Her basamak taşa bağlanmış bir ayak sanki
Kalbi vardır her taşın gizliden kanayan
Pervasız bir çift ayak yanımda durur
Yankılanan sesin yüzümde kalır
Yüreğimde karanfil olur ellerin
Dokunamıyorum bir gezgin gibi ellerine
Gayri layık değilsen gülşene
Ne dikenine dokun ne gülü incit
Bir şarkın, türkün yoksa gönlüne
Ne sözüne dokun ne dili incit
Sönmeyen kordur ayın, yıldızın
karanlıkta önüme çıkan belirsizlik,
adını yazdığım pusula,
tek korktuğum,
hep korktuğum,
sesine koşmak…
istanbul’a benziyorsun,
Kara gözlüm
Hangi ara yüreğime yürüdün
Lal olur dudaklar lal oldu sözler
Ruhumu kör bıçakla ikiye böldün
Bıçak mı hançer mi o kara gözler
Ürkek bir kelebeğin kanadı gibi
Uçuşur ellerin şehirlerimde
Kuşatır her akşam bir rüya gibi
Yürüsem zamanın dehlizlerinde
Sesini saklayan hangi âlemdir
İsli camlar ardında sessiz acılarım vardı
Ömrüm katre katre buhar olur akardı
Neden sonra dağılır ruhum; titrer, üşürüm
Hasretin yangın olur yüreğime dolardı
Gözlerinin sürgünü bahtıma kara kıştı
Saklanır tenhalarda bağrımdaki acılar
Ve sürgün bir okyanusun kalbi kadar
Parelenir sokaklarda ölüm ansızın
Gün gelir gölgelerde umutlar yanar
Ölü bir bedende başlarken haykırışlar
Kalem kalem çizgi misin sen nesin?
Resim desem tuval desem değilsin.
Cevher cevher maden misin sen nesin?
Altın desem elmas desem değilsin.
bilir misin,
yakup’un ıslak mendiliyle silerim gözyaşlarımı her akşam,
yunus’u susturan rüzgar bana da uğruyor arada bir,
eyyup’u yoklayan yara içerimde bir yerlerde kanıyor,
ne kadar kavuşamamış varsa ağlıyor yüreğimde,
bir varmışım bir yokmuşum gül bahçesi gözlerinde,
Pazartesine seninle başlardım
Her çiçeğe bir öpücük kondurup
Büyülü rüzgârlarla dolaşırdım
Salı sarhoştur biraz
Takılıp kalır gözlerinin güzelliğine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!