Ey sevdasına kurban olduğum
Adını anmayan dil olmaz olsun
Dikeninde bile huzur bulduğum
Sana benzemeyen gül olmaz olsun
Ciğerde nefesim, yürekte yaram
RUH-U REVANIM
Niye geldin deme ruh-u revanım
Bendeki seni gör diye geldim
Sanma ki sensiz aşka revanım
Bir kere yüzüme gül diye geldim
Çiçek açmış dalıma kon dedim derme beni
Bilmem ki neydi karın çekip kırdın dalları
Ayrılık sandalına koyup gönderme beni
Dön de bir bak ardına n’olur kır sandalları
Aşkın sahra sen pınar bilsen nasıl susarım
Yalvarırım kapatma sana çıkan yolları
Bak gönül zincirini kırarak sana geldim
N’olur geri çevirme sana açık kolları
Vuslatın saatini kurarak sana geldim
Dinsin diye içimde sevdanın yakan koru
Huzurunda diz çöküp, el açıp yalvararak
Tüm sırlarımı bilen Sır’dan seni dilendim
El pençe divan durup, yaş döküp ağlayarak
Kimsesizler kimsesi Nur’dan seni dilendim
Çaresiz gönüllerin girdiği barınağı
Yetmedi mi yıllarca sabrıma yaslandığım
Olmayacak vuslatın harında uslandığım
Bitsin artık dinmeyen yaşlarla ıslandığım
Güya büyük sevdanın başındaki taç ettin
Bir selamı duymaya bir ömür muhtaç ettin
Kimselere sorma ne halde diye
Göremezler yüreğimde har gizli
Her saat her dakika her saniye
Bilemezler her anımda yar gizli
Bin bir anı baktığım her yönümde
Gitmedi gözümden yârin hayali
Yüzünü yüzüme döndüremedim
Benimdi günahı, suçu, vebali
Talihi başa döndüremedim
Eren var mı bilmem aşkın sırrına
Beni soran herkese bitti artık demişsin
Hayatımdan ben onu sildim artık demişsin
Senden son bir ricam var, senden son arzum olsun
Dudağımdan ismini söküver öyle bitsin
‘’Ne olur gitme’’ desem, yine kalmayacaksan
Beni benden sorma iyi değilim
Gözümde dinmeyen yaşa sor beni
Sokağın kaç adım iyi bilirim
Bastığın toprağa, taşa sor beni
Nasıl geçti onca yıl, bu kadar mevsim
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!