hayat bir bulmaca,
köşeye sinmiş, sirki izleyen atmaca,
sahnesinde, paylanço insanlara baksana,
aynı ritimde, ben ayrı telden çalan deli,
ünvanını delil yapıp, günahını örten keriz,
ardında kırık dökük kalplerle bıraktı koca iz..
Ölülere alıştık,
Zoru, yaşayan ölülere alışmaktı..
Sırlar çalındı,
Açığa alındı..
Güven duygusu değildi,
Yüzüm şekilsizleşti,
Aldı kül rengini,
Terlerimden vücudum parladı,
Dudaklarımdan pisliği sildim..
Bilmeceler uydurdum,
Güneşin fermanı şafaktı,
Yavaşça fısıldadım,
Dudaklarım birbirine sarıldı,
Sözler kulaklarım içinde uğuldadı..
Şeytanın günleri sayılı,
içimi, kalemle aracı etmekten bıktım,
çare gelmez ki, tek dostum onlardı,
konuştuklarım, anlaşılıyor olsaydı,
anlardı zaman beni..
yalanları duymaya alıştım,
Gönlüm beyaz kefene sarılıydı,
Ellerim semavi göklere telâşla açıldı,
Ağıtlarım artık yasta,
Dalgalarla rüzgârın dövdüğü umutlarım..
Çıngıraklı kahkahalar atıldı,
Güneşin soğuk fırtınası,
Güneşe bakan umutlar,
Doğar mı umut çocukları,
Mutlu olur mu yalnızlıklar..
Geceyi aldık koynumuza,
Sırtımı kemiksiz duvarlara dayadım,
Güvensiz tohumlar bu kadar mı yalın,
Aldatır küller içindeki yabancıyı,
Üşüyorum büklüm boynum kırık, kırgın..
İçtimai alaka ve hayranlığı,
Acı bir mücadele yaşandı,
Telaşlardan sıyrıldım,
Türlü acılar çekmeye başladım,
Tatlı sözlere kayıtsız kaldım..
Yüzümü ellerim arasına gömdüm,
Hep yanımızdaydı ölüm,
Akıl karışıklığına sürüklendim,
Parlak ışık karanlığı deldi,
Korkunç bir sessizlik çöktü..
Yüzlerinizi açığa vurun,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!