Vardım hedef kapısına sustum ,
Borcumdu tamamlanmak hep eksik kuldum,
Kasvetimi daraltan sendin anlayamadım,
Terk eyledin beni yüzüstü kaldım..
Suçumdu kalkan olmaz savunmasız şu ahmağa,
Her bakımdan mahzurluydu fakat,
Sözün arkası gelmedi,
Boğazına bir yumruk tıkanmıştı sanki,
Kelimeler boğuldu arkası gelmedi..
Aynı anda gözlerinden fışkıran yaşlar,
Susmuş herşey her dem,
Ne eylediysek sonumuz kefen,
Soluk almadan kustu boş beden,
Gözyaşı aktı susuz toprağa,
Toprağa minnet etti adem..
Matemler öldürdü vicdanı,
Cesedler toprak altında sırıttı,
Canlar ki, içinde kokuşmuş ruhlar,
Yozlaştırdı medeniyet, mahlukatı..
Ah dile gelsin, şu feryadın lisanı,
cinayet işledim, bir aşk düşmanını öldürdüm,
sevda çirkinleşecekse, benim olmasın,
gönlümde eğer, sevda ateşten kor olacaksa,
o cehenneme dokunayım istemem,
maske arkasında, gizli sen isen,
yanımda bir an dur, istemem..
Yok ki akılları,
Yahut adalet kılıcı,
Gündem olur tecavüzcü sapık,
Taciz sanki sade erkekte kalıcı..
Kadın zorladı erkeği,
Hatırımda rahatsız edici hakkın var.
Vazgeçmek tahammül sınırlarımı zorluyor ..
Güneşin küstüğü mabedimden İki tür sancı var..
biri tanıdığım sen ..
biri hiç olmayan sen..
"Tâhâ Suresi, Peygamber Efendimiz’e "Biz bu Kur'an'ı sana güçlük çekesin diye indirmedik" tesellisiyle başlar. Hazreti Musa’nın Tuva Vadisi'nde "Ben senin Rabbinim" nidasıyla uyanışını, sihirbazların o sarsılmaz iman teslimiyetini ve en önemlisi rızık endişesi taşıyanlara "Biz senden rızık istemiyoruz, seni biz rızıklandırıyoruz" buyuran o ilahi emri anlatır. Rızık mevzusunda bu tecelli; rızkın peşinde helak olmak yerine kalbi ve haneyi namazla, zikirle imar etmenin bereketi doğuracağıdır. "UYAN" nidası bu kez bizi; Firavunlaşan nefislerin baskısından, geçim derdinin getirdiği o ağır omuz yüklerinden sarsıp, Tuva Vadisi’ndeki o mukaddes ve ferahlatıcı ilahi hitaba uyandıracak."
"Tâhâ! Biz bu Kur’an’ı sana meşakkat çekesin diye indirmedik" buyurdu El-Azîz,
Musa Tuva Vadisi'nde bir ateş gördü de: "Şüphesiz ben senin Rabbinim, pabuçlarını çıkar" dendi, dinleriz.
Musa yalvardı: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin bağını çöz,"
Kâinat O'nun o kalplere ferahlık veren, sarsılmaz nizamına hayrandır öz.
Gözleri kamaştırıyor tanınmış silüetler,
İçimde kan dolu yapraklar,
Âb-ı hayât zamana içerli,
Filmi bitmiyor şu düşlerimin..
Tahattür yoruyor zihnimi,
Sükûtu tahayyül ederdim,
Zanûs paşa'yı gönlüm,
Hasan Can'ı fikrim,
Hüdhüd'ü sırdaşım bilmek isterdim,
Tahsin paşayı dost,
Ebubekr'i Sıddık'ı kalbim..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!