Islak giysilerimden titredim,
Düşler rahatsız edici,
Sıkıcı rüyâlar gibi,
Yarınlar ihtirasla süslendi..
Sonbahar fırtınasında yaprak gibi,
Sığdırdım okyanusu damlanın içine,
Sükût lütfu dileyen eldi,
Hakkım yatar tercihimde..
Kalbimi sömürdü üzüntüm,
Güneşin izleri düştü,
her ne kadar belirgin olmasada,
kömürden kalemle, beyaz kâğıtlara
kâbuslarımı şekillendirince,
manzarası görünür tüm heybetiyle..
hayatımı kirlettim, her manzaramla,
Cehennemde soğuk rüzgâr,
Pis kokulu rüzgârlar cızırdayarak,
Dudaklarım kanayana kadar,
Vahşi feryatla fırladım..
Yaşları savmak için gözlerimi kırpıştırdım,
Hâyâllerimi zengin ettim,
Başka bir şey bilmedim,
Düşlerimi kirlettim,
Zihnimi boşluklarla kemirdim..
Adım adım yürüdüm,
Çabalarım hüsrana düştü,
Ben buradayım, ben varım,
Kaldırdım düşen çabamı,
Var olamadım..
Düşündükçe yitirdim aklım,
neler yaşadığımı bilemezsiniz,
beni mezara gömdüler,
baktım kabirdeydim,
üç kişiyiz ve ameller,
neye niyet, ne kader,
neyi istedik, ne olduk,
toparlayamadım seni,
bir yazgı misaliydi,
hep başa döndük, bilemedik..
alıştım, yılların azizliğine,
hicazetimin küskünlüğüne,
Yıldırımlar gürlese sönük kalır karşısında,
Dinler aslan gibi kükremesini şu koca sema,
Sinelerde yıpranır sonu gelmeyen fırtınalar,
Yılmaz bünyesiyle şanı onun Türk'ün Askeri..
Çığlıklar yırtıldı, revan oldu mazlumun nigahbanı,
Gökyüzünde ay ile yıldız,
Şehidimin kanı boyuyor kainatı,
Gül rengiyle süt gibi beyaz,
Ziyneti kanlı kefen, örtüyor dağı taşı..
Can-ı verdiler vermediler bir çakıl taşı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!