Tasalanma yiğidim, dert etme kendine
Zaman zor, insan zor bil Ahmet abi
Kabullen kaderi derdim ya hep sana
Varınca makama gör Ahmet abi
Esen şu fırtınada ilk durak sensin
Akrep ve yelkovandan öğrendim
Ölümcül bir virüs gibi oynarken yüreğimde
Parça parça kopardığı
Adımı unutturuyor
Gözlerinde gezerken
Ve yollar beni terk ediyor
Eylüldü
Koca bir şehrin gürültüsünden
Akşama bıraktım tüm heveslerimi
Otların ve tarihin köhne kapılarında
Seni aradım
Seni aradım son durakta bekler gibi
Biraz evvel doğan güneşin şehvetinde
Yakalasan gençliğimi kirli yanaklarımda
Doğursa annem bir daha huzursuzca beni
Pembe eteklerinde saklasa ellerimi
Ne oluyorsa çözemiyorum ben yine
Yaşama dair ne varsa yeni güne
Adını nasıl söylesem bilmiyorum sana
‘’A’’ ile başlasam aklım kalır yüzünde
Gözlerin, geçemediğim köprüdür bana
Bir gün geçer misin ömrümün denizinde
‘’Y’’ kum saatine akıttığım yüreğim gibi
İlmek ilmek saçak saçak bırakma kör kuyulara
Kör kuyular Yusuf’tur dil yandı dilber yandı
Yakup kanlı bir gömlek gibi bastı gerçeği bağrına
Can yandı cihan yandı bitmeyen figan yandı
Bilsen delirirdin ruhuma sürgün çölde
Aşk dediğin;
On yedi yaşında olmalı
Kıyısında gelgitleri olan deli bir fırtınaya tutunmuş
Ne zaman göç etsem adresi belirsiz bir limanda
İşgale uğramış ruhların dipsiz sınırları
Her taraf gece ve gözlerin gündüz
Erzurum dağlarında çaylar dereler
Yurduna mahpus olan bir yaralı var
Gün gelir dökülünce takvimler kadar
Hüznün gölgesinde hasretin kaldı
Ahu bakışlarını ayırma gözlerimde
bayram, sabrın sonudur
kavuşmasıdır bülbülün güle
Yakup’tur kör kuyularda Yusuf gibi yaşamak
ateştir Züleyha’da
Kudüs’tür, Aksa’dır; hürriyete kavuşmak
bayram anadır;
ben gitmeden
selam söyle yağmurlarıma
çölde çiçek getirsin
ihtiyar bir kapıdan girsin içeri
kilitlerini açsın gençliğimin
iffetli aynalarda dokunsun saçlarına




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!