Yalanı esirge dilinden,
Günü gelir çıkar ortaya.
Ortaya çıkmasından korkuyorsan sadece,
O, yücesidir kainatın bilir; söyleme.
Kim vardır ki yalanı ile övünen,
Eski beyaz bir gömlek giydim,
Bu gün içim huzurla doldu.
Akşam oldu eve girdim,
Mahcup bir yorgunluk çöktü.
&
Yorulabiliyormuşum! Ne büyük kazanç.
Yüreği yanıyor amcama,
Etme abla gideni kim getirebilmiş?
Dil kabul ettim diyor gittiklerini,
Ama alışamadım hala yokluklarına...
İnan bana abla, bakma yaşıma.
Az önce söyleyecektim, içimde tuttum.
Olur ya bir gün düşersem aklına,
En sevmediğin halimle hatırla.
Olur da bir gün kanaat getirirsen korktuğuma,
En efendilik çağlarımla hatırla.
Yanlış yok! Bildiğin gibi her şey.
Ferah yaşa, unutamadım seni.
Ferah yaşa çünkü;
Senden başka unutamayacağım olmadı.
Senden başka gözlerimi samimi kısan,
Senden başka kalbimin yükseldiği olmadı.
Hepsi birer avuntuydu...
Sultana Ferman yakışır
Olmaya devlet içinde devlet
Sevmeyen aklımı karıştırır
Olsun onlar bu dünyada bedbaht
Uyan şifan şiirdedir
Hangi köşeyi dönünce rastlaşacaksın umutla
Hangi ovada atacaksın atından kederlerini
Ne zaman ellerini açtın da göğe
O sana hatırlatmadı kendini yağmurla
Çılgın arzularını bir yana bırak
Bilmiyorum derdin nedir?
Yoksa hayata mı küstün
Bizi vurdu boran yelleri
Yitirme ümidini yakup
Kelimeler anlatamaz garipliğini
Köyden şehre göç
Ortaokulda ilk okul günü
Okul çıkışı nerden baksan kırk kişi
Nefes nefes kovalamaca
Gecekondu mahallesi
Köy çocuğu şehirde yakalanır mı?
Kitabın ortasından,
Gece yarısı bankı...
Zikrin kuytusundan,
Bir garip zihin fırtınası...
&
Dolu vurmuş hasadıma,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!