"Mekke’nin kavurucu sıcağında, göğsünde dev kayalar...
Umayye vurdukça O, 'Ahad! Ahad!' diye inledi.
Sıddık geldi, can bedeliyle aldı o nuru, azad etti aşkı.
Yıllar geçti... Resul’ün emriyle Kabe’nin burcuna çıktı siyah inci.
Ezan okudu, yer gök sarsıldı!
Ama o gün geldiğinde... Güneş karardı, Sultan göçtü.
Bilal çıktı minareye, 'Eşhedü enne Muhammede'r-Resulullah' dedi...
Sesi titredi, boğazı düğümlendi, hıçkırıklara boğuldu Medine!
Okuyamadı... Resul yokken ezan öksüz kaldı..."
Kızgın kumlar şahittir senin o "Ahad" deyişine,
Melekler hayran kaldı o nurlu direnişine.
Ebubekir yetişti, bedel ödedi canına,
Aldı seni götürdü, Sultan’ın o yanına.
Kabe’nin üzerinde yükseldi yanık sesin,
Sen İslam’ın hürriyeti, sen en güzel nefessin.
Rengini değil, kalbini sevdi senin o Nebi,
Sensin o büyük sevdanın, en dertli sahibi.
Ey Bilal-i Habeşi! Aşkın müezzini,
Yüreğimizde taşıyoruz senin o nurlu izini.
"Muhammed" derken boğazın düğümlendiği o an,
Seninle beraber ağladı sanki koca cihan.
Ya Bilal! Ya Müezzin-i Resul!
Sana selam olsun, ey kalbi makbul!
Vefat haberi geldi, dünya sana dar oldu,
Medine sokakları, sessiz bir mezar oldu.
"Ezan oku" dediler, çıktın o minareye,
Baktın Resul’ün yerine, döndün bir avareye.
Adını anamadın, sesin bitti, sözün bitti,
Gönlündeki o güneş, ebedi nura gitti.
Şam yollarına düştün, hasretle yandı sinen,
Senin bu büyük acın, hiçbir zaman dinmeyen.
Hiç kimse susturamadı o ezan sesini!
Resulullah'ın aşkıyla verdin son nefesini!
Sadakat abidesi, siyahın en ak hali,
Cennet bahçelerinde senin eşsiz misali!
Duyulur hala o yanık ses, arşın en ucunda...
Bilal-i Habeşi...
Radıyallahu anh...
Kayıt Tarihi : 20.04.2026 11:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!