Bana pazartesileri uğra
Utansın pazarın vehmi
Şafakla açılıp karanlıkla son bulan
Pencerelerime sınırsız bir ırmak gibi akıp
Gel içime saklan
Kolların göklerimi kucaklasın
Ben bu elden gider isem
Adım kalır
Sanma ki sessizliğim
Ve çaresizliğim
Ardımda kalır
Uyandır içimdeki uyuyan gözlerini
Bırakayım ellerine yerdeki hayallerimi
Bitmeyen bir hasretin çırpınışıdır bu
Bir volkandan sonra nehrin akışıdır bu
Akıp giden sesiyle yırtıcı kuşlardan
Bir gece sessizce yürüdü içimde fayların kırıkları
Ve ellerimi parçaladı bir çocuğunun hıçkırıkları
Her duada yüzlerce delik açsa da ellerim
Yeryüzü siteminde kirlenir ırmaklarım
Sen o çilingir dükkânına girdiğinden beri
Kapımın kilitleri açılmaz oldu
Göğün mavilikleri de çürüdü şimdi
Büyüyen gökkuşağını getirmişken kapına
Her bakışın bir baharı müjdeleyen
Esmer teninde ruhun taşkın sel
Gittiğin yerlere beni de götür
Gitmekse son çare diyemem ki kal
Gittiğin yerlere beni de götür
Kirpiğinin ucuna aklımı kurban ettim
Hadi gel,
Bir bardak demli çayım var,
sen içerken ben şiir yazarım sana,
Yeni kelimeler dökerim avuçlarına,
Susuzluğunu dindirecek yağmurlara dualar ederim,
Belki yaralarına üflerim usulca,
Giden gitti; kırıldı gülün mahzun dalları
Delisiyim gülün; hasretiyle ağlayan
Hangi tutku derebilir yanağında alları
Ağlıyor yüreğimde o kocaman çağlayan
Sen ki kumrulara eşlik eden yabancı
Kalbimde mayalıdır zemherinin gülleri
Hangi şehrin göğünde demleniyor gözlerin
Sahranın kalbinde damıtırken gülleri
Bir memnu aşk mıdır ruhumda hayallerin
Seni görünce yaprakları sararır çiçeklerin
Güneş batmak üzere,
İstanbul ve ben karanlıklar içinde
Bağışla beni gülüm, çölümdeki son diken
Bir şey var içerimde yüreğimde kopan
Senin o nur yüzün mü Yusuf’u yakan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!