Edebiyata Dair
1
BATILAŞMACI EDEBİYATIN KISA MACERASI
BATININ DELİ GÖMLEKLERİ
Batı yüzyıllardır doğuya deli gömlekleri giydirmekte. Bu deli gömlekleri o kadar fazladır ki ne zaman doğu insanı bir gömleği yırtıp içinden çıkmaya kalksa, ne yapıp edip ona yeni bir gömlek giydirir. Bir de üstüne üstlük alay-ü valayişle büyük törenler yapar, yaptırır, bu törenlerin de masrafların bire bin katarak doğu uluslarına ödetir.
Doğunun şaşaalı yüz yıllarında bat koyu bir karanlık içinde yüzmekteydi. Bu yüzden de bu çağa ortaçağ karanlığı adını verdi. Batı için karanlık olan bu çağ doğu İslam dünyası için aydınlık çağdı. Doğu dünyasını İslam aydınlatıyordu. İslam altın çağını yaşamaktaydı. İslam güneşinin Arabistan yarımadasında doğmasından sonra bu güneş önce Ortadoğu’yu, oradan yayılarak Maveraünnehir ve Horasan’ı, oradan daha ileri giderek önce Uzak-Doğu’yu aydınlatmış, oradan Hindistan’a uzanmış altın şıklarla dünyayı apaydınlık bir yer haine getirmeye başlamıştır. Yalnız zalim Roma’nın dünyanın yarısını koyu bir karanlığa gömmüş, zulüm içinde büyük bir bataklığa çevirmiş, tam bir zindan hayatına gömmüştür.
Doğu altın çağını yaşar, medeniyetin nimetlerini tadarken batı cehalet karanlığında boğuluyordu. Doğu bin bir zenginlik içindeyken batı fakirlikten kırılıyor, doğu huzur dünyasında yaşarken batı işkence ve engizisyon dünyasında azap çekiyordu.
YARDIMLAŞMA DUYGUSU VE ÇAĞDAŞ MÜSLÜMANLAR
Artık yardımlaşma duygu ve düşüncesi de rafa kalkıyor. Hızlı kalkınma ve hızla zenginleşme bizi sonradan görme, gavurdan dönme durumuna düşürüyor. Eskiden yanlış Batılaşma ve batı hayranlığı kınanır, bu temayı işleyen eserler yazılırdı.
Şimdi görünen o ki geçmişteki hastalıklarımız yanında meziyetlerimiz de varmış ve bu hastalıklarımız artarken, meziyetlerimiz de azalarak yok olmaya doğru gidiyor. Bu aslında şimdiki halimizin zenginleşme değil tam bir fakirleşme ve sefalet olduğunu gösteriyor.
Bu eskilerin manevi zenginlik dediği kanaatkarlık ve yardımlaşma duygusunun yok olduğu, her geçen gün insanlığımızdan biraz uzaklaştığımızı gösteriyor. Aynı aileden biri maddi olarak zenginleşirken diğeri fakirleşiyor. Biri saltanat içinde yaşarken diğeri sefilleri oynuyor, yiyecek ekmek bulamıyor. Birinin fakirlikten dolayı yuvası yıkılırken, diğeri zevk ve safa içinde gününü gün ediyor.
Birinin bir sürü dairesi var birinde oturuyor, diğerlerini ya kiraya veriyor, bazılarını çoluk çocuğu için boş tutuyor, ama bir tanesini öz kardeşi barınsın diye veremiyor. Hani meşhur bir hikaye var: Adamın biri çölde seyahat eder. Karşısına bir düzenbaz çıkar. Hasta numarası yapan sahtekar, yardımsever zat devesinden inince doğrulur ve silahını çekerek adamın devesini ve bütün parasını alır, soyup soğana çevirir onu. Yardımsever çölde soyulup soğana çekildikten sonra yankesiciden bir ricası olur. Ne olur sakın bu durumu kimseye anlatmayın. Yoksa bundan sonra hiç kimse mağdur durumda olanlara yardım etmez. Buna da biz sebep oluruz.
TÜRK ŞİİRİNİN YENİ DAMARI
Bu dört şair son devir edebiyatımızın yüz akıdır. Tanzimat, Servet-i Fünun, Fecr-i Ati ve Milli Edebiyat gibi aciz edebiyat hareketleri Türk Edebiyatını gerçek anlamıyla temsil etmekten uzak, ikinci sınıf bir edebiyat birikimi oluşturmuştur.
Servet-FünunTevfik Fikret, Fecr-i Atide Ahmet Haşim gibi birer örnek sesten başka soylu bir ses bırakamamıştır. Ancak Fuzuli’den, Baki’den, Nefi’den, Nedim’den ve Şeyh Galip’ten gelen o engin soluk Tevfik Fikret ve Ahmet Haşim’le sürmüş, Yahya Kemal, Necip Fazıl, Nazım Hikmet ve en son Sezai Karakoç’la bayraklaşan büyük soluğun sürmekte olduğunu görmekteyiz.
Bu soluk Türk şiirinin altın çağı olan Klasik edebiyatımız Divan edebiyatının büyük soluğudur. Her ne kadar bu soluk şekil değiştirerek devam etmişse de aynı soluktur. Bu büyük şairlerdir ki kaynağını klasik edebiyatımızdan almış, onu yeni şekil ve biçimlerde sürdürmüşlerdir. Bu yeni Türkiye’nin eskisinden ilham alarak yola devam ettiğinin bir göstergesidir.
Cahit Sıtkı, Ziya Osman, Atilla İlhan, Orhan Veli ve İkinci yeni grubu gibi şiirin bu asil damarını sürdürmüş damarını görmekteyiz. Bunun dışında bir takım gruplara girerek şair görünmeye çalışan müteşairlerin varlığını da fark etmekteyiz.
Zulüm İlelebet Payidar Olmayacaktır
2
MÜSLÜMAN VE ZULÜM
YENİ ROMA’NIN PLANI TIKIR TIKIR İŞLİYOR
1
Yeni Roma’yı eski yazılarımızda belirlemiştik. ABD’yi bu Yeni Batı Roma’nın Batısı, AB’yi doğusu olarak tesmiye etmiş, Rusya’yı ise Bu Doğu Roma’nın Batısı, Çin’i de doğusu olarak göstermiştik.
15 TEMMUZ ŞEHİTLER DESTANI
3
Yürüdüler aşkla sevkle yürüdüler
Gül bahcesine girercesine




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim