Bir sarı kalemin vardı 17'li yaşlarında
Neler yazdın, döktün derdini bembeyaz kağıtlara
Hiç yaşayanmayacağını bildiğin anılara
Sabahın 4'lerinde meze ettin gözlerini
Bende bir insanım çektim ayrılığın acısını
Bir uzun yolculuktayım
Bitesi yok bu yolun değiştirmek mı lazım?
Bir dağın yamacındayım
Hep aynı yere bakıyor, yardan atlamak mı lazım?
Kimseye anlatamadım derdimi
Geçen gece bir rüya gördüm,
Eskisinden ağır yüküm.
Dünya denen yalın yerin,
Dışı seni içi beni yakar.
Fırına sürdüm ömrümü.
Ağır şartlar altında sevdim ben seni.
Köşküm yoktu, sarayım yoktu.
Aç kalıp, sigara alırdım; özenirdim derdine.
Yakmaya, kibrit yoktu çakmak yoktu.
Gecekondu mahallesinde bir kaç arkadaş.
Kaldık durduk, bir karanlık altında.
Senin karanlığın ki gördüm, bahtından.
Kıyamadığın o ince çocuklara,
Neler aşıladılar, ah bir bilsen.
Kimsecikler dünleri konuşmadan,
Aldanma sakın ha bu manzaraya
Yıkılalı çok oldu bu şehir
Şimdi içimdeki viraneler korkutur seni
Bilmiyorsan, bilme ne istediğim aklımdan değil
Yazsam da yazı, değiştirmiyor bu yazı
Babaya hasımlık olur mu?
Yapma Alp Han.
Baba evlatsız durur mu?
Etme Alp Han.
&
Liseden dostum, işime gelince abi.
Tütün çekti canım, oysaki yeni sönmüştü.
Huyumu bilirsin, herkesten de iyi bilirsin.
Durmak bilmeyen bir beyinle bile,
An oluyor seni anlatmaya kelmimem yetmiyor.
Çok sızlandım sensizlikle bilirsin.
Öyle alışmışım ki sensiz olmaya,
Yanmıyor diye tasalandığın,
O sokak lambasını,
Çok ışıtıyor diye,
Bir gece anlık sinirle,
En parlak anında patlattım.
&
Arap, Kürt, Alevi, Türk...
Farklı milletler farklı milliyet.
Tabelalarına yazarken başka dil,
Hala bizim misin Antep?
&
Sözde sığınmacılar kuyumcu açmış,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!