Kahramanca birer ölümü olmalıydı,
Fedailerin içerisinde bir çıkar olmalıydı,
İçindeydim şimdi koca bir amfiteatrın,
Bırakmalı bölgeyi belli belirsiz aydınlatmayı..
Sahnesine asırların tozu sinmiş,
Öğretmenim yalnızlık oldu,
Odam mektebim,
Kitaplar rehberim,
Aklım Hûda'da mabedim..
Kalemim lisanım oldu,
Huzursuzluğumu kontrol altına aldım,
Şimdi yalnızca hıçkırık sesleri vardı,
Sesimdeki yalvarışın farkındayım,
Duygum kamuflaj boyasıyla boyandı..
Ötede bekleyen ölüme aldırmadan koştum,
İstanbul'un gölgesi düştü yine sokaklara...
Sadece bir sitem değil, bu ruhun gürültüsü.
Ben Afşin...
Sadece yaklaşıyorum.
Anı yaşa.
Dinle.
fırtınam beni kavurur,
kül eder rüzgara savurur,
rüzgarın hırçınlığı değil,
sakinliğin masumiyeti vurur..
hayat değil, sen beni canileştirdin,
Bugün yarından hep çıkar aradı,
Dünlerimi başım altına yastık yaptım,
Düşler yaralı, imdat arkadaşı,
Düşene tekme attı şu insan kayıpları..
Ben kendimi kaybettim,
Yanlışın dehlizinden karaya vuran dalgayım,
Kaybettiklerimin acısını taşlardan çıkardım,
Her hatadan sonra affa sığındım,
Oysa aklımın meyvesi tefekkürdü,
Aradıklarımı kaybettikçe sancılandım..
Merhabası hoşçakalına nefer,
Güneş sıcaklığı tepeden,
Rüzgar cehenneme teslim,
Rötar yapar ölüm isyana..
Yalvarmak nedir kime,
Içim buruk bayım,
Dokunma yanarsın,
Lav ateşiyle çehremi sardı,
Af et diye gözlerinde kaynadım..
Hayat sınavımı verdim,
Ufkumu örten sarı bir buluttu,
Bulut, ışık parıltılarıyla delinirken,
Bulutların güneşin savaş silahlarıyla,
Yansımasını gördüm..
Yaprak açmış bir akasya ağacı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!