Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

YAHUDİNİN SONU

Siyonizm gide gide kanlı bir katliam felsefesine ulaştı. Bu yönüyle Yahudilik ve ona yurt aramak gibi masum bir düşünceyle yola çıkan Siyonizm’in veçhesi değişti. Artık o bir zulüm aracına dönüşmüş durumda. Hiçbir şekilde masum ve savunulur bir tarafı kalmamış durumdadır.
Yahudilerin Arz-ı Mevut hayaliyle Nil’den Fırat’a yurt edinme çabaları ve bu yolda yaptıkları bin bir zulüm, şiddet ve terör onların sonunu getirecek en büyük amil olacaktır. Dün Hitler zulmünü acı bir şekilde tatmış olan millet bu gün ondan daha şiddetlisini dünyaya ve özellikle Filistinlilere uygulamakta. Mazlum zalim rolünü benimsemekte, kendisine yapılanların intikamını başkalarından çıkarmaktadır.
Mazlumların ahı yerde kalmaz, kalmayacaktır. Allah ile mazlumlar arasında perde yoktur. Elverir ki zulüm haddini aşsın. Bu gün bu sınır aşılmıştır.
Ancak bu olup bitenler Müslümanlar için bir uyarı niteliğindedir. İsrail’in Gazze’ye attığı her bomba Müslümanların üzerine düşmekte ve onların kendilerini sorgulamasına yol açmaktadır. Bu gün İslam Alemi derin bir uykudadır. Ehl-i küfrün Müslüman katliamı yapması onları derin uykularında sarsmaktadır, ama nedense bir türlü uyandıramamaktadır. Bu ne derin bir uykudur ki binlerce, milyonlarca Müslüman savunmasız kadın ve masum çocuk yaralanmakta, öldürülmekte, işkence altında yaşatılmaktadır. Doğu Türkistan’da, Myanmar’da, Mısır’da, Filistin’de, Irak’ta, Suriye’de Çeçenistan’da milyonlarca Müslümanlara zulüm yapılmaktadır.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

İSLAM, YAHUDİLİK VE DİN ADAMLARI



Yahudiliğin bozulma sebeplerinden biri de din adamlarını ilahlaştırma olarak belirlenir kutsal kitabımızda. Bu din adamları kutsal kitabı tahrif etmekten yarışmış, kendi heva ve hevesleri doğrultusunda yeni bir kitap yazmışlardır.
Bu yazılan,- başka bir tabirle- aslında tahrif edilen kitap dinin aslı ve özünü değiştirmiştir. Karşımıza çıkan bu kitap peygamberlerine zina isnat eden, onun yerine din adamlarını yüceltmiş, onları şari yerine yerleştirmiştir. Bu yeni kanun koyucular kutsal kitabı değiştirerek ilahi olanı beşeri olanla değiştirmiş, vahiy dinini paganlaştırmışlardır.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Eğitim üzerine yazılar:

OKULLARIN YENİDEN TANZİMİ

Bugünkü okulların öğrenciyi nefret ettiren, öğrenim psikolojisine tamamen aykırı, askeri nizamiye havasında, yeşilden ve spor alanlarından mahrum, iç mekanları hapishane koridor ve koğuşlarının birebir aynısı denebilecek stildedir.
Yeni mimari arayışlarıyla özel sektörün inşa ettirip devlete devrettiği okullar bile bu alanda fazla bir fark göstermiyor, ideal olana uzak yapılarıyla Türkiye’de eğitim mekanlarının eğitimi felç eden mekanlar olduğunu artık anlamanın zamanı gelmiştir.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

NAMUSLULAR VE NAMUSSUZLAR


Namuslular ve namussuzlar. İnsanoğlu bu iki kısma ayrılır aslında. Savaşlar da bunlar arasında, barışlar da. Çatışmalar bunlar arsında olup bitiyor. Bazen bu iki kesim birbirine karışmıyor da değil.
Bir devlet adamının deyişiyle:’ Namuslular namussuzlar kadar cesur olmadıkça hiçbir şey düzelmez’. İşte bu namussuzların cesareti ve namussuzların korkaklığı yüzünden başımıza geliyor ne geliyorsa.
İş hayatında da böyle, siyasi arenada da böyledir, sosyal hayatta da böyle. Hayatın her safhasında insanlar bu iki kategoride sınıflandırılırlar. Hayatları yalan dolan, çalma, çırpma ile doludur bu namussuzların. Bu namus meselesini biz cinsellik olarak almıyoruz burada. Sözünde durmak, işini iyi yapmak, iyi niyetli ve hakkaniyetli olmak. Oysa günümüzde bu değerler ne kadar da azalmış durumda.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

İSRAİL SİYONİZM VE FİLİSTİN 3

Bütün dünya ile alay ediyor İsrail kendini büyük gören bir millet. Kendilerini seçkin insan, Allah’ın sevgilisi ve dostu sanan zavallı mahluk. Diğer insanları insanlık dışı bir mahluk yahut bir hayvan, başka bir deyimle ağaçlara sarılı böcek, yok edilmesi gereken haşere sayan bir zihniyet. Bu zihniyet insanlığın karşısına geçmiş kahkahalar atarak katliam yapmakta.
Bütün insanlık sus pus olmuş. Korkudan mı, aldatılmışlıktan mı, bilgisizlik yahut yanlış bilgilendirmekten dolayı mı? Ya da başka bir ihtimalle bütün dünya zalimin arkasında saf tutmuş bile bile, isteye isteye. Bu gönüllü köleliğin tohumu ne zaman ve nasıl atıldı? Buna bir bakmak, tecessüsümüzü bu alana kaydırmak gerek. Daha fazlası giderek hatta zorunludur. Bu alanın araştırılması, incelenmesi hayati önem arz etmektedir.

İslam karşısında birliğe giden bir yapı var tam anlamıyla. İslam’ı bir sapma olarak gören kitabı mukaddes cephesi o günden sonra bu din mensuplarını sapkın, anarşist ve terörist saydı. Kitaplarını birleştirdi ve muharref batıl bu iki din kendilerini yürürlükten kaldıran bu yeni dine cephe aldılar. Yahudilik başlangıçta İseviliğe baş düşman ilan etmişti. Önce ona açıkça savaş açtı. Sonra onu sinsice tahrif etmeye yöneldi. Bu konu Mevlana’nın Mesnevi’sinde çok veciz bir şekilde anlatılıyor. Sonra putperest Roma tarafından dönüştürülerek benimsendi.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

KUR’AN’DA YAHUDİLER,


Kur’an’da Yahudilerden ilk bahis ilk sure olan Fatiha’da olmaktadır. Bunu tefsirlerden anlıyoruz. İbn-i Kesir Fatiha suresi son iki ayetinde ‘bizi dosdoğru olan yol:sırat-ı müstakime ilet. Nimete erdirdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanları ve dalalete düşenlerinkine değil.
Nisa Suresinde geçen Kim Allah’a ve peygambere itaat ederse işte onlar Allah’ın nimete eriştirdiği peygamberler, Sıddıklar, şehitler ve Salihlerle beraberdir ifadesinde belirtilmiş, gazaba uğrayanların Yahudiler, sapıkların ise Hristiyanlar olduğu anlatılır.
Bakara suresi 90. Ayette’ nefislerini ne kötü şeye değişip sattılar… Allah’ın kullarından dilediğine fazlından (Kitap) indirmesine haset ederek Allah’ın indirdiğini inkar ve gazap üstüne gazaba uğradılar. Küfredenlere hor ve hakir edici bir azap vardır.’ İfadesiyle açıklık getirmiştir.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

HİÇ ÖLMEYECEĞİZ BİZ

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz bu dünyada. Hiç bir zaman ölmeyi düşünmüyoruz, aklımızdan bile geçirmiyoruz. Ebedi yaşayacakmış gibi hareket ediyoruz. Hep dünya için yaşıyor, dünya için çalışıyor, dünya için ebedi yaşayacakmış gibi mal mülk biriktiriyoruz.
Bu dünyadan başka dünya yokmuş gibi davranıyoruz. Demirdenmişiz, hiç hastalanmayacakmışız, hep sağlıklı olarak kalacakmışız gibi yaşıyoruz. Argo tabirle dünyaya kazık çakacakmışız gibi yaşamımızı sürdürmekte ısrarcıyız. Ahiret yokmuş, gibi, hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşıyoruz. Bize göre hep başkaları ölecek.
Sabah oluyor akşam olsun diye uğraşıyoruz. Akşam oluyor sabah olsun diye bekliyoruz. Günler geçiyor öbür güne endeksleniyoruz. Haftalar geçiyor öbür haftaları kolluyoruz. Haftalar haftaları kolluyor, ayları bekliyoruz. Hep memur ve işçi olarak aybaşlarını hayal ediyoruz. Aybaşları geliyor değişen bir şey olmuyor. Öbür aybaşlarını gözlüyoruz. Dahası ayın sonunu elimize geçen paralarla geçirmeye çalışıyoruz. Esnafsak çeklerle ömrümüz geçiyor birini ödüyor öbürüne koşturuyoruz. Hiç bitmiyor bu kavga.
Bir kaosa sürüklenmiş gibi yaşıyoruz. Yaşadıkça kargaşa daha derinleşiyor. Bir bakmışız ki yaşlanmışız. Çocuklar büyümüş, kiminin evlilik zamanı gelmiş, kiminin üniversite sınavı. Oysa daha dün biz üniversite sınavına girmiştik. Oysa biz daha dün gibi yeni evlenmiştik. Çocuklarımız olmuştu, onları büyütmüştük. Okula yazdırmış, okulları bitirmesini beklemiştik. Hatta ondanda öncesi akşam olup eve gelmelerini gözlemiştik. Biraz gecikince korkuya kapılmış, onları bin bir telaş ve korku içinde aramaya başlamıştık.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

İFRATLA TEFRİT ARASINDA KUR’AN’LA İLİŞKİMİZ

Kur’an’la ilişkimizde hep iki uç arasında dolaşıyoruz. Bu iki uç ya ifrat oluyor ya tefrit. Müslüman olarak Kur’an’la doğru bir iletişim kurmakta başarılı olamıyoruz. İslam alemi Kuran’a yabancı. Yıllarca ülkemizde okunması yasaktı bu kitabın. Gizli ve kaçak bir şekilde öğrenilebildi.
Annem bir hoca kızı olmasına rağmen koca evine gelene dek öğrenememişti kutsal kitabımızı okumayı. O da bir hoca olan kayınpederi öğretebildi ona. Ama hiçbir zaman anlamını merak etmedi. Hoş merak etseydi ne fark ederdi. Buna ne imkan ve ne zamanı vardı. Babam müezzin olmasına rağmen anlamından bihaberdi. Dedem anlamını vermekten korkardı. Aslında bilgisi vardı. Bu yüzden o da anlamından uzak kaldı.
Biz çocukken yalnızca vaazlarda birkaç ayetin anlamından haberdar olurduk. Gündüz kurslarında yüzlerce öğrenci arasında yaz tatillerinde okumasını öğrenebildik yalnız. O da her yıl elif bayı bitirir Kur’an’a geçmeden – biz böyle ifade ederdik- tatil biterdi, biz yine Kur’an okumasını öğrenemeden kursa veda ederdik.
Bir yıl boyunca onu unutulmaya terk eder yılsonu tekrar Elif-Ba’larımızı koltuğumuz altına alarak Kur’an Kursu’nun yolunu tutardık. Birkaç sure ezberler, namaz kılmasını öğrenir, bol bol oyun oynardık.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Eğitim Üzerine yazılar

:
YABANCI DİL ÜZERİNE
3

Devamını Oku