Kıyısından hayatın,
Tutuvermiştik.
Haberi yoktu onun
Haberi yoktu.
O kadar farkında değiliz ki hayatın, her gün işlerimiz var bitiremediğimiz. Hâlbuki işlerimizin yapılış amacı öncelikle iyi bir hayat sürmek, insanlarla diyaloglarımızı önemsemek ve özellikle ailelerimize önem vermektir.
Bizim yaptığımız ise işlerimizin arkasına gizlenip, çoğu önemli işleri ertelemek oluyor. Örneğin Çocuklarımızla ilgilenmek, yakınlarımızı ziyaret etmek, kendimize zaman ayırmak gibi.
Hayat girdabında bezirgân hayatı yaşamak ya da yaşadığının hiç farkına varmadan dar bir alanda paslaşmalar yapmak! Sanırım şu geçici dünyada bizlerin neleri kaçırdığının göstergesi oluyor.
Her gün akıllarımızdan çok şeyler geçiyor. Özlediklerimiz, ellerinden öpmemiz gerekenler,
Mezarlarını ziyaret etmemiz gerekenler, Bizlerden hayır dua bekleyenler! Göçüp gidiyor insanlar sonbahar yaprakları gibi, savruluyorlar bilinmedik yerlere, Haber bile veremiyorlar. Bizlerde göçüp gideceğiz bir gün ve gözlerimiz hep arkada kalacak… Biliyoruz ki yapmamız gereken, hayatımızı düzene koyup zaman ayıramadıklarımızı bir gözden geçirerek onlara zaman ayırmaktır. Çocuklarımızın isteklerinin parayla sınırlı olmadığını, onların aile sevgisine ihtiyaçlarının olduklarının farkına varmalıyız. Evimizin kedisinin veya bir köşede durup duran çiçeğimizin bile bizim sevgimize ihtiyacı olduğunu unutmamalıyız. Yaşlanmış anne ve babamızın ya da hısım akrabamızın bizler için tükettikleri ömür için bir ahde vefa göstermek gerekmez mi? Onları önemsediğimizi göstersek ne kaybederiz ki… Yakın akrabalarımızı, komşularımızı ziyaret etsek, onların dertlerini, sevinçlerini paylaşsak acaba dünyadan daha az mı zevk alırız? Şu anda yaşadığımız yani var olduğumuz hayatın bi r gerekçesi yok mu sizce?
Girdiğimiz ortamlarda güler yüzlü olmaya dikkat etsek, insanların yaşama arzularının ve sevinçlerinin devamı için bunun ne denli önemli olduğunu anlayabiliriz. Hayat tek düze yaşam silsilesi değildir. Kendimizi bir ırmağın sularına kaptırıp, devamlı çırpınmakta olan kişilerin konumundan acilen çıkarmamız gerekir. Bir gün ırmağın nazlı nazlı akışını izlerken bir gün içerisinde yüzmeli bir gün gerekirse ırmağın sürüklediği odunları toplamayı bilmeliyiz. Gerekirse ırmak kenarında piknik yapmalı, balık avlamayı bilmeliyiz.
Hep başkalarının yaşadıklarını seyreden insan,nehire girmeden yıkanmayı düşünen insan gibidir.Nehire girmek ıslanmayı,yüzmeyi
Mücadeleyi gerektirir.Mücadele etmenin hem hazzı hemde riski vardır.Riske girmek insanlara hazzı da beraberinde getirir.Kaybetmek dahi insanlara çok büyük bir ders verir.
Her kayıp en büyük tercübedir.Tercübe geleceğe daha güvenli adım atmaktır.
Yalnızca yaşananları seyretmek,suya sabuna dokunmamak,yaşamaktan uzaklaşmaktır.Mutlu olmak,hayatın ta içinde
Yetmişlerden kalma o parka gittim dün. Hiç bir şey değişmemiş, nedense şaşırmadım günden beri hâlbuki neler değişti gitti bir bilsen. Mesela biz değiştik, benim bildiğim.
Şimdi insan olmak vardı dedi bir hayvan
Bir baktı sonra kendine döndü utandı!
Bir sürü insan vardı çok acele
Hayvanlaşmaya çalışan....
Yaprakların sararması ve dökülmesi acaba aklınıza neleri getirir?
Yapraklar sararır ve dökülür, insanların ise benzer bir şekilde saçları beyazlar ve dökülür.Sonbahar hüzün mevsimidir, yaprakların dökülmesi de bir hazandır.
İnsanların son demlerini yaşaması hazan mevsimini andırır ve hüzün barındırır.Yaprakların dökülüşünün geri dönüşü olmayışı gibi insanların gidişlerinin de bir dönüşü yoktur. O yüzden ağaçların yapraksız kalması ile kişilerin evlerinden ayrılmaları aynı hazan ve hüznü içinde barındırır.ikisinde de ortak noktası özlem ve ayrılıktır.
Çakmak çakmak…
Umut çakıyordu gözlerin,
Dilin başka gözün başka diyordu.
Dilinle gözünün birlik olduğu gün,
Uçacaktım mutluluktan.
Hep aynı yollardan geçiyor insan
Hep aynı türküyü mırıldanıyor
Hikaye hep aynı bitiş hep aynı
Hep aynı çaresiz kalıyor insan
Hep bir şeylerin peşindedir insanoğlu. Tarif ederken hayatı, elde etmek üzerine kuruyoruz bütün hayallerimizi. Koşturmacalar hep ben odaklı. Yarışmalar birincilik üzerine. En güzel olanını kendimize layık görüyoruz. Her şeyi bizden başkası bilmiyor!
Paylaşmayı bilmiyoruz mesela, Bilmemekten çok istemiyoruz. Kıskanıyoruz, hakkını teslim etmiyoruz kimsenin. Samimi davranışları terk edeli çok zaman olmuş. Sahte yüzler takınılmış maskelerden. Diller yalana pelesenk olmuş. Pişmanlığın artık yüzü hiç kızarmıyor.
Yığınla mal yığmışız önümüze. Bire bin katmakla meşgulüz. Gözlerimiz kararmış hep ben demekten. Gülümsemeyi unutmuşuz. Eğlenmek dahi artık rol icabı. İnsanlar kendilerini kandırmakla hayli meşgul. Başkasını kandırıyorum sanarak bütün günahlara gark oluyorlar.
Bütün bunlar iyi yaşamak için güya. Dost kazanmadan mutlu olunmayacağını öğrenmeliyiz önce. Demir kapılının ağaç kapılıya muhtaç olabileceğini unutmayacağız. Mutluluğun paylaşmaktan geçtiğini öğreteceğiz önce. Yarışmadan çok çalışmanın ve başarmanın zevkine varacağız. Güzellikleri yalnızca maddede aramayacağız. Güzelliği fark edip mutluluğu yakalayacağız.
Başarılı olanı tebrik edip, teşvik edeceğiz. Kıskanmaktan çok paylaşacağız ki mutluluk oyunları değil gerçekten mutlu olabilelim.
Bütün amacımız dünyada ve ahrette mutlu olmak değil mi? O zaman inandığımız gibi yaşayarak, davranışlarımızı ona göre şekillendirmek gerekmez mi?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!