Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

EĞİTİM ÜZERİNE YAZILAR

Eğitimin İçini Boşaltan Yenilikler:

Bakanlık ne yapıyor Allah’ını seversen. Eğitimin içini boşaltmak için bunca alayişe valayişe ne gerek var. Allah Allah. Her gün yeni bir şey çıkarıyor bu bakanlık. Ve her yaptığı değilse bile çoğu eğitime aykırı, onu deforme eden, bozan, yıkan bir işleve sahip nedense.
Bunları yapmak için çok mu uğraşıyorlar bilmiyorum. Bunları yapanlar alanında başarılı uzmanlar mı Allasen? Her neyse. Neyin nesi kimin fesiyse, neyi, nasıl, niçin yapıyorlarsa yapsınlar bu beni ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren yanı bu çalışmalarla getirilen değişikliklerin eğitimi felç ettiği, ya da gömülmeye hazır mevta haline getirdiğidir. Şimdi bu mevta yıkanıp cenaze namazının kılınarak defnedilmesini bekliyoruz.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

VE ADEMİN DÜNYA SERÜVENİ BÖYLE BAŞLADI

Onun cezasını çekeceksin
Yaradılışla birlikte ve senle
Onunla birlikte ve benle
O elmayı sen yedin Adem

Devamını Oku
Ahmet Kemal

YALANIN SALTANATI

Aslında buna şeytanın saltanatı demek doğru olur. Çünkü yalanın sahibi şeytandır ve şeytana en çok yalan yakışır.
Şeytan baş kandırıcı olarak en çok bu silaha başvurur. Çünkü gerçekle kimse saptırılamaz ve hak yoldan batıla çevrilemez. Hak ve batılın tek ölçüsü budur. Hak sırat-ı müstakimdir: doğru dosdoğru yoldur. ‘emr olunduğun gibi dosdoğru ol’ emrinin gösterdiği tek gerçek, tek hakikat budur. Bu yol kutsal kitabımızda belirlenmiştir.
Bu yol İslam’ın yoludur. Tek doğru yol budur. Yöntemi de aslıda doğru olan yoldur bu. Bu yolda yalana, hileye, hurdaya, sahtekarlığa, düzenbazlığa yer yoktur. Ayrıca Fatiha suresinde beyan edildiği gibi her an dua ile ve özel bir gayretle yeniden elde edilmesi, her zaman yeniden kazanılması gerektiğini anlatmaktadır.
İnsan iman etmekle doğru yola girer ama bu yolda kalabilmek için büyük bir çaba sarf etmesi gerekir. Doğruluk her an kazanılması gereken bir erdemdir. İslam’da kurallar da tam da bunun için vardır. Şeriat doğru yol demektir. Aslında doğru yolun kuralları demek gerek tam anlamıyla. Müslüman bu kurallara ne kadar uyarsa o kadar doğru yolda olur. Ancak kimse güvencede değildir. Her an doğru yoldan ayrılma, yalana sapma, yanlışa düşme tehlikesi vardır. Bu yüzden korku ile ümit arasında olmalıdır.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Bu utanmaz yüz, bu arlanmaz, insanlık dışı mahluk, bu kepaze yaratık nerede, nasıl yaşıyor anlayamıyorum. Bu her defasında korkunç yüzünü gösteren insan yüzlü şeytan nasıl dolaşıyor insanlık aleminde pek şaşıyoruz.
Hangi yüzle, ya da yüzsüzlükle yaşıyorsun behey gafil. Hangi suratla dolaşıyorsun insanlar dünyasında. Şeytan bile düşmanlık yaptığı bu insanlığa utancından yüzünü göstermiyor. Sen hangi yüzle bunca düşmanca söz ve davranışlarınla insanlık meydanında dolaşmaya devam ediyorsun. Behey kepaze yaratık, behey insanlık dışı mahluk. Behey insan yüzlü şeytan. Behey münafık.,
Bu insanlara utanmadan insan görünerek, basit sebeplerin arkasına sığınarak saldırıyor, kin ve iftiralarla saldırıyorsun. Behey aklı az, utanması yok, rezili razul herif-i na- şerif. Sen ne utanmaz, arlanmaz, en ufak bir onurdan yoksul bir yaratıksın. Senin bir benzerin yok emin ol. Bununla iftihar edebilirsin. Bir yerlerine bir sebepten dolayı kına yakmak istiyorsan yakabilirsin.
Ulan homoseksüel, cinsi ve cibilliyeti bozuk adam. Sana adam demek adamlığa, hayvan demek tüm hayvanlık alemine hakarettir. Sen bu milletin bütün değerlerine düşman olduğu halde bunu itiraf edemeyecek kadar korkak ve zavallı birisin. En ufak bir cesaretin olsa, en ufak bir onurun olsa bunu açıklarsın. Yok, ama yapamazsın. O zaman seni kimse okumaz, seni kaale alacak bir aptal bulamazsın. Şimdi seni kaale alacak bir sürü geri zekâlı, aptal bulabiliyorsun.
Zaten seni okuyanların aptal olduğunu senin soyundan bir yazar tescillemişti de o aptal güruh kendilerine açık açık aptal diye hakaret eden adamın eserlerini büyük bir iştiyakla okumaya devam etmişlerdi de onun kendilerine aptal diye hakaret ettiğini anlayamamışlardı. Üstelik bu hakareti o yazarı okumayan, okumaya tenezzül etmeyen, okuyacak kadar aptal olmayan inançlı kesime atfetmişlerdi. Bunlardan bir kaçı da mizahi eserleriyle ünlü oyuncu bozuntusu ve bazı yazar bozuntularıdır.
Bunlar o denli zavallı ve denli aptal yaratıklardır ki o meşhur yazarlar kendilerinin ünlü yazarlarının bu sözünü alıp nasıl da o yazarı ve kendilerini okumayan bu asil millete yapıştırdılar anlayamıyorum. Aptallığın b u derecesine şaşırıyor, bu akıl tutulmasına şaşırıyorum.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Kıyamet

Bu kaçış ne?
Hepimiz bir pars
Sokaklarda
İnlerde

Devamını Oku
Ahmet Kemal

GİBİ

Bir düş kanadı gibi
Kanadı kırık kuş
gibi
dir bu dünya

Devamını Oku
Ahmet Kemal

OĞUL OĞUL ÖLÜMÜN KARDEŞİ OĞUL



Oğul oğul ölümün kardeşi oğul
Baba bunu bildi

Devamını Oku
Ahmet Kemal

AHLAKİ YOZLAŞMA 2

Havuzlu Siteler

Şimdilerde moda havuzlu siteler. Eğer apartmanların ortasında kadınlı erkekli yüzmeye müsait havuzlu siteler varsa fiyat birden bire üçe beşe hatta ona katlanıveriyor, 100 binlik bir dairenin fiyatı milyonları buluyor.
Yeni trend bu. Müteahhitler yatırımlarını bu yolda yapıyor. İster dindar olsun, ister liberal, ister solcu-laik, isterse ateist hepsi havuzlu sitelerden yana kullanıyor tercihini. Bu müteahhitler için olsun böyle, müşteriler için de. Hiç bir şey değişmiyor.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

YOL VE CAMİ

Başbakan yol yapmak için gerekirse cami bile yıkarız diyor. Pervasızca söylüyor bunu. Birilerine meydan okurcasına söylüyor. Yol yapmak için ağaç kesmek zorunda kalan belediyelerine destek için yapıyor bunu. 3. Havaalanı ve köprü için ağaç kesilmesi karşısında feveran edenlere karşı söylüyor bunu.
Gezi eylemcilerine karşı söylüyor bunu. Tema vakfına destek vererek doğal hayata katkı verdiklerini böbürlene böbürlene anlatan ve sonra da üniversitesini binlerce ağaç katlederek, güzelim ormanları tahrip eden ve üstün üstlük gezi eylemcilerine destek veren Koç Holding’e karşı söylüyor bunu.
Bunları anlıyoruz ve her konuda olduğu gibi bu konuda da ona gönülden destek veriyoruz. Ancak bu son söylemde kendisine katıldığımızı söyleyemeyeceğiz. Niçin? Çünkü bu konu bir az da inançlarımızı ilgilendirmektedir. Rahmetli müftü bir dostumuz ilçemizdeki bir caminin yıkılıp yan parsele kaydırılmasını, asıl yerinin park yapılacak olmasını dinin özüne uygun olmadığını söyleyerek itiraz ederdi. Bir yer cami, mescid olduktan sonra kıyamete kadar Mescit: Cami yeri olarak muhafaza edilmelidir. Eskisi yıkılsa da yerine yenisi yapılmalıdır. Cami yeri büyütülebilir, binası yıkılıp yenisi yapılabilir ancak yeri cami alanı olarak muhafaza edilmelidir. Ayrıca caminin yeri gökyüzüne ve yer altı dahil her tarafı cami: mescid, yani mabet olarak kullanılabilir. Buna göre cami altlarında WC, dükkân lojman, otopark vs. yapılması caiz değildir. Fetva böyle. Gerisine ben değil kimse karışamaz hatta başbakan bile.
Dini bütün bir Müslüman olduğunu annesinin cenazesinde Kurra Hafızlar gibi Kur’an-ı Kerim okuduğuna TV kanallarından izleyerek şahit olduğumuz bu insanın bu şekilde konuşması bana biraz garip geldi doğrusu. Başbakan bu yanlışa nasıl üşüyor. Fetvayı kimden almış kiminle istişare etmiş, bilmiyorum. Bence devlet adamlarının özellikle dindar olanlarının iş ve fiillerini gerçekleştirmeden, hatta sözlerini söylemeden düşünerek, ehline danışmalıdır. Eyleme geçmeden değil daha düşünce safhasındayken yapılmalı bu danışma.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

CAMİLER VE TOPLUMUN DÖNÜŞÜM MERKEZLERİ

Camiler birleştirici mekanlar olarak asli vazifelerine ne zaman dönecek. Arap mescid demiş namaz kılma mekanlarına; mescid yani secde edilen yer. Secde kişinin Allah’a en yakın olduğu ibadet. Namazın bir rüknü gibi görünse de kulluğun en çok ve derinden idrak edildiği ibadet rüknü.
Bu rükün kendi başına bir ibadet şekli aynı zamanda. Tilavet secdesi, şükür secdesi olarak karşımıza çıkıyor bu ibadet. Bu yüzden Kur’an-ı Kerim’de de bu adla geçiyor. Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa özel isimleri yanında,’Allah’ın mescidlerini Allah’a ve ahiret gününe iman edenler imar eder ‘ayetinde cins isim olarak geçer.
Biz Türkler bu ad yerine onun toplumsal fonksiyonunu öne çıkaran bir isimle anmışız tarih boyu. Ayasofya Camii, Sultanahmet Camii. Ancak bu fonksiyonu nedense Cumhuriyet tarihi boyunca engellenmiş, adeta yasaklanmıştır.
Biz şimdi ülkenin demokrasi ayarından sonra öncelikle bu noktayı ele almalıyız. Dahası bu ülkede maddi kalkınmanın bu denli yükseldiği, ilerlediği şu zamanlarda onunla at başı gitmeyen manevi kalkınmanın aşırı dünyevileşmeye yol açmasının gençliği dejenere ettiği ya ve z kuşaklarının zuhur ettiğini görmek bu gençliğin iyi bir gelecek vadetmediğini anlam gerek. Yalnızca anlamak yetmez bu gidişin önünün alınması, gençliğin maddi gelişmeye kurban edilmemesi için gerekli önlemlerin alınması bir zaruret halini almıştır.

Devamını Oku