimdi bir parmakta taşınan yüzük
KUŞKULU ŞİİRLER
Ben ne yaptımsa onun için yaptım
Kendim için yaptımsa namerdim
Vallah billâh Tuna’yı geçtim onun için
KASİDE
Kent eski zaman devleri gibi
Homur homur homurdandı
Sonra bir kedi oldu [uysal]
ŞEHRİYAR KONUŞUYOR
Şehriyar bendim. Bendim o kimsesiz ve yabancı
hükümdar kanatlı ve tavus tüylü
alnı demirden mermer
Rubai
7
Bir dönüşsüz yolculuğa çıkmışız balam
Hep başka sahillere doğru
Sürükleniyoruz balam sürükleniyoruz
Zaman adlı bir gemide
SESSİZ DEVRİM
Bu bir devrimdir. Ülkemizde 200 yıldır süren yabancılaşmanın bittiği, yerlileşmenin başladığı, millileşme hamlelerinin uç verdiği bir devrim bu. Bu devrim Osmanlının parçalandığı günlerden bu güne arayışları başlayan öze dönüş hareketidir.
Mehmet Akif, Bediuzzaman, Necip Fazıl ve Sezai Karakoç’un seslendiği büyük mücadelenin devrime dönüşmesidir. Bu devrim kökü Muhteşem Süleyman’a uzanan bozulmanın sona erdiği, her kemalin bir zevali vardır, her zevalin bir kemali özdeyişindeki tarihi dönüş başlamıştır. Bu dönüşün ilk ışıkları Menderes dönemimde görünmüş, Özal’la büyümüş ve Erdoğan’la ortalığı aydınlatmaya başlamıştır.
Bugün bu büyük dönüşümü yaşıyoruz. Sevinçliyiz. Ülkemizin ufuklarında Hakk’ın ve hakikatin güneşi doğmaktadır. Bu güneş hakkın iradesi ve milletin dualarıyla doğmaktadır. Bu güneş çekilen çilelerin, yaşanan zulümlerin, dinmeyen acıların sonucudur. Zulüm ebedi değildir. Küfürle devlet kaim olur zulm ile asla diyen hüküm icra edilmektedir.
Osmanlı ruhu ölmemiştir. Bu anlaşılmıştır. Bu ruh yeniden dirilecektir. Bu ruh asrısaadet ruhudur, Emevi, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı devreleri kapanmış yeni devre başlamıştır. Buna ister yeni Osmanlı deyin, ister Yeni Türkiye fark etmez. Buna ister İslam birliği deyin, isterse hak ve hakikatin yükselişi, mazlumlar yeni bir hamiye kavuşacak, zayıfların, ezilenlerin makûs talihi değişecektir.
MUHAFAZAKAR HALKIN EŞSİZ SAĞDUYUSU
Bu halk sessiz ve derinden gidiyor. Bu halk muhafazakardır. Aslında bu tabir de yanlıştır ve hastalıklı bir yapı arz ediyor. Bu halkın yapısı iyi tahlil edilmedi. Hep aceleye getirildi. Hep ucuzcu bir yaklaşımla karşılandı. Aslında bu halk muhafaza değildir. Aslında bu halk devrimcidir ve kendisine yapılan her türlü hile ve desiseyi ustalıkla atlatan, yanlışı ve yanılgıyı tersine çıkaran, alt eden, entrikaları boşa çıkaran bir yapıyla tam bir devrimcidir.
Buna tam anlamıyla devrim denemez aslında. Bu bir diriliş hareketidir. Her defasında öldürücü darbeler alan bu halk, bu darbeleri ustalıkla savuşturmasını bildi. Bu öldürücü darbeler sonrası ölmesine kesin gözle bakılan, ölüme terk edilen bu inançlı halk tabakası, -aslında bu bir halk tabakası değil,millettir ve milletin en asil, hiç çürümemiş, hep sağlam ve temiz kalabilmesini bilmiş özüdür- her defasında küllerinden yeniden doğmasını bilmiştir. Bu yüzden bir bas’ ül- bad’el-mevt: yeniden diriliş, bir ihya hareketidir.
Bu millet hep dir ve uyanık kalmasını bilmiştir. Bu millet her türlü yıkım hareketini savuşturmuştur. Bu millet sağduyusuyla kendisine yapılanı sezmiş, doğruyu yanlıştan ayırmış, kendisine dost olanla, dost görünen düşmanları tanımış, ona hiçbir zaman inanmamış, hep inanır görünmüş ama bildiğini yapmaktan geri durmamıştır.




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim