Neredesin ey idrak, nere gittin ey izan?
Siz gideli kalpleri, ifsat etti su-i zan!
Yetsin artık şu hasret, yetsin cana ayrılık!
Etmezseniz siz avdet; dönmez bize hüsn-ü zan!
Nere gitsen var ölüm;
Ondan kaçmak beyhude!
Madem öyle sen gülüm;
Havf etme de gel; “ Hu” de!
O yepyeni doğuş iken;
Cennetlere ağış iken;
Rahmet sana aguş iken;
Ne korkarsın ki ölümden?
Hak beriyken her zulümden!
Gavur etmez mü’mine, senin bana ettiğin!
Nedir kinin garazın, nedir senden çektiğim?
Dost musun düşman mısın, bilemedim vasfını?
İnan bana ey nefsim; bu hususta şekteyim!
Helal varken her daim; yap diyerek haramı;
Arıyorsan bir rehber; nefse uyma dine uy!
Nefse uyan sonunda, nadim olur bilesin!
Dine uyan bir kulda, kalmaz asla fena huy!
Dindar ol ki ey gönül; ilelebet gülesin!
İnsan ömrü çok kısa;
Fırsatlarsa gayet az.
Böyle iken hak yasa;
Tövbe için etme naz!
Kandil bunlardan biri!
Kindara bak kindara!
Kin kusuyor dindara!
Zannederim bu nadan;
İster düşsün din dar’a.
Dinden cüdayken âdem;
Memat denen gerçekten, muaf sanman bir şeyi!
Haktan başka her varlık, tadacaktır o şeyi!
Atomlardan evrene, küllü nefis ölecek!
Ve hayatta sadece; Hayy-ı Kayyum kalacak!
Bu günlerde revaçta, bir garabet anane;
Kul kendini düşünmez, hesaplar kıyameti(!)
Ey akıllı kardeşim, şu dünyadan sana ne?
Ensendeyken o ecel; çok mu mühim de; ati?
Yeter artık halt yeme!
Batıl şeye Hak deme!
Asıl lütfen şu geme!
Kendine gel kendine!
Dön yönünü sen dine!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!