suskun fısıltılar, kapılar ardından yankı yaptı,
gönlü yakan, dillerde sancı,
âmâ oldu yer,gök,semâ,
akıllar tutuldu, merhamet inzivaya çekildi..
gerçeğin gölgesi sirayet etti,
sevdiğim kadar sevilmedim,
değer verdiğim kadar, değer görmedim,
bir ummanda susuz kaldım,
yardım elini göremedim,
hep, hırçın seraba sürüklendim..
Içimdeki merhameti öldürdüm,
Gördüklerimi kıyasladım,
Azap için kâfiydi dehşete düştüm,
Beni kör etti israr ve inadım..
Inandım yalan dolu sözlere,
umursamak istemiyorum yalın halimi, yalnız halimi,
halvetim derinden kırgın, sana üzgün,
hayallerime ışık tutan o hilale her baktığımda,
gidişinin son deminde akan gözyaşım ile akla düştün,
Tadı tuzu kalmaz hep yarım,
Yalnızlığın ahengine kapıldım,
Yorgunluğum zihnimi yıprattı,
Hangi merhem kurutur gözyaşımı..
Aşk mı.? Ya da aşka çalan kapı..!
"Kupkuru çöllerde ve çaresizlik anlarında kulun kalbine bir mucize nuru düşüren, gaflet perdelerini yakan sarsıcı bir nida: "UYAN!"..."
"Ol!" emrinin heybetini taşıyan devasa bir nida: "UYAN" Hazreti Meryem'in hüznünü ve asaletini taşıyan derinden haykırış ve nida"
"Zekeriya'nın Duası ve "Ol" Emri"
Zekeriya Rabbine gizlice yalvardı: "Kemiklerim eridi, saçım başım ağardı," dedi,
"Fakat ben Sana ettiğim dua sayesinde hiç bedbaht olmadım, katından bir veli ver" istedi.
Dünyayı istiyoruz kırın,
Modern çağdaşlık, haykırın,
Yarın, mazlumun gönül yarasını,
Üstüne sadece tuz sepin dağlansın..
Ah ihtiyar bacı..!
Başımı sallayarak hüzünle gülümsedim,
Dağlarda yağmur yağıncaya kadar bekledim,
Artık zaman kavramı kaybedildi,
Yüzümde nefret dolu ifade belirdi..
Boğuk bir ses yankılandı,
Hayatım bir mikâp içinde,
Her sözüm düştü kaleme,
Sancı vurdu kalbime,
Harap eder bu halime..
Kast etme bana vicdan,
Duygularımın yasemin ve leylak kokulu,
Meltem yüzü okşandı,
Sakalım dalgalandı,
Kıyıda minik dalgalar ayaklarımı ıslattı..
Hücum eden bu duygularım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!