ŞEHİT TİMUR AKTEMUR
Ay ağlıyordu
Ay ağlıyordu gökyüzünde
Yeryüzünde raks ediyordu şeytanlar
ŞEHİT DEMET SEZER
Gece siyahtı hayat beyaz
Yollar tekin değildi hava bulutlu
KUTLU GÜN
Allah’ın Dostu, Kurtarıcım, Efendim, Şeyhim, Mürşidim Şeyh Seyyid Fevzeddin Hazretleri teşrif etti evvelsi gün. Arkadaşıma takıldım Şeyhimizi ayağımıza getirdik diye. Bu gün mutluyum o gelecek diye. Ne zamandır gittim gideceğim diye, ama koca yaz geçti, havanın bunaltıcı sıcaklığından gün yüzüne çıkamadım. İnatçı tansiyonum bu hava şartlarına dayanamıyor, kendimi eve kapıyordum.
Bir kısa mesaj beni pembe ufuklara taşıdı. Mesajda efendimin benim bulunduğun kente geleceği söyleniyordu. Ne zamandır İstanbul’da olduğunu duymuş ama içimde oraya gitmek istediği duymamıştım. Bu hissizliğime şaşırmış, bu nasipsizliğime yanmıştım. Bana ne oluyor demiştim bana ne oluyor, gitgide uzaklaşıyor muyum yoksa bu manevi iklimden. Kuşku duymakta da gecikmemiştim kendimden.
Durumum iyi eğildi. Ne zamandır dergâhtan uzaktım. Dergahı kendi özel mekanı gibi kullanmaktan vazgeçmeyen biri yüzünden herkes gibi ben de oradan uzaklaşmıştım. Herkesi oradan uzaklaştırmakta mahir bu adam özel işlerini oradan takip ediyor, gizli nikahlısıyla özel görüşmelerini evine çok yakın bu dergahtan yürütüyordu. Bir nevi garsoniyer olarak kullanıyordu bu manevi yeri. Herkese bir bahane bularak hakaret etmiş, müritleri bu mekandan uzaklaştırmıştı. Şimdi kendi kölesi durumda iki kişiyle sürdürüyordu konumunu. Onlar da yalnızca onun istediği vakitte gelip gidiyorlar.
Başka bir kapıya gitmiş, oraya da fazla devam edememiştim. Öbür dergahlar da uzak olduğu için fazla bir irtibat kuramamıştım. Böylece git gide yalnızlaşmış, yalnızca kentin tarihi Camii olan Yeni Cuma Camii diğer adıyla Pertev Paşa Camiinde huzur bulur olmuştum. Çalıştığım okul oraya çok yakındı. Son ders çıkışımda doğru oraya yol alır olmuştum. Namazımı huşu ile kılıyor, namazdan sonra cami bahçesinde eğleniyor, gazetemin okuyamadığım kısımlarını okuyorum, sonra cami duvarında takke tespih satan muhabbeti bol Erol abiyle iki laflıyor, gazetemi ona veriyorum.
Eğitim üzerine yazılar:
EĞİTİMDE ÖĞRETMEN FAKTÖRÜ
Eğitim zorlu süreçtir. Öğretmen bu süreçte en etkili eleman. Ancak bu etki olumlu da olabiliyor, olumsuz da. Tüm imkanlara rağmen eğer öğretmen unsuru eksikse, yani mesleğinde donanım yoksunluğu yaşıyorsa eğitim aksayacaktır.
MİLLET VE DÜŞMANLARI
İsmet İnönü''nün meşhur sözüdür bu. Kimseye söylemeyin: Millet sizin düşmanınızdır.'' Bunu söyleyen kişinin millet düşmanı olduğunu anlamaktan daha kolay ne vardır. İşte milleti düşman ilan eden bu zihniyet yıllarca milletin yönetimini elinde tutmuş bir zihniyettir.
Dahası bu milletin ne kadar düşmanı var bir bilsek. Osmanlı Sadrazamının meşhur sözünü hatırlayalım. Osmanlı sadrazamı yabancı devlet adamlarıyla yaptığı tartışmada ‘En büyük devlet hangi devlettir dünyada''. Osmanlıdır: Çünkü siz dışardan biz içerden yıkamadık bu devleti.'' Evet, yıllardır bu ülkede yöneticilerin çoğu bu millete düşmandır ve içten içe bu milletin aleyhinde faaliyet göstermekte, hem de bu milletin ekmeğini yemektedir.
Dahası satın alınmış basın bu milletin baş düşmanıdır. Yabancı güçlerin satın aldığı, kendi menfaatini milletin menfaati üstünde tutan, milli menfaatleri az bir paraya satan zavallılar güruhu milletin en önemli düşmanlarıdır. Bu düşmanlar öyle bir büyük birlik içindedirler ki kimse bunun farkında olamaz. Her şeyi kendilerine göre yeniden tanzim eder, birbirlerini kollar, gerçek vatanseverleri hedef tahtasına koyarak millet düşmanı ilan ederler.
Öyle bir hava yaratırlar ki millet için çalışan gerçek vatanseverler bir anda kendilerini milletin karşısında bulurlar, ne yapacaklarını şaşırırlar, yılarlar ve çaresizlik içinde kendilerini şerit dışında bulurlar. Bazen bu kadar da şanslı olmazlar, olamazlar bizzat o millet tarafından bertaraf edilirler. Bazen bu imkan da onlara tanınmaz olur, millet için yaptıkları yüzünden canlarını kaybederler.
DEFİNECİLİK MACERASI
Bu ülkede defineye bir hayat feda eden insanlar var. Bu define macerası bütün hayatını kaplayan nice insanlar gelip geçti bu dünyadan. Define aramayı hayatının macerası, yaşama gayesi haline getiren, bu uğurda servetini ve hayatını harcayan nice insanlar yaşadı bu alemde.
Bu dünyada paranın tek hakim olduğu, tek amaç haline geldiği günden beri nice kimseler her şeyini bu uğurda harcadı. Bir define misali hayatını yer altından çıkacak hayali defineye harcayan bir kesim bu. Üstelik bir hayal uğruna gerçek hayatlarını heba eden bir kesim.
Bu kesim üstüne üstlük kanun dışı iş yapmakta, her an cezai müeyyideyi hak edecek bir eylem içinde bulunmaktadır. Hayatları için gerçek bir gaye, yaşanabilir bir amaç bulamayanlar böyle suni bir amaç üretmekte, amaçsız hayatlarına amaç kazandırmaktadırlar.
ÇATIRDAYAN AİLE
Batılaşma ve zenginleşme ile birlikte aileler çatırdıyor. Karı koca arasındaki iletişimsizlik, beklentilerin yükselmesi, artan refah seviyesinin getirdiği suni ihtiyaçlar, bu ihtiyaçların karşılanmasındaki anlaşmazlık, yaşam şartlarının değişmesi, medyanın kışkırtıcılığı, giderek artan bencillik beraber yaşamayı zorlaştırmakta, evlilikleri sarsmaktadır.
Artan boşanmalar, özgürlük duygusunun sınırsız derecede ileri gitmesi toplumun temeli olan aileyi zora sokmaktadır. Zenginleşme le beraber dünyevileşmenin ileri boyutlara varması kadını feministleştirmekte bu da aileye zarar vermektedir. Medyanın hayatımızın tümünü işgal etmesi, TV dizilerinin yanlış yönlendirmeleri, internetin hayatımıza boylu boyunca girmesi insanı çevresinden koparmakta, sanal dünya gerçek dünyayı karıştırarak yıkıcı bir görev üstlenmektedir.
Dindarlığı ve geleneklerin gelişen teknolojiye ayak uydurmakta zorlanması her şeyde olduğu gibi aileyi de zedelemekte, işleri çıkmaza sokmaktadır. Bu gidişle geleneksel aile yerini batı tipi evliliklerine bırakacak, evliliklerin azalması ve boşanmaların artması, yalnız ve serbest yaşamanın artması kaçınılmaz olacaktır.




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim