Çocuklar plansız bir oyunun içerisinde anlık çıkışlar yaparak sokakta oynuyor,bir anne kaygılı bir şekilde çocuklarının peşinde geziyordu.
Sokağın köşesinde tekerlekli bir sandalye,içerisinde neyi beklediğini bilmeden
Anlamsız bir şekilde sağa,sola bakınan bir adam yaşamayı sorguluyordu.
Yanlarından geçtiğim kadınlar hararetli bir şekilde kendilerince önemli bir şeyi tartışıyor,bunlardan hiçbiri beni görmüyordu.
Yol kenarlarında karikatür dergilerine konu olacak şekilde giyinmiş insanlar bir an evlerine ulaşmak için hızlı hızlı yolu yürüyordu.
Bir ekim sabahının sessiz ve alaca karanlık bir mekânında yürüyorum. Evlerde sessiz soluklar, sokaklarda ışıklar yanıyor ve çoğu insan uykunun en tatlı rüyasına dalıp gitmişler.
Uyurken herkes ne kadar mahsum diye düşünüyorum. Sanki birazdan kopacak çığlıkların, açlıkların, acıların, mutsuzluğun sebebi bunlar değiller. Birazdan bir çocuk ağlayacak, bir anne feryadı figan edecek, bir baba işe gidecek ve bir çocuk okul peşinde geleceğinin planlarını yaparken, bir genç kız aynada saçlarını tarayacak, daha çok sevsinler diye beni.
Bir çöp arabası geçti yanımdan, üstündeki çöpçülerin yüzleri yaşanmış bütün ıstırapların çizgileri ile dolu doluydu. Bir köpek havladı amaçsız. Köpekliğinin en büyük delilini havlayarak göstermek ister gibiydi. Dişini gösterse de ara sıra ısırma cüretini kaybetmiş sanki sahibine yalvarır bir sesle açlığının dayanılmaz hafifliğini duyurmak ister gibiydi.
Bir horoz ötmeye çalıştı. Genç bir horozdu anlaşılan biraz mahcup ve biraz ürkek, biraz gülerekten kendini sanki tavuklarına kanıtlamak ister bir durumu vardı. Ve tavuklar gıdaklayarak sesleriyle yumurtanın önemini
Hangi şarkıyı çalmamı istersin,
Acı makamından ızdırap makamından.
Sahi en çok düşündüğün neydi?
En son kim çıktı yanından.
Gözlerinde, suskunluğun en hırçın dalgaları cirit atıyor.
Hesap veriyor şimdi, külünü
uçurdugun yangınlar
Buralarda çirkinliğin bini beş para
Balcı Rüstemden bir kilo bal almıştı,Elif bacı.Çokta övmüştü balını balcı Rüstem.Balını
Dolaba koydu Elif bacı ve işlerine daldı.
Bu sırada evin beyi Ali çavuş eve geldi.Belliki
Acıkmıştı.Dolabı açtı,balı gördü.Ne güzelde görünüyordu.
Şöyle geriye bir baktığımızda nelere ne kadar anlam yüklediğimizi, nelere gereksiz üzüldüğümüzü,
Hiç değmeyen kişiler için kendimizi harap ettiğimizi
Çok rahatça görebiliyoruz
Buna rağmen biz insanlar yinede hata yapmaktan. Kendinizi alıkoyamıyoruz. İnsan olmak, işte böyle birşey olsa gerek.
O güzelim hayallerden kur bana
Bak her yanın yine güzelleşiyor.
Avut beni, anlat hep masallara
Kırışmış yüz,
Bembeyaz saç.
Gün doğmuş gün üstüne,
Zamanla yarış mı olur?
Gelecek bir süslü bahar olacak,
Sönük gözlerinde öğle ışığı.
Düşlerin sinecek her günaydına
Yarına bir başka zaman olacak.
Tadını mı çıkarmalı zamanın
Canını mı çıkarmalı...
Zaman çıkarırken canımızı
Oturup ağlamalı mı?
Yoksa yoksa...
Bırakın yaşayalım mı?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!