Öğün ey aşk masalı, gönül sarayı öğün
Ayrılığın o sükût merdivenleri gözyaşımdı
Zindanıma yürürken Elif olsun sözlerin
Seni o merdivenlerde bekliyorum şimdi
Ömrümü avuçlarına sığdır derin bir kuyuda
Aşk; güneşle karın buluşmasıdır Erzurum’da
Arıyor bu çaresizlikte gözlerim gözlerini
Bir tutam boşluk kadar yer kalmadı bende
Ben miyim sende kalan; gör hallerimi
Kulaktaki her sesin sebebisin Erzurum
Erzurum garında bir sabah erken
Ayrılık kuşları çekip giderken
Darağacına henüz vakit var iken
Beni bu şehirde bırakıp gitme
Erzurum garında bağdaş kurmuşum
Erzurum gibi sev,
Yedi kapısına örülmüş bir ağ gibi,
Zamanlarıma kilit vur…
Ruhumun neşterini bile ellerinle,
Erzurum gibi ol,
Sokaklarında kaybet mazlum kalan evlerimi,
ey eski yalnızlığım şimdi nerdesin?
kuraklık kavurdu boşluklarını ellerimin
avuçlarım ölü ruhlarıyla taştı
dalgın bakışların eyvahı mıydı içimde büyüyen
yoksa yalnızlığa çağ açan yerde misin?
eylül,
kavuşmaktır giden kuşlara inat.
dökülmektir yaprak yaprak gözyaşlarında.
saklanmak,
bir ağaç arkasında dönmeyene hasret.
eylül,
Ben asık suratına tokat yemiş
Düğmesi kopuk bir öğrenci
Gelene gidene eyvallah demiş
Bir tepe yamacıyım
Sen, dağ zirvesi
Kartvizitli babanın kızı…
gönlümdeki yangınlara şahitlik ederek
ruhumda boy veren bir parça ekmek kadar
mana imbiklerinde hasretim ne vakit dinecek
doğu ile batının meraklı bakışlarında
içli mevsimlerin aşka çağıran çığlıklarını
alıp götüren bir güz kadar yalnızım
her giden biraz yalan
her kalan biraz yarım
sen mi gidesin?
yarım kalanları tamamlamak için…
ben mi gideyim?
senden kalanları toplayabilmek için…
Ateş söner; kapanan perdeler vardır
O kızıl yapraklar açacak mı yeniden
Esrarlı bir şarkı gibi bakışlarımda sırdır
O nağme isterse gül getirsin ellerinden
Tutuşan her hücremde tufan imtihandır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!