Güneş batmak üzere,
İstanbul ve ben karanlıklar içinde
Bağışla beni gülüm, çölümdeki son diken
Bir şey var içerimde yüreğimde kopan
Senin o nur yüzün mü Yusuf’u yakan
Senin şehrinde ayrılık vardı
Uzaktan bakardım haberin var mı?
Kalbimin enkazını yalnızlık sardı
Uzaktan severdim haberin var mı?
Seni öptüğüm yerde başladı her şey
Yeniden dünyaya gelsem seherde
Yorgun bir sevdaya bağlama haddat
Güvercinler vurulur gün battığı yerde
Koynumda kuşları vurdular haddat
Vur gürzünü içimde kardelenler büyüsün
Kalem kalem çizgi misin sen nesin?
Resim desem tuval desem değilsin.
Cevher cevher maden misin sen nesin?
Altın desem elmas desem değilsin.
bilir misin,
yakup’un ıslak mendiliyle silerim gözyaşlarımı her akşam,
yunus’u susturan rüzgar bana da uğruyor arada bir,
eyyup’u yoklayan yara içerimde bir yerlerde kanıyor,
ne kadar kavuşamamış varsa ağlıyor yüreğimde,
bir varmışım bir yokmuşum gül bahçesi gözlerinde,
Pazartesine seninle başlardım
Her çiçeğe bir öpücük kondurup
Büyülü rüzgârlarla dolaşırdım
Salı sarhoştur biraz
Takılıp kalır gözlerinin güzelliğine
Bana pazartesileri uğra
Utansın pazarın vehmi
Şafakla açılıp karanlıkla son bulan
Pencerelerime sınırsız bir ırmak gibi akıp
Gel içime saklan
Kolların göklerimi kucaklasın
Ben bu elden gider isem
Adım kalır
Sanma ki sessizliğim
Ve çaresizliğim
Ardımda kalır
Uyandır içimdeki uyuyan gözlerini
Bırakayım ellerine yerdeki hayallerimi
Bitmeyen bir hasretin çırpınışıdır bu
Bir volkandan sonra nehrin akışıdır bu
Akıp giden sesiyle yırtıcı kuşlardan
Bir gece sessizce yürüdü içimde fayların kırıkları
Ve ellerimi parçaladı bir çocuğunun hıçkırıkları
Her duada yüzlerce delik açsa da ellerim
Yeryüzü siteminde kirlenir ırmaklarım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!