Adnan Deniz Şiirleri - Şair Adnan Deniz

Adnan Deniz




Nazlı nazlı akıp gidiyordu Göksu nehri...
Sanki olup bitenden haberi yoktu. Sanki tek kendi dökülüyordu Akdeniz’e.
O gün çok güzel bir gündü. Birde sıcaktı ki sormayın. Kim bilir di ki bir çocuk suyu gidecek, bir anne feryat edecek, bir şehir hepten üzülüp, ağıtlar söyleyecekti.

Devamını Oku
Adnan Deniz



Gece olunca, ne kadar kaybolan sesler varsa, başımıza üşüşürler. Aman yarabbi ! ne kadar da gerçek gibidirler. . Kimilerinin emir verdiği cümleleridir kulaklarımızı tırmalayan, kimilerinin özür dileyen hüzünlü ses dalgalarıdır gelip, kulaklarımıza dolan. .Kimilerinin öğütleridir, yanıbaşımızda bizlere fısıldayan.
Onlar, çoktan terketmişlerdir yeryüzünün bu şaşalı mekanlarını, ama işte bir hoş sedaları kalmıştır, kulaklarımızda dolanıp duran.
Sesler, sevdiklerimizin sesleridir, her gece çok uzaklardan bizlere seslenenler. Onlar ne kadar gitselerde bizlere bıraktılar anılarını, yüzlerinin güzelliklerini, onlar ne kadar gitselerde bizlere bıraktılar dünya kadar öğütlerini. Bizlere bıraktılar her gece kulaklarımıza çarpan seslerini.
Onların gezer sesleri her gece, gökyüzünün sonsuzuklarında. Onların baktığını hissederiz bizlere bir yerlerden. Onların anlarız ne dediklerini,o güzelim öğüt lerinden,anlarız bize kalan seslerinden.

Devamını Oku
Adnan Deniz



Tılsımlı cümleler söyleme bana
Acizliğime ver ağıtlarımı gök.
Varlığım çaresizliğini oynarken
Suskun puskun ,

Devamını Oku
Adnan Deniz



Feke minibüsü,kıvrıla kıvrıla uzun ve dolanbaşlı bir yoldan gidiyordu.münibüsün içindekilerin bir kısmı sabah mahmurluğunu üzerlerinden henüz atamamışlar bir kısmı ise halâ uyku sersemliği içerisinde esnemeye devam ediyordu.
Minibüs şoförünün "paraları topluyoruz beyler "demesiyle yolcular kendilerine geldiler.Bu sırada şoför,seksenlerden kalma bir müziği açmış,yolcular mecburiyetten bu müziği dinliyor yada dinliyor gibi görünüyordu.
Minibüs,çoktan takavuta ayrılması gerektiğini her yokuşta belli ediyor,bağra çağra
Beni artık bırakın diyordu.Münibus şoförü' nün yaşı altmışlara dayanmış,emekliligin üzerinden en az on yıl geçmişti.Minibüs ve şoför birbirlerini gayet iyi tanıyor ve biliyordu.

Devamını Oku
Adnan Deniz

FEKE MİNİBÜSÜNDEN KOZAN BARAJI

Feke minibüsünün camından dışarıyı seyrediyordu Adam.Feke barajındaki doluluk oranını görünce -- "Maşallah,baraj ağzına kadar dolu"
Diye bir sevinç nidası geçti içinden.
Çok güzel hayaller bir filim şeridi gibi geçiverdi içinden .Bereketli çukurova toprağı sulanacak,ekintiler suya doyacak ve çukurovada verim artacaktı.Halkımız bol bol ürettiklerini ucuza yiyecekti.
Tam hayaller içindeyken Kozan barajına gelmişti Feke minibüsü.Baraja bir göz gezdirdi.Barajda ki sular varlığının en alt seviyeye inmişti .Sanki barajın içindeki balıklar "Bizi kurtarın ey insanoğlu" diye bağrışıyorlar,barajdaki canlılar sanki hayatta kalma mücadelesi veriyordu.Adamın gözlerinde ki o güzelim hayaller birden kuruyuverdi.Bir umutsuzluk doldu içine.Şimdi bakalım ne olacaktı.Bir damla yağmur bile yağmıyor diye gözlerinden iki damla yaş döküldü o tertemiz suratına.O kadar çok üzülmüştü ki Kozan Otogarına geldiğinin farkına bile varmamıştı.Ağır ağır indi Feke Minibüsünden,Otogara bıraktığı arabasına bindi.Bir müddet sessizce oturdu arabasında.Insanoğlu kendi sonunu hazırlıyor diye düşündü Adam.Evine ulaştığında hala kozan barajının kuraklık halini düşünüyor ve içten içe bu duruma halâ çok üzülüyordu.Yarın yine binecekti Feke Minibüsüne ve yine görecekti Feke ve Kozan barajını.Yine sevinecek, yine üzülecekti.

Devamını Oku
Adnan Deniz



Nazlı gelin gibi
Akıyor göksu
Göğsüne gül takmış
Şirin Feke'nin

Devamını Oku
Adnan Deniz



Dağlarımın dumanı
Üsten gidiyor üsten
Ne olur bir gülseydin
Bir şey olmaz gülüşten

Devamını Oku
Adnan Deniz



Minicik sevimli bir köpekti Figo. Ona süt verdiler önce, sonra okşadılar. Figo kuyruğunu salladıkça hoşlandılar. Havladıkça çok güldüler. Evlerine bile aldılar Figoyu.
Çok mutluydu figo. Oyunlar oynuyor, sağa sola zıplıyordu. Neşeyle ve sevinçle "insanlar ne iyi “ne güzel bu insanlar “diyordu.
Birden her şey değişti. Evin küçük beyi, tekmelemeye başladı figoyu. Oyun sanıyordu bunu Figo. Üstüne atlıyor küçük beyin, havalara zıplıyordu. Biraz büyümüştü Figo. Bahçeye attılar önce. Sonra tasma taktılar boynuna. Önüne etsiz kemikler yığdılar. Evin küçük beyi lütfederse bazen gelip oynuyor, bazen tekmeler savuruyordu. Ne olduğunu anlamadı Figo. Neydi bu Haller, sevgi değil, aşk değildi bu. Düpedüz bir işkence haliydi yaşadığı Figonun. Sonra Mahalle çocukları Figoyu taşladılar kahkalar atarak. Havladı, avladı ama gücü yetmiyordu Figonun baştan sona şiddet kokan haksızlığa.
Bir gün teneke bağladılar kuyruğuna ama ne çok acıyordu kuyruğu, aldırmadı. Ev sahibide bakmaz oldu yüzüne Figonun. Bir gün çözdüler zincirlerini Figonun, sokağa bıraktılar. Önce hoşlandı bundan Figo. Aç kalınca anladı sokakta kalmanın yalnızlığını. Hava soğuk ve karnı açtı. Günlerce dolaştı Figo. Karnı karnına geçmişti. Çok açtı hülasa. Ellerine baktı herkesin, ekmek verirler mi diye. İnsan kardeşleri yüzüne bile bakmadı Figonun. Hep dedikleri şuydu “Hoşt köpek. Kim bırakır bu itleri böyle sokağa. Ya bir çocuğu ısırırsa!"

Devamını Oku
Adnan Deniz



Günaydınlı meltem rüzgârları
Eserken üzerinde,
Tılsımlı dualarla arkandan
Seslendiğimden haberin olmuyor.

Devamını Oku
Adnan Deniz




Bir daldan
Bir yaprak koptu
Bu gece!

Devamını Oku