Isyanım haklıysa,
Günahım masumsa,
Hatalarım affedilir,
Çığlığım derinse..
En sığ yere kulaç attım,
Öfkemi esir etti suskunluğum,
Içimde gizli deli duygum,
Dalga misali törpüler taş yüreğimi,
Ben hiç sükut nedir bilmedim..
Gönlüm kopmaz merhametten,
Batan güneş yine doğardı,
Kaybolan ümitler yine gelirdi,
Adalete dayanamayan kuvvet, zalimdi..
Ben senin kapın oldum, açmadın..
Bilirsin habersiz elvedalar oldu,
Bırak durdum yalnızlığa,
Muhafız her köşede,
Zalimdi nakşeden yüreğime,
Çaresiz kaldım çok kere..
Hırçınlaşır yüreğim,
Bismillah...
Sübhanallah...
El-Hayy, El-Kayyûm...
Ruh bedenden azad oldu, kuruldu asude-i pazar,
Dünya bir rüya imiş, uyandırdı bizi o mezar.
Avlarını en tepeye çıkarırsın,
Yere atıp parçalayıp yutarsın,
Küçük takımlar sana çerez kartalım,
Avrupayı titreten yegane takımsın kartalım.
Siyah gömlek altında beyaz kefen,
Beyin düşlerime aracı,
Düş kurdum yıkıldı,
Enkaz altında güvendiklerim,
Acımasızca silip attım..
Yüzüme güldüler kahkahayla,
Kavrulma hissinin verdiği daimi acı,
Ölümcül dudakların teması,
Sabırsızca titriyorum..
Kızıl ışık hüzmesi altında titreşik,
Nidalar acı sözlere eşlik etti,
Fikrimi özgür bırakıyorum,
Dinsin sancılarım yeter bıktım,
Hatırımdan geçen her fani sorguluyor,
Yazıların neden ağlıyor..
Diriltiyorum tüm aklımda kalanları,
"Mekke’nin kavurucu sıcağında, göğsünde dev kayalar...
Umayye vurdukça O, 'Ahad! Ahad!' diye inledi.
Sıddık geldi, can bedeliyle aldı o nuru, azad etti aşkı.
Yıllar geçti... Resul’ün emriyle Kabe’nin burcuna çıktı siyah inci.
Ezan okudu, yer gök sarsıldı!
Ama o gün geldiğinde... Güneş karardı, Sultan göçtü.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!