Sen benim cümle düşüklüğüm,
Anlam bütünlüğümün bozulması.
Gece vakti güneş tutulması,
Güneş bundan habersiz...
Goncası açtıkça büyüyen,
Zamanın göreceliğini yitirdiği zamanlardı...
O derece de çekilmezlik ve sıkıcılık kazandığı sıralar...
Gemilerin yalnızlığa sayısız seferlerinden birinde,
Nedense,
Tersanelerin olması gerekenden fazla mesai yaptığının
Farkına varmıştı göçmen kuşlar...
Günler gecelere seni soruyor.
Kapılar sürgülü, mahzun duruyor.
Sensiz bu odalar yalnız kalıyor.
Benim için değil, onlar için dön.
Biliyorum hatamı, üzdüm seni.
Orada bir yerdesin işte...
Seni görmek için krizim tutarsa
Nereye gitmem gerektiğini biliyorum en azından.
Bari bu kadarına izin ver;
Uzaklardan da olsa,
Birkaç saniye için de olsa
Otopsiye gerek yok,
Teşhisimiz belli;
Bu aşkın ölüm sebebi
Kalp yetmezliği.
Çırpındı ellerimde,
Hayal meyal hatırlıyorum yüzünü.
Yalandı ilk günkü gibi aklımdasın deyişim.
Gözlerini unutamam bir tek;
Deniz mavisiydi gözlerin.
Hep masmavi düşler kurardım ya,
Ondan kalmış aklımda.
Anlatabilenlerden olmayı çok isterdim,
Anlatacak daha az şeyim olurdu yalnızlığa.
Daha çok yanlış anlaşılırdım belki,
Ama anlaşamamaktan daha iyi değil mi bu
İçimdeki benlerle?
Yapılacak şey belli aslında;
İncecik bir kar tabakası örtmüş şehrin üstünü.
Gün ağarırken başlayan kar sağanağı henüz durmuş
Güneş bulutların arasından sıyrılıp
Sıcacık gülüşü ile içimizi ısıtmak için
O bildik telaş ve heyecanıyla çırpınırken.
Ve kaldırımda ayak izleri...
Bir şair öldü demişler,
İlgilenmemişsin.
Sebebini bile merak etmemişsin.
Ya da sormayı lütfetmemişsin.
Sana soranlara da
Şiir zehirlenmesidir, demişsin.
Tekini bulamıyorum kalbimin iki yarısından.
Engin içerikli yaşanmışlıklar yetmiyor.
Üzgün kafiyeler karışıyor baş ağrısından.
Diyor yürek aşka tövbe, anılar terk etmiyor.
Asır tutsa da vazgeçmiyor sevdasından.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!