Duygularım yüzünden titredim,
Kibar kılıksızlık beni aldattı,
Acı verdi bedenime sözler,
Hafif düşmanlık maskeler taktı..
Çelimsiz hisler,
doymaz, doyamaz, nura doyulmaz, kanılmaz,
ancak nur açıklığı ile yorgun bitap düşer,
doymak değildir, bu en derinden aşk şarabıdır,
dinmeyen haykırış, mutluluğun sancısıdır..
insan doğar, kundaktayken zindana girdiğini anlamaz,
Hava yoğun sis kötümser,
Bulanık anlamlı izleri ,
Karmaşalık yaşlandırıyor beni,
Kara toprağa gidiyorum misafirliğe..
Tek oda ölüm ötesi,
Zihnimin içindeki kapıları açtım,
Sessizliği dinleyip sağır kaldığım fısıltıları,
Duymayı öğrenip kapandım,
Karanlıklar içinde dolaşmaya mahkûm..
Farkettim ağlamadan duramaz olmuşum,
Acıyla yoğruldum,
Cesaretle doğruldum,
Zamanla yoruldum,
Taşlandım, yaralandım,
Kahpeliklerle vuruldum..
Gölgelerim emanetti geçmişime,
Bilgelikle bilgiyi özümsedim,
Kanlar damarlarımda birbirine karıştı,
Çölü dev bir engel gibi zapt ettim..
Güneş çok geçmeden doruğa yükseldi,
Ay ışığında derince mezarlar kazıldı,
Bir ceset..!
Mezardan dışarı tırmandı,
Soluk soluğaydı,
Ceset can acısıyla kıvrandı..
Suçu lisân ettik,
Ayıba örtüyü af edindik,
Utangaçlığı yenmek için,
Yerleştirdim yüzüme en azılı ifadeyi..
Korkunç sessizlik korkunç,
Yanmakta olan yıldızın,
Ürkütücü görüntüsü yumuşaktı,
Yıldız göklere hâkim, ay soluktu,
Parlak şekilde yanıyordu,
Tüm diğer umutlar sönük kaldı..
Hep diyecek birşeylerim oldu,
Konuşma ihtiyacı, sanki bana dayalı,
Susmalı mı insan, gürültü varken..!
Susmayı dene, gürültü varken..
Çığlıklar ile sesimizi duyurduk, susarak..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!