Boğuk bir çığlık, kim duyar bilmem...
Kalemin ucunda isyandı biriken.
Masum çağımda vurdu bir kader,
Dilimde izi kaldı, bitmedi keder.
Sandım insanlık derdime yâr olur,
Bir sigara dumanı gibi hayat,
Yoğundur sonra dağılır,
Yoklukta kaybolur boşlukta salınır,
Ağızda ise tiksintili bir tat..
Hayat yorgunluk demek,
Hayır söylemedim ben,
Söylenmişti herşey zaten,
Lügatlerde yazılıymış önceden,
Yazılara ertelenmiş sadece..
Yüklendim kaderi omzuma sömürdü beni hain,
Kalbim sedyede,
Yolcu ölüme,
Hatırla sancı çektim,
Riyalı mutluluk attı çelme..
Yapay samimiyetsiz vaatler,
Başım eğik, gözlerim yerde,
Fısıltılarım çığlık attı,
Fırtına gibi hayır seslerini duydum,
Bir çığlıkla boğuldum..
Sesim umutsuzluk hıçkırığıyla yükseldi,
Acım hâlâ tazeydi,
Rüyâ değildi gerçekti,
Rüzgâr sesi keskinleşti,
Haykırdım anlamsız sözleri..
Duygusuz timsahlar,
Zalimlik vicdanlarımıza ağırlık yaptı,
Sular yoktu artık çağıldayan öfkeyle,
Zihnimde özlemler oynaştı,
Gözlerimi kapatıp dişlerimi sıktım..
Sürekli bir gizlilik perdesi,
Bir savaşta kâfirin birine,
Tam kılıcını saplamak üzere,
Veli olana tükürdü Ali'nin yüzüne,
Tükürdü secde ettiği yüze..
O Ali hemen kılıcını attı,
"Sert bir kılıç çekilme ve ardından yankılanan Zülfikar"
Kâbe'nin bağrında doğan bir güneş,
Cesaret burcunda bulunmaz bir eş.
"Lâ fetâ illâ Ali" dendi göklerde,
Zülfikar parlar her bir seferde.
"İffet kalesi, sabır deryası, Resulullah'ın göz bebeği...
Yeryüzünün en şerefli hanımı, cennet hanımlarının seyyidesi Fatı-ma, işte kalemimi yine en derin hüzne batırdım dinle"
"Odaya girince güneş açardı Medine’de...
Peygamber Efendimiz ayağa kalkar, 'Parçam geldi' derdi.
Alnından öper, onu kendi yerine oturturdu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!